O Gece 1
21 / 7 / 2008 Pazartesi tarihinde Güngör Demir tarafından eklendi, 95 kez okundu...
“Soğuk bir Kasım akşamıydı. Odamın penceresine vuran yağmur damlaları, gelecek fırtınanın senfonisini çalıyordu. Sokaktaki insanlar, ışık yanınca etrafa dağılan ve gizlenecek bir delik arayan karafatmalar gibi koşuşturma içerisindeydiler. Rüzgar, köşedeki sokak lambasının loş ışığı altında beklemekte olan bir kadının şemsiyesiyle alay edercesine ...” Okuyucu Puanı ;
O Gece 1Soğuk bir Kasım akşamıydı. Odamın penceresine vuran yağmur damlaları, gelecek fırtınanın senfonisini çalıyordu. Sokaktaki insanlar, ışık yanınca etrafa dağılan ve gizlenecek bir delik arayan karafatmalar gibi koşuşturma içerisindeydiler. Rüzgar, köşedeki sokak lambasının loş ışığı altında beklemekte olan bir kadının şemsiyesiyle alay edercesine oynuyordu. Kadıncağız baş edemeyeceğini bile bile, büyük bir gayretle boğuşmaya devam ediyordu. Birkaç metre ileride bir adam, yoldan geçerken üzerine su sıçratan aracın şoförüne küfretmekle meşguldü. Korna sesleri, egzoz gazları arasında ıslak bir gün daha yenik düşmüştü geceye. Yağmur yağdığında penceremden dışarısını izlemek çocuk-luğumdan beri hoşuma giderdi. Beni sıcak ve kuru tuttuğu için odamı severdim. Buğulanan camda küçük parmaklarımla, çocukların hayal dünyasına özgü o ilginç şekillerden çizerdim. Ne garip değil mi ? Şimdi o şekilleri çizemiyorum, hatta hatırlamıyorum. Telefonun çalmasıyla kendime geldim. “Efendim .” “Merhaba Güner. N’aber ?” “Selam Ozi. Ne yapayım, oturuyordum.” “Yalnız mısın ?” “Evet, yalnızım. Neden sordun ?” “Hiç. Canım sıkılmıştı da, belki bir yerlere takılırız diye düşünmüştüm.” “Bilmem. Olabilir. Nereye gidebiliriz ?” “Benim de henüz bir fikrim yok, ama bakarız.” “Tamam.” “Ben alırım seni. Sen hazırlan. Onbeş dakikaya kadar orada olurum.” “Tamam. Görüşürüz.” “Görüşürüz.” Arayan Üniversiteden arkadaşım Özaydı. Teklifini neden kabul ettiğimi bilmiyordum. Bu havada dışarı çıkmayı pek istemiyor-dum çünkü. Yavaş hareketlerle gardrobuma gittim ve kapağını açtım. Ne giyseydim acaba ? Nasıl bir yere gideceğimizi bilmediğim için karar veremiyordum. Sonunda siyah bir kot pantolon ve krem rengi boğazlı bir kazakta karar kıldım. Üzerine kahverengi nubuk montumu, altına da yine kahverengi nubuk ayakkabılarımı giyecektim. Bu kıyafet her yere uyardı. Özay vaktinde geldi. Beni görünce başladı yine takılmaya. “Oooo ! Beyimiz yine herzamanki gibi yakıp kavuruyor ortalığı. Bu ne hal oğlum ? Kız istemeye gitmiyoruz.” “Olsun. Belli mi olur. Belki karşımıza iki güzel bayan çıkar. Façamız düzgün olsun. Bu arada, bana laf ediyorsun ama senin de benden aşağı kalır yanın yoktur.” “Yok be. Senin yanında sönük kalırız.” “Mütevaziliği de elden bırakmıyorsun.” “Tamam tamam. Haydi gidelim.” Özay’ın arabasına ulaştık. Kapıyı açtım ve binmek üzereyken, vazgeçtim. “Bu arabanın hali ne Ozi ? İçerisi leş gibi. Bununla mı dolaşacağız. Ben binmem buna.” “Ne yapayım oğlum ? Temizleme fırsatı bulamadım. Hem bu saatten sonra da mümkün değil. İdare et.” “Olmaz. Çek otoparka. Benim arabayı alıyoruz.” “İyi. Nasıl istersen.” “Ben eve çıkıp anahtarları alayım.” “Olur.” Merdivenlerden koşarak yukarı çıktım ve anahtarları alarak evin arkasındaki otoparka döndüm. Özay beni bekliyordu. Arabaya bindik ve hareket ettik. “Vallahi helal olsun Güner. Araban her zamanki gibi pırıl pırıl. Temizlik konusundaki şu titizliğine hayranım. Mis gibi de kokuyor içerisi.” Cevap vermedim. Farların ışığında aydınlanan loş sokaklarda ilerliyorduk. Yağmur hızlanmıştı. Silgeçler yorulmadan bir sağa bir sola gidip geliyorlardı. Gökyüzü yıldırımlarla yırtılıyordu. Sessizliği Özay’ın cep telefonu bozdu.
Tavsiye Et :
Ekim
4
Ekim
3
Eylül
24
Eylül
16
Eylül
15
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Temmuz
24
Temmuz
22
Temmuz
24
Temmuz
16
Temmuz
17
Temmuz
24 |
![]() |
|
||||||||