Okul GezisiOkul GezisiO gün 2. dersimiz fen bilgisi idi. Fen bilgisi öğretmenimiz Ünal Bey, bizi bilgi teknoloji sınıfına götürmüştü. Kendisi, dışardan bakıldığında çok sinirli bir insan olarak görünür, bu görüntüsü, bütün öğrencilerin ondan korkmasını sağlardı. Ancak ben fen bilgisi öğretmenimizi çok seviyordum. Sınıfımız çok yaramaz bir sınıftı ve ben de o sınıfa göre fazla uslu bir öğrenci. Bunun için Ünal Hoca`mız fazla belli etmese de beni severdi.O ders hepimize bilgisayarlardan araştırmamız için bir ödev vermişti.Ben de sıra arkadaşımla birlikte yapıyordum araştırmayı. Sonra beni ve sınıfımızda şivesi iyi olmayan ufak tefek bir arkadaşımı yanına çağırdı.Bende öğretmenim bana bir görev verir bilinci ile gittik yanına. İkimize de "okulda ücretsiz bir gezi var. Gelirseniz iyi olur. Ailenize bir danışın. İzin verirlerse benden izin kağıdı alın. Cuma günü gidicez." dedi.Çok sevindim çünkü hayatımda hiç okul gezisine gitmemiştim. Bu ilk olacaktı.Annem ve babamdan izin aldıktan sonra cuma günü yola çıktık. Neredeyse tüm gıcık kişiler gelmişti. Şımarık ve ukala kişiler... Yolda giderken bir baktım ki herkesin yanında bir arkadaşı var. Ya ben? Bense tektim. Yolda giderken yolculuk etmenin kötü bir yanıyla karşılaştım. Trafik, ses, yalnızlık vs. Bir de şımarık kişilerin yaptığı soğuk şakalar ve cep telefonunda dinledikleri saçma şarkılar... O sene okulda ilk yılımdı. Yani; 6.sınıfa başlamıltım ama uzun süre bağlı kaldığım okul ve arkadaşlarımdan ayrı olarak... Yolda giderken hep eski arkadaşlarımı düşündüm."Keşke şimdi onlarla birlikte olsaydım" diye. Ama sadece bir düşünceden ibaretti bu. Ayy! Ben bunları düşünüyordum düşünmesine ama öyle sıkışıktı ki koltuk. Yanımdaki kız da neredeyse kucağıma oturmuştu. Bir ara bana dönerek "ayy pardon yaaa seni de sıkıştırdım biraz" demesin mi? İçimden "Hele şükür ki farkettin.Bir an hiç farketmeyeceksin zannettim." demek geldi. Ama demedim. Deseydim oracıkta kızın üstüne çullanır ve hocamın gözünden düşerdim. Ben de hafif kinayeli bir sesle"eh biraz öyle oldu" dedim. Hele şükür ki gelmiştik. Arabadan indik.Öbür okullarla birlikte sıkışarak girdik içeriye. Herkesin elinde birer Kameralı cep telefonu veya dijital fotoğraf makinası vardı.Ben de babamdan o sıralar bir fotoğraf makinası istemiştim ama babam henüz almamıştı. Her neyse sonra yapılan projeleri inceledik.Herkes önüme girmişti ben ise arkada kalmıştım. Pısırıklığımdan değildi arkada kalmam. Kavga çıkmasını istemiyordum.Daha sonraları diğer hocaların eşliğinde dağıldık. Ben Ünal Hoca`mdan ayrılmak istemiyordum. Sonuçta o getirmişti beni bu geziye. Sonra bende önlere geçerek sorular sormaya, yorumlar yapmaya başladım. Ve daha bir saat olmadan anons yapıldı. "Ziyaret bitmiştir. Lütfen bütün okullar dışarı." Hepimiz şaşırmıştık. Her neyse dışarı çıktık.Müdür yardımcımız Ünal Hoca`mıza dönerek "Hocam biz bu taraftan içeri doğru girelim. Sizde burda bahçeyi dolaşın. Yarım saat sonra burada buluşalım" dedi. Ben de Ünal Hoca`mızla birlikte dışarda dolaştım. Ünal Hoca`mız bir ara bana "Sıkıldın mı Çağla" dedi. Gayet rahat bir tavırla "Hayır hocam Eğleniyorum" dedikten sonra bir kızı bana göstererek "Bak onun adı da Çağla" dedi ve şakacı bir tavırla "Bundan sonra ona Çağla1 sana Çağla2 diycem" dedi.Sonra bahçenin denize bakan kısmına doğru ilerledim ve vapurların seslerinin eşliğ-inde denizin o taptaze havasını çektim içime.O an kendimi hayatımı ve yalnızlığımı tekrar