kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / İronik Hikayeler

Organik Ağa


Organik Ağa



Günlerdir eve meraklı komşuları gelir giderdi Sümbül’ün. Her komşunun derdi aynı… Kocalarındaki değişikliğin koca, yılların ağasında görmek pek bir tuhaflarına gitmişti. Kimse ne yapılacağını bilemiyordu. Tüm kadınlar hem merakla hem de çaresizlikle bekleşiyor ve dertleşiyorlardı. Bunun sonu hayır mıydı?
Sümbül de bıkmıştı gelenlerden; kocası Tayyar Ağa’nın gün geçtikçe köyüne, köylüsüne olan boşverdimciliği onun da canını sıkıyordu. Hele şu gelenler de olmasa kocasının durumunu kimlerden bilecekti. Komşuların kocalarının da aynı vaziyeti neden bu kadar göze batmazdı… Sümbül’ün bunca derdine bir de kocası eklendi; komşularına kocasını anlatmak, kocasını komşulardan dinlemek… Hemen her gün bıkkınlık vericiydi…
― Sümbül… Sümbül. Sümbül gızz!
― Geldim Hamide abla.
Bu yaşlı bunağın da en son haberi olurdu köyün haberlerinden. Canını sıkmamalıydı Sümbül. Gencecik yaşında sabırı çabuk öğrenmeliydi. Her gelene aynı şeyleri anlatmalıydı. Köylü varsın lafları evirsin-çevirsin…
― Gel bakam bi, gel; koş.
Bunak Hamide kendi evine girer gibi rahattı bu genç gelinin evine girerken
― Geldim, geldim. Buyur. Ne olduydu abla. Hoş geldin.
― Gel otur bi. Merakımdan çatlayacağım gız. Köy Ağanın laflarıyla çalkalanıyor.
―Ne oldu ki Hamide abla?
― Bilmemezliğe gelme; anlatılanlar doğru mu, aslını senden öğrenmeye geldim.
― Valla ne yalan söyleyeyim abla… Ben de gözümle görmesem…
― Anlatsana gız koca Tayyar Ağa ne hale gelmiş; anlat hadi.
― Hamide abla, valla insanların yüzüne bakamaz oldum. Konu-komşu destek çıkıyor ama bizim Bey’e ne oldu ne bitti, bitti mi biter mi bilmiyorum… Ben de sizden daha çoğunu bilmiyorum.
― Kız neden çekiniyorsun? Belki faydamız olur. Anlat da bilelim; nasıl başladı, bunca zaman vardı da haberimiz mi olmadı?
― Valla abla ben de çoğunu konu komşudan duydum.
― Kız bu senin kocan değil mi ya?
― Öyle de abla… Neyse… Evde de biraz tuhaf bizim adam. Dellendi diyorlar, hocaya gidelim, doktora gidelim diyorlar da “onlara ne” diyor.
― Ya ne zamandır böyle?
― Üç yıl önce, şehre tohum gübre almaya gittiydi bu; geldi eve “memlekette neler oluyor?” diye söylenmeye başladı kendi kendine; “ne olmuş ki?” dedim; “Biz ekiyoruz kilosuna 15 lira veriyorlar, pazara gidiyorum 80 lira oluyor” dedi bu; “E… Ne var bunda, bu hep böyleydi” dedim, “öyleydi amma, bu sefer başka bir pazara gittim, bizim ektiğimiz 15 liraydı orada 1,50 lira. Manavda bile bu kadar pahalı değil” dedi. “Başka pazarda başka fiyat olur” dedim.
Sümbül hiç anlatmak istemiyordu. Ama mecbur anlatacaktı; yoksa bunağın gitmeye niyeti de yoktu. Başka yapacak daha iyi işi mi vardı sanki? Artık köylülük mü kalmıştı. Her şey şehirdekine benzemişti. İnsanları kazıklamak, yalan söylemek, giyim-kuşam… Her evde elektronik eşya, dereye çamaşıra giden kadınlar kalmamıştı. Kazanda beyazları kaynatan kadın da… Çocuklar da sokakta oyunda… Evin bekçiliğinden başka yapacak iş göremedi Sümbül.
― Ne anlatmıyosun ya?
― “Başka pazarda başka fiyat amma bu pazarda bitkilere pasaport veriyorlarmış. Burası senin bildiğin pazarlardan değil, buraya organik Pazar diyorlar” dedi.
― Organik mi, o ne gız?
― İlaç, hormon kullanmıyormuş üretici, köylü. Ürünler kendi halinde ilaçsız büyütülüp satılıyormuş. Yani her şey mevsiminde satılıyor anlayacağın.
― Gız zaten eskiden de öyle yerdik biz. İlaçlamaya para mı vardı bizde?
