Neydi O Kadınların Mesleği?Neydi O Kadınların Mesleği?Boya küpünden yeni çıkmış muhtemel takma isimleri serap ve selen olan iki esmer kadın durakta tüm işveleriyle gülüşüyorlardı. Gözlerinin içi boşalmış bu iki kadın başka çareleri yokmuşçasına müşteri bekliyor gibilerdi. Bir dolmuş gelecek onları ve çaresizliklerini alıp götürecekti. Güneş gözlüğüm gizlerken bakışlarımı dikkatle dinliyordum konuşmalarını.Çirkin gülümsemeleri ardında ne vardı belki çocuk olmamış ruhları veya kamçılanmış yaşamları. Çözemiyordum onları ama dikkatimi çoktan çekmeyi başarmışlardı. Sadece benim mi? Hayır! Bir adam vardı başlarında, iplerini çeken bir adam. Tırnakları yaşından daha yaşlıydı, bir hayli sarıydı. Ter kokusu sıcakla birleşip yüzümü buruşturmama yetmişti, eski gömleği ve pantolonu orta halliyim derken cebinden çıkardığı son model telefonu yanıldığımı hissettirdi. Bakımsız yüzü ve saçları ve babacan yüz hatları bir aileyi geçindiriyor izlenimini verse de o iki kadınla ararlında geçen diyaloglar her şeyi yalanlıyordu. Gözümün önünde satmaya çalışıyordu onları bir işportacı aceleciliğiyle. Midem çoktan azıma yol almıştı ki telefonla konuşan kadınlardan birini el işaretleri yapıyordu ve dudaklarıyla “üç deme lan!!” diyordu. Saatleri belirlenen bir kadın ve sahibi. Kadına daha dikkatli baktım çünkü herkesin bakması için elinden geleni yapmış gibi görünüyordu. Kısacık kırmızı şortu kişiliğini ön plana çıkarmaya yetmişti tabi bunu yanına uzun sarı saçları ve dudaklarından taşan kırmızı ruju da eklemliyim. Tüm şehvetiyle sürdürüyordu konuşmasını, bir ara daha da yaklaşıp- nasıl merak ve cesaretse- anlamaya çalıştım. Kadın: - Sen beni alırsın gelince - ... - Haa, fasulyemi artık kullanmıyorum onu, diyerek sırıtıyordu, insan zaafı bir haz için çoktan bir buluşma ayarlanmıştı ayarlanmasına da o fasulye nasıl bir fasulyeydi ki artık kullanmıyordu. (!) Bedenine verdiği zararın boyutunu kestirmem mümkün değildi. Yanındaki kadın onun yanında oldukça pasif ve sessizdi sadece dinliyordu ve belki de iç geçiriyordu. Daha fazla ileri gitmeden frene basmam gerektiğini hissettim ve iki adım geri attım. Neden bu kadar ilgilenmiştim bu hikâyeyle bilmiyorum ama içim acıyordu. Kadındı orda oturanlar dişiliklerini kullanıp işlerini yapmaya çalışan. Bu bir iş miydi, iş ise nasıl bir işti aklım almıyordu. Afallamıştım ve tam o sırada dolmuşumun geldiğini fark ettim ve caddeye çevirirken yüzümü her şey burada koptu, üçlü bir bankın bulunduğu durakta üçüncü yerde oturan küçük bir kız boynunda malum annesinin kullandığı kırmızı uzun bir kolye vardı, sadece boynuna dolanmamıştı, hayallerine, geleceğine de dolanmıştı o sevimsiz adi kolye. Gizli bir gülümsemeyle selam verirken bana bir yandan da , “anne ne zaman gideceğiz?” diyordu titrek ince sesiyle. Hayatımda hiç kimseye bu kadar yardım etmeyi düşünmemiştim. Onu orada alıp götürmeyi o kadar istedim ki ellimi uzatmaya yeltendim ama hemen toparladım ve durdum. Dolmuş gitgide yaklaşıyordu ve ben çaresizce gidiyordum. Kimin kızıydı o? Daha da önemlisi, o kadınların bulaştığı, adını sonunda koymam gerekirse fahişeliğe bulaşmadan nefes alabilecek miydi o? Kız kadınlar ve adam üçlemesinin sonuna gelmiştim ki adam da benimle dolmuşa biniyordu. Son kez kıza baktım ve ilk adımımı attım sanki başka bir dünyaydı o durak, camdan ona bakarken kaçırıyordu gözlerini ve kim bilir daha neleri.. Dolmuşun en arkasına geçen adamı sadece dolmuşta görseydim inanın bana aklıma getirmem çok zor olurdu bu orta yaşın üstündeki adamın uğraştığı bu namustan uzak işi. Baktım baktım ve tükürüğümü ağzımda biriktirip kısa sürede indim. Ağlamak istiyordum ama ağlayamıyordum sesli düşüncülerim ayağa kalkmış, “ne olur kurtulsun o!!” diye mırıldanıyordum. Daha fazlasın olmalıydı ama olmadı. Tüm gece o masum çocuk bakışlarının etkisi altında hüzünle boğdum kendimi. Kaç güzel kız kaç Alabildiğine çirkin bir dünya Annen hangisi peki ya hiç gördün mü babanı? Neydi onun ilk oyuncağı? Kim bilir nerdeydi yatağı… Kaç güzel kız kaç Kaçabildiğin en uzak ve temiz bir durağa.
Yazı Sahibi
Etiketler
neydi+o+kadinlarin+meslegi+ , neydi , o , kadınların , mesleği , deniz , tok , yaşamdan , hikayeler ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Neydi O Kadınların Mesleği? isimli yazı, Deniz İlker Toker tarafından 01.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Banu Neva İlker yazıyı tebrik etti...
Emre Kundakçı yazıyı tebrik etti...
Ecem Çevikdil yazıyı tebrik etti...
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Tuba Bulgur yazıyı tebrik etti...
Dilek Marciante yazıyı tebrik etti...
Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Müjde Özel yazıyı tebrik etti...
Aralık
3
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
2
Kasım
20
Kasım
16
Kasım
8
Kasım
6
Haziran
23
Ağustos
19
Haziran
17
Haziran
15
Ekim
12
Kocaman Bir Yüreğin Ellerindeki Aşkın Hikâyesi
• Deniz İlker Toker • Aşk Hikayeleri • 354 kez okundu. • 6 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||