Ölüm Ne Yakın Uzak BizeÖlüm Ne Yakın Uzak BizeÖlüm en uzak yakın gerçek bize. Onu anlatmak için kültürümüzde ne çok ilginç ve derinlik dolu söyleyiş varmış aslında. Bizde hayvanat ve nebatat için kullanılmış ölüm sözcüğü, insan için daha çok vefat etti demişiz, sadece bu mu, Ölmek, göçmek, can vermek, kaybedilmek, hayatını kaybetmek, yaşamını yitirmek, hayatı sona ermek, gözlerini hayata kapamak, hayata gözlerini yummak, son nefesini vermek, canı çekilmek, ömrü vefa etmemek gibi pek çok ifade söylemişiz ölüm gerçeği karşısında.Allah’ın rahmetine kavuşmak, ebediyete intikal etmek, öbür dünyaya göç etmek, ruhunu teslim etmek, vadesi dolmak, Hakk’a yürümek, gibi cümleler ise daha çok ait olduğumuz inanç kültüründen etkilenerek oluşmuş sözcüklerdir. Baktıkça ve düşündükçe daha çok terkip ve tamlama olduğunu gördüm, ölümü hatırlatmak ve bu gerçekten hiç kopmamak adına atasözlerimiz, deyimlerimiz, tasavvuf geleneğimiz hep bu yakın gerçek üzerine şekillenmiş desek acaba yanılmış olur muyuz? Ölü mevsim diyerek esnaf piyasada bir durgunluk olduğunu belirtir. Ölüm sessizliği dediğimizde derin ve ürpertici bir durumdan bahseder, ölüm kalım meselesi ibaresi ile oldukça mühim bir vakıayı kast ederiz. Ölümü göze almak, ne tür sıkıntı olursa olsun her meşakkate katlanmaya kesin karar vermiş olmaktır, yine gözü kara birinin tehlikeye gözünü kırpmadan atlaması ölümüne susamış olmasındandır. Her canlının belirli bir eceli vardır. Bu sebeple, dilimizde, ``Hasta olan ölmez, eceli gelen ölür`` denmiştir. İnsanın çaresiz kaldığı en önemli hâdise ölümdür. Bu, ``az yaşa, çok yaşa, akıbet gelir başa`` denmekle ifade edilmiştir. Ölüm nezdinde herkes eşittir: ``Altından ağacın olsa, zümrütten yaprak, akıbet gözünü doyuracak bir avuç toprak`` sözü mevki ve maddî zenginliklerin ölüme karşı geçer akçe olmadığını bildirir. Her şey kaderle takdir edilmiştir. İnsan ise kaderin yazılmasına hizmet eder. ``Eceline susamak`` kelimeleri ile anlatılan bu durum, ``Keçinin eceli gelince çobanın sopasına sürter`` ya da ``Eceli gelen köpek cami duvarına pisler`` sözüyle anlatılmıştır. Ölüm, en az hayat kadar insanların derin ilgi, tecrübe ve düşüncelerine konu olmuştur ancak ölümün tecrübesi ve deneyi yapılamaz. Mevlâna Celaleddin, ölüm günü için Şeb-i Arus demiştir. Yani O’nun için ölüm günü düğün, gerdek gecesidir, o kadar heyecanlı, o kadar beklenen bir durumdur. Mevlâna gibi Türk Edebiyatının önemli isimleri için ölüm olgunluğa erişme ve hazırlığın karşılığını görme zamanıdır. Bu yüzden onlar ölümü; Şerbet içmek, can vermek, kervanın göçmesi, dünyadan göçüp gitmek gibi ibarelerle ifade etmekteler. Nitekim özellikle vatanî görevini yaparken ölenlere “şehadet şerbetini içti” denilmektedir. Şehitler için öldü ifadesini kullanmak hoş karşılanmaz. Amiyane tabirler, hayatını kaybeden kişinin bulunduğu varsayılan durum üzerine çeşitlenir. Olacağı buydu anlamında, su testisi suyolunda kırıldı, cartayı çekti, denirken ölümünden fazla da üzüntü duyulmayan birisi için nalları dikti, yasadışı bir oluşum içindeyken vurulan birine postu deldirdi, olayı ajite etmek için dört kolluya bindi, değişen dünyayı belirtmek için tahtalıköyü boyladı denmektedir. Son iki deyiş tabutun fiziki durumundan mülhem olsa gerektir. Zıbarmak, gümlemek, gebermek, kakırdamak, yuvarlanmak gibi sözler de bulunmakta, bunlar yeri geldiğinde argoda da kullanılmaktadır. Bu durum böylece devam edip gider, yazıyı fazla uzatıp konuyu dağıtmak yerine aklımıza gelip bulduğumuz diğer deyiş ve kullanımları da başka bir yazıya bırakalım izninizle. Kaldı ki daha şiir kısmına hiç girmedik. Ancak iki metre beyaz çarşafın herkese eninde sonunda lazım olduğu gerçektir
Telif Hakkı Uyarısı Ölüm Ne Yakın Uzak Bize isimli yazı, Hakan Bahçeci tarafından 17.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Sevilmeyi Öğret Bana
• Nesrin Göçtürk Kaya • Hayata Dair Denemeler • 56 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Aralık
1
Türküz Doğruyuz Da Çalışkanmıyız?!
• Ümit Coşkun • Hayata Dair Denemeler • 17 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
15
Kasım
14
Kasım
12
Kasım
9
Kasım
9
Temmuz
21
Kaç Puanla Hangi Bölüme Girerim?
• Hakan Bahçeci • Eğitim Makaleleri • 2488 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Ağustos
18
Barbili Çanta Hery Potterlı Ayakkabı
• Hakan Bahçeci • Hayata Dair Denemeler • 846 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
6
Mayıs
30 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||