― Ben bilmem abla. Bu adam “organik pazardaki kendiliğinden büyüyen sebze-meyve nasıl olur da bu kadar pahalı olur” diye yedi kafayı bence.
― Ya sonra ne oldu?
― “Sen de organik tarım yap ağam, sen de malını değerinde sat” dedim. Galiba o da böyle düşünüyordu önceleri. Tarladaki ürün çoktandır para etmiyor. Gözlerimiz kamaştı…
― E… Sonra;
― Tarlaya organik tarım tohumu almaya diye çıktı bir gün; eve bir sinirle geldi ki alev gibiydi. Organik tarıma uygun tohum bulamamış… Sonra tekrar gittiydi bu; tohumu almış getirdi; ekti, bir de baktık ki eskisi gibi büyüyor. Meğer kazıklamışlar bunu. İsrail tohumuydu galiba… Pahalı tohum organik tohum olarak(!) Başka tohum aldı ve başka tohumlar da aldı. Sonuç değişmedi. İnsanların birbirine hayrı kalmamış abla. Köylü bile üçkâğıtçı olmuş. Herkes işini tutturmuş valla.
― Bu adam iyi hâlâ yaşıyor bu sinirle…
― Bakma sen bu domuza bence biraz da deliliğe vuruyor bu abla. Ne demişler “ne okuyan ne gezen çok kanallı TV izleyen bilir.”
― Bizim zamanımızda Ağaya böyle demek, geçtik, hiç düşünmezdik… Yoksa ağayı sen mi?
― Aman abla şurada laflıyoruz işte… “Buldum, buldum” diyerek geldi eve; yine ektik, biçtik, bir de baktık yine pasaportluk sebze ekememişiz. Meyve-sebze pasaportu verilmedi bize.
― Bu sefer niye?
―Niyesi mi var abla, yanındaki tarla ilaç attımıydı rüzgârla bizim ürüne de geliyor, bulaşıyor. Pasaport alımında ilaç kullanımı ortaya çıkmış; ama kullanmadık.
― Köylü onun için kızgın Tayyar Ağa’ya desene…
― Hem ondan hem de köylüyü azarlamaya başlamış bizimki.
― Niye ki?
― Köylüye söyleniyormuş ilaç attırmayın diye ama köylü yine de gizli gizli ilaç atıyormuş topraktan birkaç kez ürün alıp satmak için. Ağadan gizli yapıyorlar ama ürünler birden büyünce her şey ortaya çıkıyormuş.
― Kızım bizinkiler de haklı; mazottu gübreydi, tohumdu…
― Ağa diyor ki: “ne gübre, ne mazot, ne ilaç, ne tohum… Ben adamları buldum; hem daha çok kazanacağız, hem zahmeti olmayacak. Bunun için toprak kiralayanlar var;” diyor.
Kocası yakın zamanda gömülmüştü bunak Hamide’nin. Yıllanmış kocasını düşünüyordu Sümbül’ün anlattıklarında. O da ilaçlı tarımla uğraşa uğraşa kansere yenik düşmüştü. Kendisi ilaçla değil otlarla ayaktaydı Hamide’nin. Köyün eski haliyle şimdiki zamanın hali arasında kalmış görüntüsü vardı üzerinde, yaşlılığın yüzündeki yarıklarına ek olarak… Sümbül’ü dinliyordu, Ağanın neden delirdiğini anlamaya çalışıyordu. Yoksa köylü mü toptan delirmişti?
― Köylü ne demiş kızım?
― “Ağa eski köye yeni adettir bu seninki” demişler.
― Aslında doğru da söylemişler ama… Kimse ilaçla büyümedi kızım bizim zamanımızda bu köyde.
― Abla eskiden yabancı tohum mu vardı? Suni gübre mi vardı? Traktör-mazot mu vardı?
― Yoktu ama bu kadar bol ürün de yoktu.
― İnsan hiç kullanır mıydı senin zamanında?
― Ondan evvel de kullanmazlardı.
― Kanserden ölüm mü vardı abla?
Bu kız hep bunu yapıyordu. Kendini başkalarının üstünde görmek için yaralarına tuz basardı. Fakat diğerleri de aynı şeyi yapıyorlardı. Onun için Ağa’yı sormuyorlar mıydı? Toprağa-doğaya doğru toplum için yücelen köylü nasıl olmuştu da birbirini ezmek zorunda kalmışlardı. Hamide mutlu günlerini düşündü. İnsanların iş buyurmadığı işi öğrettiği günleri düşündü, mutlu günlerdi…
― Yoktu kızım.
