O Gece 2O Gece 2“Efendim... Evet... Güner’le birlikteyiz... Ya... Tamam... Hemen geliyorum.”“Ne oldu Ozi ?” “Acele eve dönmem gerekiyor. Beni bırakabilir misin ?” “Tabii. Hayırdır ?” “Misafirler gelmiş. Annem benim de evde olmamı istiyor. Eski aile dostları. Uzun süredir görüşmüyorduk. Beni sormuşlar da.” “Anlıyorum. Ne yapalım ? Başka bir zaman takılırız. Boş ver.” “Evet. Yarın görüşürüz. Nasıl olsa geleceğim sana. Çünkü arabam senin orada.” “Olur.” Özay’ı evine bıraktım ve tek başıma devam ettim yoluma. Saat dokuzu geçmişti ama henüz eve dönmeye niyetim yoktu. Yağmurlu havalarda araba kullanmak hoşuma giderdi. Bu şekilde yol alırken kendimi, Aydın otoyolunda buldum. Nereye doğru yol aldığımı bilmiyordum. Yağmur damlaları ıslak asfaltın üzerinde dans ediyorlardı. Yolu ayıran beyaz şeritler, hızla akıp gidiyorlardı yanımdan. Uzakta, flaşörleri yanan bir araç gördüm. Sürücüsü arkasında durmuş, el işareti yapıyordu. Galiba yardıma ihtiyacı vardı. Yavaşladım ve sağa yanaşarak durdum. Ben kapıyı açana kadar, aracın sürücüsü yanıma ulaşmıştı bile. “İyi akşamlar. Durduğunuz için çok teşekkür ederim.” Karşımdaki, genç bir kızdı. Yüzünde, beni gördüğüne se-vinmiş bir ifade vardı. Saçları, yağmurdan yapışmıştı. Dikkatimi ilk çeken, o tatlı gülümsemesi oldu. Çaresiz ve yardıma muhtaç olduk-larında, şu kızlar ne kadar da masum ve güzel görünürlerdi. “İyi akşamlar. Rica ederim. Sorun nedir ?” “Bilmiyorum. Hiçbir sorun yoktu, ama birden arabanın moto-ru stop etti. Yeniden çalıştırmayı denedim fakat olmadı.” “Hmm. Bir bakayım.” Araca yaklaştım. Beyaz bir Opel Corsa’ydı. Ne sorunu olabilirdi ki ? Direksiyonun başına geçtim ve kontak anahtarını çevirdim. Marş bastı, fakat araç çalışmadı. Göstergelere baktım, benzin ibresi sıfırdaydı. Gülümsedim. Kız bana meraklı gözlerle bakıyordu. Gülümsediğimi görünce, bu gözlerde şaşkınlık belirdi. “İlk arabanız mı bu ?” “Evet, ama..?” İyice şaşırmıştı. “Benzin bitmiş. İbrenin düştüğünü görmediniz mi ?” “Benzin mi bitmiş ? Hay Allah ! Hiç dikkat etmemiştim.” O da gülümsedi. “Yeni aldınız galiba ?” “Evet, birkaç gün oldu. Bu daha ilk kullanışım.” “Bu herşeyi açıklıyor.” “Hangisi benzin göstergesi ?” Bu sorunun üzerine tekrar gülümsedim. Hala yağmurun altında bekleyen ve bunun farkında olmayan kız, biraz utandı. “Bakın. İşte şu.” Kız başını içeriye doğru uzattı ve göstergeye baktı. Parfümü çok güzel kokuyordu. “Poison mı ?” , diye sordum. “Anlamadım.” “Kullandığınız parfüm, Christian Dior’un Poison’ı mı ?” “Aa, evet.” Yine şaşırmıştı. Doğruldu. Ben de araçtan indim. Karşı karşı-yaydık şimdi. Boyu, omuzlarımı biraz geçiyordu. Güzel bir vücudu vardı. “Kusura bakmayın. Sizinle alay ettiğimi düşünmeyin sakın.” “Yoo, hayır. Özür dilemeyin lütfen. Ben yolda kalmayı hakettim.” İkimiz de sustuk. Gülümsedim. Sessizliği ben bozdum. “Bütün gece burada mı bekleyeceğiz ?” “Hayır ama, ne yapacağım ben şimdi ?” “Merak etmeyin. Sizi yalnız bırakıp gidecek değilim. Aracınızın kapılarını kilitleyin ve benimle gelin. Flaşörleriniz açık kalsın.” Bana bakıyordu. Biraz tedirgindi. “Korkmayın. Bir şey olmaz. Sizi geri getireceğim. Birkaç kilometre ileride bir benzinlik var. Oraya gidip sizi buradan kurtaracak kadar benzin alır geri döneriz. Sonra siz yolunuza, ben yoluma. Benden çekinmeniz için hiçbir sebep yoktur.” Kız biraz utandı ve