Ölümden Sonra
24 / 12 / 2007 Pazartesi tarihinde Oktay Ertuğrul tarafından eklendi, 542 kez okundu...
“Ölüm gerdek gecesinde gelir, resimden anlarım retinan boş. Aynadaki yüzün ben değilim! Oktay ERTUĞRULÖLÜMDEN SONRAAdam, kitap okumamaya karar verdi. Herhangi bir gündü, hava ne sıcak ne soğuktu, rahatlatıcı bir ortamdaydı. Tomurcuk mevsimi değildi, belki birkaç tane açmış olabilirdi. Kozalardaki larvalar çıkmış mıydı bilmiyordu; çünkü kelebekler...” Okuyucu Puanı ;
Ölümden SonraÖlüm gerdek gecesinde gelir, resimden anlarım retinan boş. Aynadaki yüzün ben değilim! Oktay ERTUĞRUL ÖLÜMDEN SONRA Adam, kitap okumamaya karar verdi. Herhangi bir gündü, hava ne sıcak ne soğuktu, rahatlatıcı bir ortamdaydı. Tomurcuk mevsimi değildi, belki birkaç tane açmış olabilirdi. Kozalardaki larvalar çıkmış mıydı bilmiyordu; çünkü kelebeklere hiç dikkat etmezdi! Bir pastanenin çatı katında pizza dilimini ağzına götürürken pencereden dışarı baktı, “okumayı bırakmalıyım” diye düşündü. … Üç aydır kitap okumuyordu. Mutluydu. Alkol ve sigara tüketimini biraz artışmış, bir de müzik girmişti yaşamına. Başka bir değişiklik yoktu. Türk sanat müziğinden birdenbire Rock’a atlamıştı. Evanescence’in, Jim morrison’un, Deep Purple’nin, Patti Smith’in ve diğerlerinin öfkeli haykırışları, yasakları hiçe saymalarını dinlemek hoşuna gidiyordu. Tek kelimeyle mutluydu. Üstü başı eskisi kadar düzenli, temiz olmasa da, işyerindeki amirleriyle kavga etse de kendisini harika hissediyordu. Yaşamı bir pizza dilimiyle tamamen zıt bir yöne kaymıştı. Müzik rahatlatıyordu. … İki yıldır kitap okumuyordu. Artık neredeyse yemek yemeyi bırakmış, şarapla beslenmeye başlamıştı. Sevdikleri tek tek yanından uzaklaşmış, sevdiği eski makamlar kalmamıştı müzik listesinde. Mesela Müzeyyen Sener’i dinlemeyi katlanamıyordu. Hele kravat, boğazını sıkıyordu. Hoş, kravata da ihtiyacı kalmamıştı. İşten kovulmuştu. Kovulduğu gün “bir gün…” özdeyişlerini içinden söyleyerek işyerinin kapısını rahat bir şekilde kapatmıştı. Kapıyı kapattıktan sonra “onca yıl pipeti, mezürü nasıl tutabildim?” diye sormuştu kendi kendine. “Her istediğimi yapabilirim!” düşüncesiyle eve koşmuş, şarap şişesini açmış, yudumlamaya başlamıştı. Kulaklılığı kulağını takmış, Blues parçalarını dinlemeye başlamıştı. Artık Rock’tan Blues’a geçmişti. James Brown en sevdiği isimdi. Ray Charles ve Son Houese diğer ikisiydi. Mutluydu. Evet, kesinlikle mutluydu! … Üç yıldır kitap okumuyordu. Üç aydır da yıkanmamıştı. Kokmaya başlamıştı. Olsun, ne olacak ki yapmak istediğim her şeyi yapabilirim, diye düşünüyordu. Babası para göndermeye bırakalı bir ay olmuştu. Bu yüzden kolonya şişesi elindeydi. Müzik listesinden dinlemek istediği bir parça araştırmış, bulamamıştı. Dışarıda kar yağıyordu. Üzerine mont giyip giymediğini hatırlamıyordu. Sabah mıydı, akşam mıydı, bilmiyordu! Kolonya şişesini havaya kaldırdı, dünya döndü bir an… Gözünü açtığında genç bir adam kendisine bir bardak çay uzatıyordu. Eskiden çaysız duramadığını hatırladı. “Şahin abi, hadi iç, iyi gelir!” Ne çok bana benziyor düşündü bir an. Bedeni