Okunan Günlük HakkındaOkunan Günlük HakkındaOKUNANAN GÜNLÜK HAKKINDA‘Güzelmiş; Salacak’taki bir evin bahçesinde tatlı mı tatlı bir kız çocuğuyla kovalamaç oynarken durup Kız Kulesine bakmak, Galata Kulesini seçmek. Güzelmiş; zihnimde İstanbul’un kâh Avrupa’dan kâh Asya’dan çekilmiş; gece yahut gündüz resimlerin olması. Üsküdar vapuru denizin kırış kırış sularını ütülerken martı çığlıklarını duymak; güzelmiş.’ Bir günlüğü hem yazmaya hem okumaya başlamak için oldukça heyecan verici bir giriş. Tam olarak geçen hafta bugün, yani Cuma günü nicedir tozu alınmamış kitaplığımızın tozunu alıyordum ki bana kalırsa bu işi her zaman sen yapmalısın. Çünkü senin; kitaplığın tozunu aldığın bir seferde şarkı söylediğini duymuştum. Oysaki ben senin gibi, bu işten keyif almak bir yana, bu nereden geldiği belli olmayan toz kütlesi ve nasıl bunca dağılabildiği anlaşılamayan kitap, defter, dosya, dergi v.s yığınıyla uğraşmaktan zerrece hazzetmiyorum. ‘Bazen en şefkatli sinelerden daha müşfik olduklarını düşünürüm cami sütunlarının. Ve çok kanadığı zaman kalbim, hayali cami sütunlara sararım onu. İşte bu pinhan hayalim Sultanahmet gibi özel mi özel bir camide gerçek oldu. Caminin arka tarafında, kadınlar için ayrılan bölümde, ikindi namazını müteakip, onun kalın, ‘fitilli’, beyaz sütunlarına, kalbimin bütün yaralarıyla sarıldım.’ Caminin sütununa sarıldın. Yanlış anlamıyorum değil mi? Doğrusu o enteresan görüntüyü görmüş olmayı çok isterdim. İşte böyle gönülsüz gönülsüz kitaplığımızı bir düzene koymaya çalışıyordum ki onu; üstten ikinci rafta, aylık dergilerin arkasında, üstelik kilidi açık bir şekilde yani bana hiç bu kadar yakın olmamış bir vaziyette buldum. Aklıma şimşek hızıyla onu, onun sayfalarında görmemi istediğin bir şey olduğu için kilitlememiş olduğun geldi. Sanırım elimi ona doğru uzatmama, giderek solup zayıflasa da alttan alta akmaya devam eden bu dürtü sebep oldu. ‘Karadeniz’in bir yaylasına gidip, soğuk suların, temiz ve serin havanın biteviye ağaçların yardımıyla; kafamı dinlemek, bünyemi arındırmak ve güç toplamak istiyorum.’ Şimdi düşününce ne kadar da ihtiyacımın olduğunu anladığım böylesi bir kaçışı gerçekleştirirken sen ben de sana eşlik edebilir miyim? Günlüğünde beni en çok etkileyen şeyse, sen henüz 5–6 yaşlarındayken, vahşi sokak kedilerince katledilen kedimiz üzerine yazdığın satırlar oldu. Demek o olayı hatırlıyorsun. Orada yazmamışsın ama hayvan beslememiz konusundaki olumsuz tavrımdan şikâyetçi olduğunu biliyorum. Bunun nedeni, benim yıllar evvel yaşadığım acıyı senin de bir gün bir şekilde yaşamanı istemememden başka bir şey değildi. Heyhat meğer sen de o acıdan payını almışsın da yine heyhat benim bundan haberim bile olmamış. Tıpkı benim görmemiz konusunda ısrar ettiğim; senin nedensiz bir şekilde ilgisiz kaldığın Gönül Yarası filmini teklifimden çok önce görmüş olmandan haberimin olmadığı gibi. Demek ben filmi görmek için gösterimden kalkana kadar senin keyfini bekleyip nihayetinde filmi kaçırırken; sen, çoktan üstelik o bir türlü ısınamadığım çilli kızla birlikte gidip filmi görmüştün. Söyler misin sinemadan çıktıktan sonra o çilli arkadaşın