geçirdim aklımdan. Yarım saat dolduğunda anlaşıldığı gibi buluştuk. Sonra geldiğimiz arabaya doğru ilerledik ve arabalara, aldığımız broşürleri bıraktık. Daha sonra ise yemek yemeği kararlaştır-dık. Herkes, yanına para almıştı. Hay Allah! Yanıma para almamıştım.Param olmadığından değildi aslında.Evde param vardı ama iyice doyurmuştum karnımı ve aç değildim. Ünal Hoca`mız bizim sitede oturan bir arkadaşıma "parası olmayan var mı?" diye sormuş. Arkadaşım da "Hocam Çağla almamış yanına para" demiş. Herkes aşağıda diğer hocalarla birlikte ne yenileceğini kararlaştırırken Ünal Hocam, O arkadaşımla beraber 3lira göndermişti bana. O an, evdeki paramı yanıma almadığıma çok pişman olmuştum. Aslında Biraz gururuma dokunmuştu. Gurur değilde birazcık paramı almadığıma pişman olmuş, biraz da hocamızın bir öğrencisini bu denli koruması hoşuma gitmişti. Aşağı inerek kimsenin göremeyeceği bir yerde "hocam, benim evde param vardı ama ben bilerek almadım yanıma hem aç değilim ki!" demiştim ve parayı iade etmeye yeltenmiştim. Ama hocamız paryı cebinden çıkarıp hiç düşünmeden verdiği gibi, aynı şekilde de almamıştı geriye. Ben yemekhaneye gidene kadar bir kaç kez kimse görmeden hocaya parayı vermeye çalışmış ama hocaya kabul ettirememiştim. İçeri girdik ve her birimiz bir simit ve meyve suyu aldık. Bende sıraya girerek aldım ve arkamı dönerek Ünal Hoca`mı görmüştüm. Para üstünü kabul ettirme çabasıyle hocaya parayı uzatmıştım. Ama Hoca kaşlarını çatarak"şşşt!"demiş ve tekrar reddetmişti parayı almayı. Herkes Bir kenara çekilip yemişti yemeğini. Ben de bir köşeye çekilerek yemeğe başladım aldıklarımı. Ama Ünal Hoca`ma söylediğim gibi aç değildim ve zorla yedim elimdekileri. Dha sonra yemek bittiğinde ağır ağır adımlarla herkes arabalara ilerledi. Okula dönerken herkese bir ölü yorgunluğu gelmiş ve herkes gelirken nasıl heyecanlı ve şakacı ise aynı o şekilde suskundu. Okula vardığımızda indi herkes aşağıya. Bende yavaş adımlarla indim arbadan. Geldiğimizde son ders zilinin çalmasına 15 dakika kalmıştı ve son olarak Ünal Hoca`mın yanına giderek "hocam ben bu parayı ne yapacağım" dedim. O da her zamanki şakacı tavrıyla "bozdur bozdur harca" demişti. O gün o gezinin bana öğrettiği tek şey bir öğretmenin öğrencisini her durumda koruması olmuştu. Öğretmenlerin öğrencilerini koruduğunu biliyordum ama böyle bir şey ilk kez gelmişti başıma ve o gün Ünal Hoca`mın, biröğretmen olarak gözümdeki değeri bir nebze daha artmıştı.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Okul Gezisi isimli yazı, Çağla Daşcı tarafından 11/27/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
30
Kasım
25
Kasım
20
Sevmeler Hep Ağır Gelir İnsana
• Serpil Emir • Kişisel Hikayeler • 81 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
19
Big City Life(büyük Şehir Yaşamı)
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 118 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
İnsanlar Hep Tersine Hep Tersine
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 82 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
16
Okumuş İnsanmış Peeehh!!!
• Çağla Daşcı • Hayata Dair Denemeler • 39 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
28
Nisan
23
Nisan
17
Nisan
8
Nisan
17
Nisan
23
Temmuz
12
Mayıs
12
Kız Çocuklarının Okumasının Önemi
• Çağla Daşcı • Başkaldırı Denemeleri • 999 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Kasım
27 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||