O Gece 3O Gece 3“Güner Bey.”“Efendim.” “Sizi alıkoyuyorum, kusura bakmayın. Bu benzin beni Kuş-adası’na kadar götürür mü acaba ?” “Merak etmeyin rahatlıkla ulaşırsınız oraya, ama yine de içi-niz rahat değilse, ben sizi arkadan takip ederim. Çünkü ben de oraya gidiyordum.” “Gerçekten mi ? İnanın bana, bunu duyduğuma çok sevin-dim.” Gülümsedim. O da gülümsedi. Demek Kuşadası’na gidiyor-dum. Olsun. Değişiklik olurdu. Uzun zamandır gitmemiştim oraya. Yola çıkmıştık. O önde, ben arkada. Acemi olmasına rağmen iyi kullanıyordu. Süratliydi de. Yüzelli kilometre hızın altına pek in-miyordu. Birden flaşörlerini yaktı ve sağa yanaştı. Ben de hemen arka-sında durdum. Arabadan indi ve yanıma geldi. Pencereyi açtım. “Bir sorun mu var ?” Gülümsedi. “Hayır. Şey soracaktım... ” “Evet.” Soran gözlerle ona bakıyordum. Tekrar gülümsedi. “Cep telefonunuzun numarasını alabilir miyim ? Yoldayken sizi ulaşmam gerekebilir belki. Yani hiç belli olmaz. Şey... En azından daha rahat hissederim kendimi.” Bu kez ben gülümsedim ve numaramı verdim ona. Aslında bu durum benim de işime gelmişti. Çünkü ondan hoşlanmıştım. Güzel bir kızdı. Acaba hayatında biri var mıydı ? O da benden hoşlanmış mıydı ? Şu an, bana muhtaç olduğu için mi, böylesine ilgiliydi benimle ? Ben bu soru işaretleriyle boğuşurken, tekrar hareket etmiştik. Önümde adeta süzülür gibi ilerliyordu, Corsa’nın içindeki o güzel. Yaklaşık yirmi dakika sonra, karanlıkta tek başına yol almaktan sıkılmıştım. Onu görmek istiyordum. Bir kez daha bakmak istiyordum o güzel yüzüne. Sol şeride geçtim ve hızlandım. Yanında beni görünce önce şaşırdı, sonra selam vererek gülümsedi. Gülümsemesi gerçekten de çok tatlıydı. Neler oluyordu bana ? Ondan etkilenmiş miydim ? Hatta, adından ve cep telefonu numarasından başka bir şeyini bilmediğim bu güzele aşık olmak üzere miydim ? Düşüncelerimi frenledim birden. Yanlıştılar. Bilinmeyen bir dünyaya girmek üzereydim. Belki de kalbi başkası için çarpıyordu. Bunu öğrenene kadar duygularıma gem vurmam gerektiği konusunda, ikna ettim kendimi. Cep telefonumun çalmasıyla kendime geldim. “Efendim.” “Merhaba Güner Bey.” Şaşırdım. Bir an için ne olduğunu anlayamadım. İçgüdüsel olarak ona doğru baktım. Telefonu elindeydi. Gülümsüyordu. Arayan oydu. Konuşmaya devam etti. “Benim. Canan. Ne o ? Şaşırmış gibi bir haliniz var.” “Evet. Şaşırdım. Hiç beklemiyordum.” “Sizi yanımda giderken görünce merak ettim. O yüzden aradım. Bir şey mi oldu ?” “Yoo. Bir şey olmadı. Sadece her şey yolunda mı diye bakmak istemiştim. Daha doğrusu, canım sıkılmıştı. İnsan yüzü görmek istedim. Ne bileyim. Böyle ilginç bir durum işte.” “İyi oldu ama. Ben de sıkılmaya başlamıştım. Tek başına yol-culuk yapmak pek zevkli olmuyormuş, özellikle de gece. Ne kadar sonra varırız Kuşadası’na ?” Selçuk sapağına varmak üzereydik. “En fazla yarım saatlik bir yolumuz daha kaldı. Yoruldunuz mu yoksa ?” “Hayır. Pek değil. Fakat bu olanlardan dolayı biraz canım sı-kıldı. İsterseniz, Kuşadası’na ulaştığımızda bir yerlere oturup biraz muhabbet edelim. Yemek de yeriz. Ben ısmarlarım. Ne dersiniz?” “Bilmem.” “Israr ediyorum. En azından bunu yapmama izin verin. Kabul etmezseniz kendimi iyi hissetmem.” “Madem istiyorsunuz...” ”Evet, istiyorum.” “Tamam o zaman.” “İyi. Sakın ortalıktan kaybolmayın.” “Merak etmeyin, kaybolmam.” Gülümsedim ve telefonu kapattım. O da gülümsedi. Ayağımı gazdan çektim ve uygun bir takip mesafesiyle onun gerisinde kaldım. Onunla yemek yeme düşüncesi hoşuma gitmişti. Her şey ne kadar da güzel gidiyordu. Ben, hiçbir harekette bulunmadan, istediklerim kendiliğinden gerçekleşiyorlardı. Acaba bu gece, yeni bir hayatın başlangıcı mıydı ? Akşamı Özay’la geçirecektim, ama neler olmuştu. Birden kendimi Kuşadası yolunda bulmuştum ve güzel bir bayanla yemek yiyecektim. Ne geceydi ama. Merakla bekliyordum, beni ziyaret edecek yeni sürprizleri. O ve ben, yemekte...Düşünüyordum, olabilecekleri... Yemek, sohbet, veda... O kadar. Başka neler olabilirdi ki ? Medeni bir insanın, minnetini gösterme şekli. Güzel sözler, iltifatlar, gülümsemeler vesaire, vesaire. Zaten her zaman imkansız veya ona yakın şekillerde, bir kıza karşı duygusal heyecanlar hissederdim. Olur olmadık zamanlarda ve durumlarda, kalbimin hızla çarptığını, ağzımın kuruduğunu, ellerimin nemlenip soğuduğunu, nefes alış verişlerimin düzensizleştiğini fark ederdim. Sanki karın boşluğuma helyum gazı doldurulmuştu da, her an bir balon gibi uçacağımı hissederdim. Bütün bu biyolojik etkileşimleri, Aşk’ın yan etkileri diye tanımlayabiliriz belki de. En azından bende böyle oluyordu. O ilk titreşimler. Bütün dünya yok oluyor ve görüntü alanınızın odak noktasında, sizi bu duruma düşüren o eşsiz yaratığı görüyorsunuz. Çevresine yaydığı ışıktan gözleriniz kamaşıyor. Galiba bu Aşktı.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı O Gece 3 isimli yazı, Güngör Demir tarafından 24.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
27
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
9
Kasım
4
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Temmuz
24
Temmuz
22
Temmuz
16
Temmuz
24
Ağustos
12
Temmuz
17 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||