film hakkında herhangi bir düşünce, izlenim, kritik serdedebildi mi? Bu arada günlüğünün bir yerinde saçlarının pırasa gibi olduğunu, hiçbir şekle girmediğini ve bundan ziyadesiyle rahatsız olduğunu yazmışsın. Hayır, kardeşim tamamıyla yanlış düşünüyorsun. Eğer bunu sana daha önce söylemediysem bunun çok açık bir gerçek olduğunu düşündüğümdendir. Mademki bu gerçeğin farkında değilsin; sana şunu söylemeliyim ki, doğuştan elektrikli ve sözde permalı olan saçlarıma karşılık senin dümdüz, koyu kestane saçlarına her zaman özenmişimdir. ‘Diyorum ki içimden ‘şurada karşıma çıkıverse merhaba dese bana ve ben de ona.’ Paylıyor içimdeki bir başka ses beni ‘kes şu aptalca hayalleri’ diye. ‘Aman be’ diyor öteki ses ‘hayal kurmak da parayla mı?’ Sonrası yok, anlaşılan birden karşına çıkıvermedi ve merhabalaşamadınız. Ah güzel kardeşim ne çok güç atfediyorsun o pancar suratlı çocuğa. Ama belki de güç atfettiğin pancar surat değildir de bizzat merhabalaşmanın kendisidir ha ne dersin? Ayrıca dershanenizin geçen yılın Mart ayında yaptığı deneme sınavından düşük not alıp Kapadokya’ya gezi ödülünü kaçırdığın zaman inan ben de en az senin kadar üzülmüştüm. Zira sınavın olacağı tarihten bir hafta öncesine kadar seni, o zamanlarda yeni yeni filizlenen fotoğraf merakımın konu mankeni olmaya zorladığım için pişmanım. Ancak ortak çalışmamızdan elde ettiğimiz ürünler sence de birer sanat eseri değiller miydi? Anlamadığım anne, baba ve akrabalarımızdan yani fazlasıyla bilindik oldukları için oldukça sıkıcı olan insanlardan neden o kadar çok bahsettiğin. O bana göre lüzumsuz bölümleri sıkılarak okuduğumu saklayamam. Gel gelelim asıl meseleye. Geçen yılın Eylül ayından itibaren yazdığın günlüğünün sayfalarında gezindikçe alttan alta aradığım lakin bulamadığım bir şey olduğunu fark ettim. Ve sayfaları giderek daha hızlı daha hızlı çevirdiğimi. Nafile! Aradığım şey yani biricik ablan yani ben yoktum günlüğünde. Tabi sana göre iğrenç olmuş ve güya benim gazabıma uğramaktan korktuğun için yemek zorunda kaldığın ne var ki iki gün boyunca karnının ağrımasına sebep olan kekimden bahsettiğin o meş’um dört satırı saymazsak. Koca günlüğün içinde dört satırcık. Demek hayatında, iğrenç kekimle birlikte tuttuğum yerim bu: dört satır. Şimdi seninle koridorda, mutfakta yahut bahçede en kötüsü de odamızda her karşılaştığımda; üzerinde tek bir kelime bile edemeyeceğim, sesimi bile çıkaramayacağım bir yerden; günlüğünden beni vurmuş olduğun için; içimin nasıl içimi yediğini tahmin bile edemezsin.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
3
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Kelime İpliklerinin Yapılışı
• Safiye Gölbaşı • Kişisel Hikayeler • 155 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
8
Çok Konuşan Sinirli Adamın Akıbeti
• Safiye Gölbaşı • Kişisel Hikayeler • 340 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
8
Mayıs
8
Mayıs
8
Mayıs
8
Mayıs
8
Çok Konuşan Sinirli Adamın Akıbeti
• Safiye Gölbaşı • Kişisel Hikayeler • 340 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
8
Mayıs
8
Nisan
24 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||