ÖlümÖlümYirmi yedi yaşındaydım,kanser hastalığına yakalandığımda.Hayattan ve eşimden kopmama neden olmuştu bu hastalık.Çünkü kurtuluş yolu yoktu bu hastalıkta.Hastalığımın ilk belirtilerinden sonra bir takım kararlar almaya başlamıştım.Önce eşimden ayrılıp daha sonra bir hastaneye yatmayı düşünüyordum.Ama en zoru beş yıl evli kaldığın insandan ayrılmaktı.Ama onun iyiliği içindi.Belki sebepsiz yere ayrılacağımız için bana kin kusacaktı ama onun gözleri önünde yok oluşumu görmesi ona daha çok acı verecekti. Bu nedenle hastalığımı öğrenmeden bir an önce ondan ayrılmak zorundaydım.Bir gece ondan ayrılmak istediğimi söyledim ve sabaha kadar bana ayrılma sebebimizi sordu.Ve bende hayatımda başka bir kadının olduğu yalanını söyleyerek,ceketimi aldım,evden çıkıp bir otele gittim. Sabah olduğunda avukatımı arayıp boşanmak istediğimi söyledim ve yasal işlemlerin başlaması için onay verdim.Bu sırada eve eşyalarımı toplamak için gittiğimde eşimin yemek masasının üzerine boşanma dilekçesi koyduğunu gördüm ve eşyalarımla birlikte bu dilekçeyi alıp avukatımın yanına gittim.Avukatım mahkemenin üç gün içinde sonuca ulaşacağını ve benim mahkemeye gelmeme gerek olmadığı duyduktan sonra tekrar otele döndüm ve mahkemenin sonuçlanmasını bekledim.Otelde bulunduğum üçüncü gün avukatım aradı ve mahkemenin sonuçlandığını ve eşimden ayrıldığımı söyleyince hastaneye doğru yol aldım. Hastaneye vardığımda doktorlar bana bir takım ilaçsal tedaviler uygulayacaklarını ama bunun sadece yaşama süremi uzatacağını yani hiçbir kurtuluş umudunun olmadığını anlattıktan sonra beni iki yataklı bir odaya yatırdılar. Ölümümü bekleyeceğim bu odada bulunan diğer yatak da Hasan adında,on altı yaşında kan kanserine yakalanmış genç bir delikanlı kalıyordu.Odaya ilk girdiğimde “Hoş geldin ağabey,hayırdır neyin var” diye selamladı beni.Kanser hastalığına yakalandığımı ve burada ölmeyi beklediğimi duyunca “Bende kanserim ağabey” dedi ve sustu.Ama o daha yolun başındaydı ve onun hastalığının tedavisi vardı.Sadece uygun bir ilik bulanması gerekliydi. Odaya yerleştik sonra Hasan’la uzun uzun muhabbet ettik.Gece olmuştu artık.Uykuya daldığım sırada bir ses yankılandı boşlukta. ”Üşüyorum,üşüyorum sevgilim sarıl bana”.Uykumu kaçıran bu ses yan yatak da yatan Hasan’a aitti.Her halde rüya görüyordur diye uyandırmak istemedim.Ama her gece Hasan aynı sesi sayıklıyor ve her gece uykumu bölüyordu. Sabah olduğunda Hasan’a şakayla karışık ona sevgilisinin olup olmadığını sordum ve derin bir of çekti,odadaki pencereden yansıyan güneşe doğru döndü ve anlatmaya başladı: “Vardı ağabey.Bana kanser teşhisi konulduğunu duyunca benden ayrıldı” dedi ve sustu.Her gece sayıkladığı sesin sebebini sorduğumda bana doğru döndü ve tekrar anlatmaya başladı: “Sevdiğim kızın adı Ayşe’ydi ağabey.Bir gece onunla bir yerde mahsur kalmıştık.Çok üşüyorduk ve etraf da yakacak hiçbir şey olmadığından o geceyi bir birimize sarılarak geçirmiştik.Zaten ağabey bir birimizi sevmemizde öyle başlamıştı” dedi ve bu sırada içeri giren hemşireler beni bir takım tahliller için beni götürmeye geldiklerinde Hasan’a doğru baktım ve gözlerinin yaşlandığını görünce odayı bir matem havası kaplamıştı ve ben yürüyemeyecek duruma gelmiştim. Hemşirelerin yardımı ile tahlilleri yaptıktan sonra odaya döndüğümde Hasan’ın kendini topladığını ve yüzünün güldüğünü görünce sanki hastalığımı üzerimden atmışçasına sevindim. Neredeyse aynı kaderi paylaştığım Hasan’la birer dost gibi olmuştuk.Onunla kan kanserini yenince neler yapacağını sorduğumda “Okuyacağım ağabey,okuyup avukat olucam” dedi ve ekledi “Peki ağabey sen hastaneden çıkınca ne yapacaksın” diye sorduğunda ona bu hastaneden hiçbir zaman çıkamayacağımı söyleyince üzüldü ve “Dua et ağabey,belki sende kurtulursun bu hastalıktan” dedi… Artık ona dostum diye hitap ediyordum oda bunun çok hoşuna gittiğini ve ilk kez kendisinden on bir yaş büyük bir insanın dostu olduğunu ve mahallede bulunan kendi yaşıtındaki çocuklardan daha iyi bir arkadaşa sahip olduğunu söylüyordu. Ve bir gün daha bitiyordu.Gece olmuştu ve içimde bir sıkıntı vardı.Hasan “İyi geceler ağabey,Allah rahatlık versin” dedi ve uyudu.Ama ben uyuyamıyordum.Nasıl olsa birazdan Hasan sayıklar ve onun sayıklamalarını dinlerim diye yatağımdan kalktım ve biraz hastane koridorlarında dolandıktan sonra odaya döndüğümde Hasan’ da ne bir ses,ne bir hareket vardı. Bir an endişelendim ve hemşireyi çağırdım.Bu sırada odaya gelen hemşire beni odadan çıkararak Hasan’a bir takım müdahaleler yapıyordu.Neler oluyordu,neden kimse bana bir şey söylemiyordu.Bu sırada içeriden çıkan doktor “Maalesef Hasan’ı kaybettik” dedi.Ve bir an da göz yaşlarım boşalmaya başladı.Çılgına dönmüştüm,bağırıyordum,küfrediyordum,hayır ölemez diyordum ama ölmüştü.Bu sırada yanıma gelen hemşire bana sakinleştirici bir iğne yaptı. Olaydan iki saat sonra sanki rüyadan uyanıyormuş gibi uyandım ve hemen Hasan’ın yattığı yatağa doğru baktığımda o yoktu.Artık odada tek başıma kalmıştım.Bu ölüm yolculuğunda Hasan’dan başka refakatçim yoktu ve oda öldü.Artık benim ölümümde yakındır.Belki bir dakika sonra,belki bir saat sonra…
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Sudenaz’dan Mektuplar (ııı)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 22 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Aralık
1
Ekim
2
Nisan
12
Nisan
12
Nisan
12
Nisan
11
Temmuz
1
Nisan
12
Nisan
12
Kasım
12
Aşkın Doğuşu ve Aşkı Yaşamak
• Serhat Çolak • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 374 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
1 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||