titremeye başladı. Ellerine baktı. Kirden kalınlaşmıştı, büyümüştü. Bu eller onun muydu! Bedeni titriyordu, kendisini sıktı. Bedeni artık hükmü altında değildi. Altına işemişti. Leş gibi bir koku burnunu sızlattı. Beyaz fayanslarla kaplı zeminin üzerinde sarı bir gölet oluşmuştu. “Önemli değil abi, olur!” dedi genç ses. Ne çokta kendine benziyordu bu çocuk. Çocuk dışarı çıkmış, gri püskülleri olan bir paspasla yeri temizliyordu. “Burası neresi?” diye sorabildi zorlukla. Sesini bile hükmedemiyordu. Bedeninin istekleri her şeye egemen olmuştu. “Alkol, alkollll!” diye bağırıyordu bedeni. “Abi, burası kütüphane!” diye cevapladı genç adam. Ve devam etti “Merak etme Pazar günü kapalı oluyor, ben bekçiyim burada. Kapının önüne düşmüşsün!” Şahin birdenbire ağlamaya başladı. Aslında ağladığını sanıyordu. Bedeni alkol krizini girmişti. Titriyordu durmadan. Genç adam korkmaya başlamıştı, gözlerinden okumuştu. Yaşamında son kalan irade gücünü kullanarak krizi bir süreliğini ertelemeye başardı. Bunu başarmasına sebep birazda radyodan duyduğu Müzeyyen Sener’in sesiydi. “”Akşam oldu yine” adlı parçayı söylüyordu. Eliyle radyoyu işaret etti. “Bu işte benim makamım. Hüzünlenmek bana yeterdi. Keşke makamımdan vazgeçmeseydim, başka makamlar kanıma uymadı!” … Adam üç yıl ve on saattir kitap okumuyordu. Hıdırlık’ta alkole ilk başladığı günlerdeki arkadaşlarını arıyordu. Arada rüzgâr sert bir şekilde esiyor, yerden kaldırdığı kar tanelerini yüzüne çarpıyordu. Ama o, üşümüyordu. Mutluydu. Kütüphanede kitap kokusunu tekrar algılamıştı. Bir yudum daha alkol aldıktan sonra evine dönebilirdi. Bitmişti kötü günler. Evet evine dönmeliydi. Boş vermeliydi yudumu. Hızlı hızlı yürümeye başladı. Ayağa kaydı, yuvarlandı. Bugün ikinci defa düşüyordu. Ama bu düşüşünde evindeydi. Çocukluğunu hatırladı, annesinin özenle diktiği beyaz kar çiçekleriyle kaplı yorganın altındaydı. Uyudu. … Genç adam Afyon’un yerel radyosunu dinliyordu. Mesaisini bitirmesine yarım saat kalmıştı. Radyo birden “son dakika haberi” diye yayını kesti. “Altı ay önce laboratuardan alkol çaldığı için işinden olaylı bir şekilde kovulan Şahin Rüzgâr, Hıdırlık’ta ölü olarak bulundu. Ceseti boş bira şişesi aramaya çıkan çocuklar bulmuştu. Bulunduğunda üzerinde sadece gömleği vardı. Yetkililer alkol koması geçirmiş olabileceğini ve kendini kaybederek soğukta buz tutmuş olabileceğini söylediler.” Genç adamın içi buz tuttu. İstifa dilekçesi yazdı, kendisinden sonra gelecek bekçiyi beklemeye başladı. …
Tavsiye Et :
Ağustos
22
Babaoğul ve Kutsal Ruh Nerede
• Kubilay Koçak • Başkaldırı Hikayeleri • 74 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
20
Ağustos
14
Karmaşık Düşünceler Sağanağı
• Mozan Aras • Başkaldırı Hikayeleri • 177 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Temmuz
31
Temmuz
20
Üçüncü Yol Bilinç Beklerken (kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Başkaldırı Hikayeleri • 236 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
27
Şubat
14
Şubat
7
Ocak
29
Ocak
28
Şubat
7
Aralık
24
Ocak
28
Aralık
15
Ocak
29 |
![]() |
|
||||||||||