Nükte / Öğretmenler ve Öğrenciler
Kutsal meslekten bilinen iki öğretmenin ikisinin de otomobili vardı. okula da gelip gidiyorlardı, başka yerlere de! Ama, ne hikmetse, otomobillerinin bakımı için fırsat bulamıyorlardı. Bu iki öğretmen, ders gününün uzun ara zilinde, dört öğrenciyi çağırdılar. otomobillerinin yanına götürüp;
``Bu arabaları gızır gıcır yaparmısınız çocuklar?`` dediler.
Kutsal meslekten kutsallık kapmayı uman öğrenciler, ``Yaparız tabi öğretmenim`` diye cevap verdiler. Sonra, kollarını sıvadılar. Kısa zaman içinde, okulun suyu, fırçası ve süngeri ile öğretmenlerinin otomobillerini tertemiz yaptılar.
Zil çalmış, sınıflara girilmişti. Okulun müdürü, iki öğretmenle dört öğrenciyi makamına çağırdı. Öğretmenlere;
``Lütfen söyleyin efendiler!`` dedi. ``Özel işlerinizi öğrencilere yaptırma hakkınız var mıydı? Hem de okul için kullanılacak malzemelerle!..``
Öğretmenler, bir ağızdan;
``Yoktu elbette Hocam, yoktu!`` diye cevap verdiler. ``Ama biz, onların, çalışkan çocuklar olmalarını istiyoruz!``
Müdür, durakladı. Kafasını kaşıyıp verilen cevabın doğruluğunu, yanlışlığını tartmaya çalıştı. Kaç saniye öylece kaldı, bilemiyordu. Sonra dört öğrenciye döndü. Onlara;
``Neden yıkadınız onların arabalarını çocuklar?`` diye sordu. ``Öğretmenlerinizin işini görmekten memnun kaldınız mı?``
Öğrenciler, hep bir ağızdan;
``E veeet!`` diyerek cevap verdiler. ``Biz, okulumuzda, pis görünen öğretmen istemiyoruz!``
İbrahim Faik Bayav
(26 Şubat 2008)