15 / 5 / 2008 Perşembe tarihinde
Şennur Yıldırım tarafından eklendi,
54 kez okundu...
“Bir mumya gibi ruhum,Günışığına çıkınca…Yer yer sökülüyor,Çatlıyor ve dökülüyor parçalarım.Öfkelerim, hayal kırıklıklarım,Kızgınlıklarım, ihanetlerim,Terk edişlerim, terk edilişlerim…Bir bir sökülüp,Salgın hastalık gibi,Yapışıyorlar boğazıma.Düğümleniyorum…Nefesim tutuluyor,Sesim kısılıyor.Ölmeden ölmek mi bu?Bilmiyorum, bilemi...”
Okuyucu Puanı ;
Donuk Tebessüm
Bir mumya gibi ruhum,
Günışığına çıkınca…
Yer yer sökülüyor,
Çatlıyor ve dökülüyor parçalarım.
Öfkelerim, hayal kırıklıklarım,
Kızgınlıklarım, ihanetlerim,
Terk edişlerim, terk edilişlerim…
Bir bir sökülüp,
Salgın hastalık gibi,
Yapışıyorlar boğazıma.
Düğümleniyorum…
Nefesim tutuluyor,
Sesim kısılıyor.
Ölmeden ölmek mi bu?
Bilmiyorum, bilemiyorum.
Tüm bildiklerimi unuttum sanki.
Yakama yapışan bir sessizlik,
Dayanılmaz bir yokluk hissi.
Var mıyım, yok muyum?
Ben miyim, değil miyim?
Ölümün sessizliği mi?
İnsan ruhunu teslim alışı mı?
Yoksa ruhun duvarlarını,
Acıları kapatarak…
Bir başka renge boyaması mı?
Her şey koca bir yalan!
Dünya yalan!
Yaşanmışlıklar yalan!
Ben bile bir yalanım.
Bunca yalan içinde,
Tek doğru var bildiğim,
Ölüm! Ölüm! Ölüm!
Yeniden dirilişin,
Sessiz yok oluşu.
Donuk tebessümü…
Ölüm!