Ölüm Biraz Da Acıyla Karışık TabiiÖlüm Biraz Da Acıyla Karışık TabiiNedense artık acı çekmek zor geliyor. Hâlbuki eskiden çok farklı ben yok zannediyordum. Hani o huysuz, bedbin ve somurtkan beden yatağımı çepeçevre kuşattığında halimi anlamaya çalışan bir sen olurdun gözyaşım. Akar akar kururdun. Son bulurdun bir vakit sonra. Ya da sen ey pencerem; bin işve bin nazla çekerdin bakışlarımı ve sonra bakışlarımı kana bulardın. Bir daha kanmayacağım derdim yalanlarına, sonra… Zaman boyunduruk, gölgem siyahî bir köle ve an bu andı yaşamak için. Kaçmak kurtuluş anlamına gelmedi hiçbir zaman. Ne idi ki kaçmak istediğim. Bilmiyorum, bilsem de kaçmasam desem ama düşünemiyorum. Yani anlayacağın ey acı, peşimi bu kadar kolay bırakmamalıydın.Film karelerindeki âşık maşuk ilişkileri kadar ilgimi çekmiyor artık eski fotoğraflar. Hani hicabım bir kumru gibi uçururdu kanatlarımı. İnsanlardan elimi eteğimi çektiğim vakit huzurun adıydı. Sondu ve son ilkti doyumsuz gecelerde. Dayanamazdım çekerdim boş fotoğrafları. Kalem vardı, cam vardı, hatırına diken vardı içlerinde. Fesleğen kokusu eksikti bir. Lakin insanlık namına fakirdi kareler. Ben veyahut bir başkası yoktu. O yüzden değil miydi ki onlarla bu kadar alakadar olmama sebep. Fakat artık olmuyor, beceremiyorum onlarla avunmayı. Acı bir toz bulutu gibi uçar gider ve beklemez yağmurun inmesini. Bir şeyler onu darılttı ama ne. Zaman en iyi gösterge, elbet bir gün ne olup bittiğini anlayacağım. Bu gün evlilik yıldönümümüz biliyor musun sevgili. Aynı ay, aynı gün, bir tek yıl durmamış yerinde. Kader mahkûmlarından farklı olmak yalnız bu gecelerde koyuyor bana. Seneleri bellidir onların ve onlar senelerin ilerlemesiyle avunurlar. Ben ise geride kalan yılların senden ne kadar uzak olduklarının hesabını yapmakla meşgulüm. Uzaklaşmaları neyse ne de beni neden kucaklarında taşırlar bir türlü anlam veremem. Haklısın saçmaladım. Dünya meskeni baki değil ki bu hak bize tanınmış olsun. Olsun olsun da yine de koyuyor adama. Kabul ediyorum, saçmalıkta aşırıya gittim bu sefer. İtiraf ediyorum, acı da çekiyorum, yalnızlık ta, sıkıntı da, dar görüşlülük ne haltsa ondan da var birazcık. Hayata birkaç dakika olumlu yaklaşayım dedim ama mantıksızlık bu boyutlarda olmamalı hiçbir zaman. O yüzden realiteler ne kadar somurtkan da olsalar onlardan asla vazgeçmemeli insan. Mutlaka aklındadır bu günün ehemmiyeti zaten farkındayım. Belki de bahsettiğim şey dündür. Neydi o? Doğum günün mü, bayramlardan bir tanesi miydi yoksa. Tamam, hatırladım, evlenmiştik geçen senenin bu gününde. Evlenmiş ve bir ömür beraber olmaya yemin etmiştik. Sen simsiyah bir gelinlik üzerine zümrüt taşlarla bezenmiş bir kuşak takınmıştın. Her taş, endamının bir tezahürüydü. Benim nasıl giyindiğimi boş ver. Ne önemi var ki hem. Kefen ya da hoş bir takım elbise, benzer şeyler ne de olsa. Alımlılık tıynetin olmalı senin. O gün karşıma öyle taravetli çıkmıştın ki, kendimi yaşlı hissetmeme sebep olmuştu bu. Bir anda korkmuştum senden önce öleceğim diye. Gençlik iksirleri yetişmişti yardımıma, değişik bitkilerle genç kalmaya çalışmıştım. Derken yaş üstüne yaş koydun üzerime, görmüş geçirmiş bir ihtiyar suretinde gördüm seni. Ne oldu ne bitti anlayamadım, bedenime bir yük oldun bir anda. Şimdiyse kurtulma niyetiyle sürekli kaçıp duruyorum senden. Gördün