14 / 5 / 2008 Çarşamba tarihinde
Elbi Hatiper tarafından eklendi,
165 kez okundu...
“Ölüm bilinmeyendir, meraktır… Bazen bir kaçış, bazen de bir kurtuluştur. Öncesinde en çok çalışılan sınavdır. Günler, haftalar, aylar, yıllar adanır bir saniyelik kalp duruşuna, gözlerin sonsuz uykuya, bilinmeyene dalışına. Seslerin duyulmadığı, gerçek huzura erildiği tek andır.Aslında insanların her biri çok cesurdur. Öleceklerini bildikleri ha...”
Okuyucu Puanı ;
Ölüm Hakkında
Ölüm bilinmeyendir, meraktır… Bazen bir kaçış, bazen de bir kurtuluştur. Öncesinde en çok çalışılan sınavdır. Günler, haftalar, aylar, yıllar adanır bir saniyelik kalp duruşuna, gözlerin sonsuz uykuya, bilinmeyene dalışına. Seslerin duyulmadığı, gerçek huzura erildiği tek andır.
Aslında insanların her biri çok cesurdur. Öleceklerini bildikleri halde yaşama kaldıkları yerden devam etmeyi başarabiliyorlar. Çoğu zaman aklımıza bile gelmiyor ölüm. Sanki sonsuza kadar var olacakmış gibi boş yaşıyoruz hayatı. Yaşamı monoton ve sıkıcı yapanda budur bence. Roussau’nun da dediği gibi “Ölme zamanı gelince, nasıl yaşamak gerektiğini anlamanın ne değeri var?”
Ölüm hayatın içinde de vardır aslında. Alıştıra alıştıra gelir. Sevgilinin ayrılığı, dostluğun bitişi de bir ölümdür. Hayatın her anında yaşıyoruz ölümü. Bir duygu biter yani ölür. Daha sonra yenileri doğar, büyür. Gerçek ölümün bu durumdan tek farkı artık yeni duyguların doğmayacak olmasıdır. Belki de ölümü bu kadar korkutucu yapan şey artık yeni duyguların olmayacak olmasıdır. Öğrenilecek, görülecek bir şeyin kalmamasıdır. Gidilecek bir yerin olmamasıdır. Bir bakıma hayattan emekli olmadır.
Sürekli bir koşuşturma ile geçer her birimizin hayatı. Her şeyi öğrenir, tadarız. Güleriz, ağlarız kimi zamanlar… Ne için? Bir gün giderken arkamızda izler bırakmak için mi? Hayat belki de geride kalan izlerdir. Ölümü güçlü yapansa adına her duygunun, düşüncenin farkında olunmadan adanmasıdır. Her birinin aynı anda kesiştiği tek noktadır.
İşin garip tarafı ise böylesine benzersiz, değerli bir ana sevgi ile bakılmamasıdır. Doğuma bakılan saygı ile neden bakılamaz? Halbuki, doğum ölüme hazırlıktır. Belki de gözyaşlarıdır ölüme gösterilen sevgi…