OruçOruçYurdumdaki evlerden birisine çaktırmadan misafir olalım isterseniz. Aman az kaldı. Daha sahanda yumurtayı bitireceğim... mmm... Sepetteki pideler de kalmasın. Hanım ver o helva tabağını. Bütün gün enerjiye ihtiyacım olacak.... mmmm.... Yahu şu zeytinin çekirdeklerini çıkartmak vakit kaybı oluyor. Bir dahasına önceden ayıklamak lazım... Hüppp.. Of ya bu çay da nefis gidiyor. İçim ısındı resmen...Bütün gün çay olmadan nasıl duracağım yaa. Dur bir daha çekeyim. Hüüp. Ohh.... Hanım çay koy, çay... Mmm.. Pidenin arasına peynir koydum mu nefis gidiyor yaa... Mmm.. İki çatalda domatesten alayım... mmm... Yahu şu meyvelerden de yesem iyi olacak... mmm.... Yavaş yesem diyorum, olmuyor vakit de az kaldı. Değilse masadakilerin hepsini zor bitiririm yaa... Acele etmeliyim.. mmm.. mmm... Daha sigara içeceğim yaa... “Allaaa hü ek ber alla hü ekber...” Mmmm... çayımla sigaramı hemen bitireyim... hüüp.. ohh... hüüp ohh.... şükürler olsun... Ucucuna bitirdim... Niyet ettim Allah rızası için bugün orucumu tutmaya... Şimdi biraz yatma zamanı. Değilse uykusuzluk zor. Çalışılmıyor, bütün gün... Hanım, beni 1,5 saat sonra kaldırmayı unutma... ... İşyerindeyiz. Herkesin gözlerinden uyku akıyor. Hareketler yavaşlamış. İşe sarılmak yok. Zoraki iş yapılıyor sanki... Neden ? Beyimiz oruç tutuyor ya... Hep gördüğümüz sahneler işte... İyi güzel tutsun orucunu.... Tutuyor, tutuyorum, tutuyoruz da acaba amaç sadece, bedeni aç bırakmak mı ? Bu konu her sene konuşulur ama her sene de yine sadece açlıkla, susuzlukla saati kollayarak günler geçirilir. Asıl amaç açlık, susuzluk olmamalı... Düşünüyorum da, İnsanın bir sıkıntısının çaresinin olduğunu bilmesi kadar güzel ne olabilir ki. Örneğin, beklenmedik zamanda bir kaza olur, masraf çıkar, paraya sıkışırsın. Ama dişinden tırmağından arttırdığın birikimin vardır. O sana güç verir. Derdine derman olacak parayı ertesi gün hesabından çekebileceksindir... Derdinin çaresi vardır... Dişin ağrıyordur... En kötüsü diş hekimi o dişi çeker, kurtulursun... Sıkıntın kalmaz.... Derdinin çaresi vardır... Veya ciddi hastalığın vardır. Artık hastalık hayati tehlike aşamasına gelmiştir. Ama doktorlar sana derman olamamaktadır. Tıp senin hastalığının çaresini bulamamıştır. Çaresiz acı çekersin. Derdine derman bulamazsın... Veya paran yoktur. Açsındır. Sadece su ve kuru ekmekle günlerin geçmektedir. Ekmek parası kazanacak durumunda yoktur, açlığa teslim olmuşsundur. Çaresizlik seni boğar, adeta... Derdine derman bulamazsın... Veya, yine açsındır. Ama belirli süre geçtikten sonra bilirsin ki, sofranda en azından bir tas çorban olacak, karnını doyuracaksındır. Açlığının çaresi vardır. Oruç tutarken benim ilk aklıma gelenler bu oluyor. Şükürler olsun ki akşama birşeyler yiyebileceğim. Açlığım kalmayacak... Hep derim ya , insanın tek ihtiyacı yemek yemek değildir, diye.... Yemek yemek zaten hayvani bedenin ihtiyaçlarından birisidir, diye.... Öyleyse biz oruç tutmayla, sadece hayvani bedenimizi mi eğitiyoruz ? Aç kalarak eğitilen kısmımız sadece bedenimiz bence. Ama bu bedeni günaha yönelten kısmımızın eğitim nasıl olacak, diyorum. Bu bedenin yönetimini içimizdeki insana teslim edebilmek önemli. Bedenimizi insan yönetirse eğer, vicdan hesabımız tam oluyor. Hesapta açık çıkmıyor. Hayat daha güzel oluyor. Değilse hayvanca yer veya yemezsek sonuç saman alevine benziyor. Yanıp geçiyor. Açlık, içimizdeki insanı ne ısıtıyor, ne de ışıtıyor. Bence bütün sorunlar zaten içimizdeki insanın ihtiyaçlarını karşılayamadığımızdan kaynaklanıyor. İçimizdeki insan ne istiyor ? Bunun farkında mıyız acaba ? İçimdeki insanın istedikleri bence en başta Huzur... Mutluluk... Sevmek ... Güvenmek... Yarına güvenle bakabilmek... Amacı olmak, Hedefi olmak.... Başarmak... Biliyorum ki, bunların hiç birisini kimse kimseye vermiyor. Hep kazanılıyor. Evet hep kendimiz kazanıyoruz. Yeri geliyor tırnaklarımızla kazarak, yeri geliyor dağları aşarak, savaşarak kazanılıyor... Huzuru kazanmak için sorunlarla savaşmak, çabalamak gerekiyor. Sorun çıkaran hayvanları yenmek gerekiyor. Belki de aslında onları eğitmek gerekiyor. Eğitirsen onları ömür boyu senin tarafında tutabiliyorsun. Değilse hep savaşıyorsun. Sen de giderek onlara benziyorsun... Hedefine ulaşmak için hep çalışmak zorundasın. Tembelliğe yer yok. Helal kazanmak zorundasın. Harama yer yok... Mutluluk için sadece sevmek gerekiyor. Sadece sevmek. Karşılıksız sevmek... Aslında seversen sana sevgi olarak dönüyor, bütün çabaların... Güvenmek için güvenilir olmaya çalışmak gerekiyor. Güvenirsen karşındakine örnek oluyorsun. Önce kendine güveniyorsun. Kartlarını açıyorsun. Hayatta ne istediğini bildiğini biliyorlar. Eğer böyle olmazsa, seninle savaşırım, diyorsun. Sendeki ciddiyeti hissettiklerinde daha dikkati oluyorlar. Biliyorlar ki sen yutmazsın. Sen dikkatlisin... Hayatta huzurluysan, başarılıysan, hedefine ulaşabildiysen yarına güvenle bakabiliyorsun, desem, katılır mısınız bilemiyorum. Ama, hayat sadece aç kalarak yaşanmıyor. Açlıkla bedeni eğitmek işin tiyatro tarafı. Asıl eğitim, kişinin kendi içindeki insanı şahlandırmayı öğrenmesiyle oluyor. İçimizdeki insanı şahlandırırsam Allahın rizasını kazanmış oluyorum. Onun ihtiyaçlarını kaşıladığımda şahlanan bu gücü kimse durduramıyor. O zaman ibadetin de en alası yapılıyor, inancın da en alası yaşanıyor. Çünkü bu bedeni yöneten içimizdeki insan... Bedenini insanca yönetmişsin... Huzur içindesin, hedefine ulaşmışsın, başarmışsın, helalinden kazanmışsın, toplum seni kabul etmiş, sana değer vermiş... Daha ne olsun... Sevgi ve saygılarımla... Dr Haluk Namdar
Telif Hakkı Uyarısı Oruç isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 02.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Hamdi Oruç yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Sevilmeyi Öğret Bana
• Nesrin Göçtürk Kaya • Hayata Dair Denemeler • 57 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Aralık
1
Türküz Doğruyuz Da Çalışkanmıyız?!
• Ümit Coşkun • Hayata Dair Denemeler • 19 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
11
Ekim
23
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
• Haluk Namdar • Güncel Makaleler • 204 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Ağustos
16
Ağustos
29
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||