mü bak, neden kaçtığımı biliyorum artık. Demek ki kaçtığım senmişsin ey sevgili. Gayrı narin değilsin çünkü, taze değilsin. E o zaman neden hala sevgilim olarak tanımlıyorum seni. Düşmanım demem gerekmiyor mu, ya da bir katil. Bilmiyorum ey acı, nereden çıktı bu kısır döngü aklıma gelmiyor bir türlü. Sadece evliliğimizin ilk dönemlerini hatırlayabiliyorum. Gerisi siyah bir perde ardına gizlenmiş, bilinmek istemiyor. Ne yapmalıyım acaba diğer anları nasıl kana buladığını anımsamak için. Gülmeli miyim sence, yoksa yeminimden dönüp ağlamalı mıyım? Yoksa kahretmeli miyim seni. Darağacında sallandırmalı mıyım? Kan mı dökmeliyim gelinliğinin üzerine. Alev alev yakmalı mıyım? Hepsi olabilir ey sevgili, ya da diğer bir deyişle acı. Gününü gün etmekten vazgeçmedin hiçbir zaman. Arkamda durdun, önümde durdun, sağımı lekeledin, solumu felç ettin. Ziyadesiyle rahatsız ettin dünyamı. Kara oldun, ak oldun, yalın oldun, süslendin bazı gecelerde, zulüm oldun, ama hep oldun. Kurtulamadım çirkef bedeninden. Şakayla karışık küfürler sıralıyorum ardından. Bazen öyle hoşuma gidiyor ki bu alışkanlığım, çoğu zaman kendimi bundan alamıyorum. Bazen de susuyor, öylece bakıyorum boş duvarlara. Ruhumu görüyorum bin menfezde, suskunluğum son buluyor, sesleniyorum kokumun gitmediği yerlere. Senden şikâyet ediyorum. Buğu aynamda, kin yüreğimde ve hırçınlık sesimde. Bahçemde gül yok ve toprağım kızıl. Sokak lambam günler öncesinden kırık. Uyku zorunluluk, nefes almak ölümden kaçış biletinden başka hiç bir şey. Sen her şeysin, sen bir şeysin ve sen birinin ardından hayatıma giren son şeysin. Sevdiğimi elimden alansın. Gözyaşımı akıtmaktan nefret ettiğim günün sabahındasın. Bu günün akşamında ve büyük ihtimalle yıllar sonrasının her sabahındasın.
Telif Hakkı Uyarısı Ölüm Biraz Da Acıyla Karışık Tabii isimli yazı, Sakin Yedekçi tarafından 15.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Haziran
11
Kendimden Başkasına Başkaldırmıyorum
• Sakin Yedekçi • Başkaldırı Denemeleri • 153 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Haziran
1
Pişmanlık Çiçek Gibi Bir Mevsime Kadar
• Sakin Yedekçi • Başkaldırı Denemeleri • 164 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Haziran
1
Bu Gidişler Ne Zaman Bitecek
• Sakin Yedekçi • Tutku Denemeleri • 229 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
6
Karamsarlığa Başkaldırış
• Sakin Yedekçi • Başkaldırı Denemeleri • 244 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Mayıs
1
12 Eylül Öksüzlerine Merhaba
• Sakin Yedekçi • Başkaldırı Denemeleri • 221 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Nisan
15
Üçüncü Pişmanlık Mektubu
• Sakin Yedekçi • Hayata Dair Denemeler • 312 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
11
Bir Terk Ediliş Mektubu
• Sakin Yedekçi • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 280 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
6
Karamsarlığa Başkaldırış
• Sakin Yedekçi • Başkaldırı Denemeleri • 244 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Haziran
1
Bu Gidişler Ne Zaman Bitecek
• Sakin Yedekçi • Tutku Denemeleri • 229 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
1
12 Eylül Öksüzlerine Merhaba
• Sakin Yedekçi • Başkaldırı Denemeleri • 221 kez okundu. • 10 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||