― “İnsanlar madem bunları kullanmadı, biz de kullanmayalım; üstelik daha çok para kazanıp sağlığımıza kavuşalım”; diyor ağam
― İyi düşünmüş aslına bakarsan…
―İyi ama köylü istemiyoruz dedi, dedi ama…
― Hatırladım; bir dönem ilaç kullanılmadıydık…
― Köylü önce kendi toprağını “ben daha pahalıya vereceğim” dediydi; bir şirkete patates için kiraya vermiş…
― Bizim rahmetli de verdiydi.
― O şirket toprağa ne attıysa, hem ürünleri kanser yaparmış, hem de topraklar kullanılmaz olmuş…
― Taaa yıllardan beri… Yoksa bu muydu hastalıkların nedeni gız?
― Sadece burası değil şehirde insanlar hastalıktan kırılmış, telef oluyormuş.
― Eyvah, eyvah… Ne yaptı bu köylü, bu millete?
― Sonraki yıl köylü ağama güvenip organik tarım yapmaya karar verdi. Ama çoğunun tarlasında ne ot bitti ne ağaç yeşerdi…
― …
― Bizim ağa da böyle oldu.
Uzaktan Tayyar Ağa avucuna bakarak konuşa konuşa geliyordu:
― Hadi kızım bir lokma ye… Hadi n’olur. Bak ham yapacaksın hadi kırma beni miniğim.
Köylüler Ağa’ya bakıp gülmüyorlardı. Herkes önüne eğmiş başını görmemezlikten geliyordu. Sokakta Tayyar Ağa’nın sesi yankılanıyordu. Herkeste hüzün vardı. Herkes kendinde arıyordu kabahatin çoğunu.
Tayyar Ağa son gidişinde duymuştu şehirlilerden, eğer, meyve-sebze ilaçlı değilse kurtlanırdı, böceklenirdi; bunlar organik tarımın baş taçlarıydı. Kuşlar gelirdi bu kurtları-böcekleri yemeye, tohumlar getirirdi civar yörelerden kuşlar döllerdi toprağı; binlerce yılda doğanın dengesini kurmuştu toprak canlıları… Tayyar Ağayla köylüler şimdi yeniden öğrenmek zorunda kalmışlardı doğanın dengesini. Doğanın dengesine uyum geliştirmek için yırtınıyordu Tayyar Ağa; nazlı kurtçuğa yalvarıyordu:
― Hadi be aslan parçam, bir lokma ısır şundan hadi…



Organik Ağa
Yazı Sahibi
Gürkan Adam
Gürkan Adam tarafından 10.9.2007 tarihinde eklendi 395 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Organik Ağa isimli yazı, Gürkan Adam tarafından 10/9/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Kasım
19
Düşünüyorum Demek ki Varım
Çetin İmerİronik Hikayeler • 117 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
16
Ayakta Kalırsam Gazi Kalmazsam Niyazi
Gürhan Gürsesİronik Hikayeler • 89 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
14
Sevdiğim ve Ay Işığı
Ethem Hırlakİronik Hikayeler • 115 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
12
Penceremin Ötesi
Kenan Çetinİronik Hikayeler • 109 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
8
Aman Tanrım
Deniz İlker Tokerİronik Hikayeler • 137 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ekim
29
Ekim
21
Toplam Kalite Yönetimi ve Genel Eleştirisi
Gürkan AdamEleştiri Makaleleri • 177 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
4
Bir İstifa Dilekçesi Örneği
Gürkan AdamEleştiri Makaleleri • 2144 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
4
Organik Ağa (kısa Film Senaryosu)
Gürkan Adamİronik Hikayeler • 245 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
31
Kansız Oldu! Birinci Cumhuriyeti Gömdük Netekim!
Gürkan AdamSiyasi Makaleler • 341 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
10
Yaşlı Adam ve Deniz(kısa Film Senaryosu)
Gürkan AdamYaşamdan Hikayeler • 2550 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
4
Bir İstifa Dilekçesi Örneği
Gürkan AdamEleştiri Makaleleri • 2144 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
10
Momentten Önce(kısa Film Senaryosu)
Gürkan AdamBaşkaldırı Hikayeleri • 1901 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
23
Sıralara Kazınmış Hayatlar(kısa Film Senaryosu)
Gürkan AdamDostluk Hikayeleri • 1889 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Duyuyor Musun?(kısa Film Senaryosu)
Gürkan AdamDostluk Hikayeleri • 1804 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Organik Ağa, Organik Ağa hikayesi, Organik Ağa hikaye, Organik Ağa nedir?, Organik Ağa hakkında bilgi, Organik Ağa hikayeleri, Gürkan Adam hikayeleri, Organik nedir, Organik hikayesi, Organik hikayeleri, Ağa nedir, Ağa hikayesi, Ağa hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Personal Loans | Credit Cards | Watch anime | Advertising | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul