Örslerde Döverdik Sevdayı
16 / 7 / 2008 Çarşamba tarihinde Selahattin Yetgin tarafından eklendi, 69 kez okundu...
“Esrik bulutlar kutsamış yılların bükemediği yüreğimizi Biz içimizdeki kapıları, hoyrat ve asi vedalara kapattık Geceleri yeniden türeterek hızla akan zamana direndik Sabrımızla okyanuslar geçtik, sonsuzluk gölüne geldik. Soluk benizli yorgun gemiler getiriyor rüzgârın. Mavi kirpiklerine unutulmaz sevinçler yüklemiştim yanımdayken. Savrulan saçla...” Okuyucu Puanı ;
Örslerde Döverdik SevdayıEsrik bulutlar kutsamış yılların bükemediği yüreğimizi Biz içimizdeki kapıları, hoyrat ve asi vedalara kapattık Geceleri yeniden türeterek hızla akan zamana direndik Sabrımızla okyanuslar geçtik, sonsuzluk gölüne geldik. Soluk benizli yorgun gemiler getiriyor rüzgârın. Mavi kirpiklerine unutulmaz sevinçler yüklemiştim yanımdayken. Savrulan saçlarında hüznümü sorgular, kaçamak bakışlarında yüreğine gıpta ederdim. Toprak önümüzde tavlanır, derinliğini hesaplayamadığımız iklimlerde yaşanmamışlıklarımızı sorgulardık. Vakitsiz buluşmaların sararmış yüzlerini birlikte okşar, bizi aldatmayan bütün sözcükleri gecelerimize sererdik. Her yanlış anlatıdan sonunda yine kendimize dönerdik, yaşamı yeniden kucaklamak için. Öfkemiz köpürdükçe yüreğimizi dinler, dökülen çiçeklerimizin yapraklarından yeni sevinçler yaratırdık. Yüreğimizdeki imbiklere sevgisizliği yükleyerek parmaklarımızdaki çizgilere dalardık. Utangaçtı bakışlarımız, aldatıcı düşlere aldırmaz, kendimizden başka hiçbir yurtta barınmazdık. Göçebe bir zemheriydi tutkunluğumuz, duyarsız yakıştırmalardan sıkılırdık. Yüreğimizdeki ekşimiş mayalarla ilmek ilmek sevda dokur, ruhumuzdaki alevlere her gece döşek sererdik, biz yalnızlığın atar damarlarına dolandıkça. Kısık alevlerde dilimizin duldasına kemirgen öpüşler yükler, ucuz yalanların söylendiği gecelerin ardına gizlenmezdik. Şafak habersiz doğardı üzerimize, akrep ve yelkovana hiç aldırmaz, kötürüm ayrılıkların şehirlerini hiç konuşmazdık. Hoyrat vedaların saatleri çalardı yine de, yüreğimizi sonuçsuzluk incittikçe. Örslerde dövdüğümüz demirler soğur, gerçeğin katranıyla yüzümüzü boyardık. Gönül yapılarımızın harcını bahçemizde kurumaya terk eder, defalarca gelip geçtiğimiz aşkın saraylarında kendimizi kaybederdik. Hüzün dolardı odamızdan içeri, sırlarımız sağanaklara tutulur, moraran gözlerimizle hasret şiirleri yazardık. Kırık bahçe duvarları gibiydik birbirimize bir zaman. Geceleri tütünler ufalardık sararmış avuçlarımızda. Durgun akardı sular, gitmek istediğimiz ülkelere ulaşamayacağını bilirdik. Vız gelirdi yine de, en sevdiğimiz kuş bülbüldü, güle vefasız tünese de. Hasıraltı ettiğimiz tutkularımızın yarına odaklandığı gel/git/lerde ezgiler diktirirdik terzilere. Uzaktan baktığımız, açılmaktan korktuğumuz deniz hırçın dalgalar taşırdı içimizin menzillerine. Boş tencerelerde umut karıştırmaktan arta kalan zamanda, hanlara, hamamlara yolculuktu yaptığımız kutsal şey. Kara dağların sığıntılarında izlerdik avuç içi kadar dünyayı. En çok ağlayışlarımızda tanırdık birbirimizi ve en çok hayata yazdıklarımızda yüreğimizi okurduk. Saçlarına çiçekler takardım o an, saçında durmazdı gözlerimiz gözlerimize kapılınca. Yan yana yürürdük, acımasız dönerken dünya. Sevdanın cevizden yapılmış beşiklerinde sallanıp günlerce, kinsiz, öfkesiz sağrılarımızda mektuplar yazdık aşka yıllarca. Hasret en çok geceleri vurdu can evimizden, dizildik hatıraların safına, sessiz çığlıklarla. Elimizdeki son yaz gülleriyle gökkuşakları indirdik zamansız göklerden. Kimi ölmeye yattık uyanamadık, kimi de masum bir bıçaktan damlayan kan ile bedelle sorgulandık. Merhaba dedik, her doğan günün ışıltısında dünyaya. Yanan bir türküde düş olduk, içimizin kurak kalmış sancılarıyla bozguna dolduk. Önce gözlerimiz sürgünlere fişlendi, sözlerimizi gizledik, gömütlüklerde kırgınlıklarımızı biledik ve sevdalı kaldıkça bu çelişkiler yumağını içimizin cennetinde dişledik. Firariydi düş vurgunluğumuz, sırtını sıvazlayıp ayrılıkların çoğu kez, tükenişin yolunu adımladık. Ayrı kentlerde çoğalarak korkularımıza yeni adresler arıyoruz hala. Dipten tırnağa duyumsanan bir sevdanın alaca karanlık kuşaklarını yeni açtık daha. Ruhumuzda korlansa da yalnızlığın ateşi, yangınlarımızdır en ulaşılmazlara gömdüğümüz. Yüzümüz toprak kokarken seçilmiş sözlerden kuleler kurarak büyümeyi seçtik biz. Umarsızlığımızın umulmadık sınırlarında sevdayla kuruyoruz şimdi imgelerin en güçlü imparatorluğunu.
Eylül
5
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
1
Mağrur Bir Eylül’dür Sevmek
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 91 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
28
Ağustos
27
Bir İrkın Hüzünlü Hikâyesi
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Şiirler • 48 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
24
Çağır Beni Düşlerin Yatağına
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 67 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
7
Şubat
7
Şizofren Hayalimsin Sen
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 789 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
29
Gecenin Karanlığını Ört Üzerime
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Denemeler • 723 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Haziran
19
Gözlerinin İrmaklarına Sal Beni
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Denemeler • 610 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
18 |
![]() |
|
||||||