mahcup oldu. “Hayır öyle bir şey aklımdan bile geçmedi.” Geçtiğini ben biliyordum. Manalı manalı gülümsedim. “Eminim geçmemiştir. Haydi gidelim. Yoksa şifayı kapacağız buralarda.” Bir şey söylemedi. O da gülümsedi. Biraz sonra Corsa’nın yanıp sönen sarı ışıklarını arkamızda bırakmış, benzinliğe doğru ilerli-yorduk. Kimse konuşmadı. İkimiz de önümüze, yola bakıyorduk. Karanlık, yakıt istasyonunun ışıklarıyla aydınlandı. Sinyalimi verdim ve içeri girdim. “Siz bekleyin ben hemen gelirim.” “Ben de...” Sözünü kesmiştim. “Dışarısı çok soğuk.. Zaten yeterince ıslanmışsınız.” Bana baktı. Yüzümdeki kararlılığı görünce sustu. Market’ten on litrelik bir benzin bidonu aldım ve içini o değerli sıvıyla doldurttum. Bagaja koyduktan sonra arabaya bindim ve yardıma muhtaç Corsa’yı kurtarmak için hareket ettim. Bu kez susmadık. Konuşmaya o başladı.” “Size borcumu nasıl ödeyebilirim, … şey ?” “Güner. Adım Güner.” “Memnun oldum. Ben de Canan, Güner Bey.” “Ben de memnun oldum Canan Hanım.” Gülümsedim. O da gülümsedi. “Borcum ne kadar ?” “Ne borcu? Borcunuz yok.” “Ama...” “Önemli değil. Ufak şeyler bunlar. Konu etmeye bile değmez. Yapılan iyiliğin karşılığı olmaz.” Bir anlıklık bir suskunluk oldu. “Çok teşekkür ederim. Siz olmasaydınız bu ıssız karanlıkta ne yapardım ben ?” “Rica ederim. O kadar da abartmayın. Yardım etmek için elbette başka birileri de dururdu.” “Öyle demeyin. Gecenin bu saatinde... Hem ne insanlar var. Gazetelerde televizyonlarda görmüyor musunuz ? Size rastladığım için şanslı sayıyorum kendimi. Kötü amaçlı biri de olabilirdiniz.” “Olmadığımı nereden biliyorsunuz ?” Şaşırdı. Ben gülümseyince, o da gülümsedi. “Yok canım. Hiç öyle birine benzemiyorsunuz.” “Emin misiniz ?” “Eminim. Gözlerinizden belli.” Tekrar gülümsedi. Bu arada, Corsa’nın yanıp sönen sarı ışık-ları tekrar görünmeye başlamıştı. Şansımıza, araç, otoyol giriş çıkışının yakınında bir yerlerde, yolda kalmıştı. Hemen çevreyolundan bir dönüş yaptım ve tekrar arkasına yanşıp, durdum. Ben bagajdan bidonu alırken, Canan Hanım da benzin deposunun kapağını açtı. Dikkatli bir şekilde bütün yakıtı boşalttım. “Aracınızı çalıştırır mısınız ?” “Tabii.” Canan Hanım koltuğa oturdu ve kontak anahtarını çevirdi. Motor, boğaz temizleme sesine benzer bir ses çıkararak çalışmaya başlayınca, yüzü mutlu bir gülümsemeyle aydınlandı. “Tekrar çok teşekkür ederim Güner Bey. Bu iyiliğinizin karşı-lığını size nasıl ödeyebilirim ?” “Gerek yok dedim ya. Benim yerimde siz olsaydınız, aynı şeyi yapmaz mıydınız ? Yalnız, bundan sonra daha dikkatli olursanız, böy-le kötü sürprizlere maruz kalmaktan kurtulursunuz.” “Bu olaydan sonra daha dikkatli olacağıma emin olabilirsi-niz.” Gülümsedim. Vedalaşmak için elimi uzattım. O da uzattı. Yu-muşacıktı elleri ve sıcak. “İyi yolculuklar Canan Hanım.” “İyi yolculuklar Güner Bey.” Arkamı döndüm ve arabama doğru yürüdüm. Tam kapıyı açtığımda, bana seslendi. Başımı ona doğru çevirdim.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı O Gece 2 isimli yazı, Güngör Demir tarafından 24.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
27
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
9
Kasım
4
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Temmuz
24
Temmuz
22
Temmuz
16
Temmuz
24
Ağustos
12
Temmuz
17 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||