Osmanlı Ekonomi Siyasetinin Sonu ve Liberalizm Tuzağı
9 / 2 / 2008 Cumartesi tarihinde Taylan Özbay tarafından eklendi, 864 kez okundu...
“Çoğu tarihçi ve yazara göre Osmanlı ekonomisinin ve ülke kaderinin dönüm noktası 1838’de imzalanan ‘Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması’dır. Bu antlaşma için Doğan Avcıoğlu ‘idam fermanı’(1) derken, Emre Kongar ‘antlaşmanın Osmanlı İmparatorluğu’nu büyük ölçüde İngiliz nüfuzu altına soktuğunu’(2) dile getirir. Oral Sander’e göre ise bu ticaret sö...” Okuyucu Puanı ;
Osmanlı Ekonomi Siyasetinin Sonu ve Liberalizm TuzağıÇoğu tarihçi ve yazara göre Osmanlı ekonomisinin ve ülke kaderinin dönüm noktası 1838’de imzalanan ‘Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması’dır. Bu antlaşma için Doğan Avcıoğlu ‘idam fermanı’(1) derken, Emre Kongar ‘antlaşmanın Osmanlı İmparatorluğu’nu büyük ölçüde İngiliz nüfuzu altına soktuğunu’(2) dile getirir. Oral Sander’e göre ise bu ticaret sözleşmesi ile ‘Osmanlı gümrük duvarları indirilmiş ve devletin yarı sömürge haline gelme süreci başlamıştır.’(3) ‘Türkiye Üzerine Notlar’ adlı kitabında 1838 antlaşmasını ayrı bir başlık altında değerlendiren Metin Aydoğan da antlaşmanın ‘ülkeyi ‘Avrupa’nın açık pazarı’ haline getirerek yol açtığı ekonomik çöküşle, Osmanlı İmparatorluğu’nu dağılmaya götürecek süreci başlattığını’(4) yazmaktadır. Antlaşma ile İngilizlere sunulan ayrıcalıklar şöyleydi:‘1. İngilizlerin getirdiği ya da götürdüğü mallar bir kez belirlenen gümrüğü (ithalatta %5, ihracatta %12) ödedikten sonra, artık iç gümrüklerde vergilendirilmeyecekti. Oysa iç gümrükler yerli tüccar için devam edeceği için bunlar aleyhine bir haksız rekabet durumu söz konusuydu. 2. Bazı ürünler için Osmanlıların uyguladığı yed-i vahit(tekel) usulü kaldırılacaktı. Böylece tek fiyat koyabilen yed-i vahitçi yerine İngiliz tüccarları ve adamları tek tek üreticilerden alım yapabilecekleri için fiyatları artık daha çok onlar belirleyecekti. 3. İngilizler Osmanlı ülkesinde iç ticarette yapabileceklerdi.’(5) 1838 Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması imzalandığı tarihte Osmanlının dış borcu bulunmuyordu.(6) Ancak bu antlaşma sonrasında giderek artan ekonomik yetersizlik; alınan ve geri ödenemeyen dış borçlar ve bu nedenle kaybedilen egemenlik ve bağımsızlık, bir de Tanzimat ve Islahat hareketleri sonrasında giderek genişleyen kapitülasyonlar eklenince, altından kalkılmaz bir boyuta ulaştı. Avcıoğlu’nun dediği gibi, bu ekonomi siyaseti Osmanlı’nın idam fermanıydı. Ve Türk halkı, Kurtuluş Savaşı sonrası, Lozan görüşmelerinde kapitülasyonlar ortadan kaldırılana dek ipte kaldı… 1838 antlaşması ile girilen süreci kısaca, örneklerle daha iyi anlamaya çalışalım: Daha önce de söylediğimiz gibi, antlaşma imzalandığı tarihte Osmanlı’nın dış borcu bulunmuyordu. Antlaşma sonrası dış ticaret açığı hızla artmaya başladı: ‘Osmanlı İmparatorluğu, 1838 yılında İngiltere’ye 1.81 milyon sterlin tutarında dışsatım, 3.85 milyon sterlin tutarında dışalım yapıyordu; dışsatımın dışalımı karşılama oranı yüzde 47’ydi. 1853 yılına gelindiğinde, dışsatım 2.58 milyon, dışalım ise 8.95 milyon sterline çıkmıştı. Dış ticaret açığı, o zaman için çok büyük bir miktar olan 6.37 milyon sterlindi; dışalımın dışsatımı karşılama oranı yüzde 29’a düşmüştü.’(7) Artan açığa bir de Rusya ile girişilen Kırım Savaşı eklenince Osmanlı ekonomisi alarm vermeye başlar. Artık borç kaçınılmazdır. ‘İlk borç 1854 yılında alınır, miktarı 2.57 milyon Osmanlı Lirasıdır. Bu borç yetersiz kalınca 1855 yılında 5.64 milyon Osmanlı Lirası daha borç alınır.’(8) ‘Bu tarihten sonra alınan borçlar ya eski borçların ödenmesi ya da 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı gibi savaşların ve yenilgilerin finansmanı için kullanılır. Sadece 1870 yılındaki 10.5 milyonluk borç Rumeli Demiryolu’nun inşası için alınmıştır ama bu miktar iflasın gerçekleştiği 1881 yılında 237 milyon Osmanlı Lirasına ulaşan borç miktarı içinde ‘devede kulaktır’(9) ‘1875’de bütçenin 17 milyon gelirine karşılık 13 milyon lira dış borç ödemesi vardı’(10) Osmanlı aynı yıl artık borçlarını ödeyemeyeceğini dünyaya ilan etti. 1854’te ilk borcun alınmasından, 1875’te artık borçların ödenemeyeceğinin açıklandığı ‘21 yıllık süre içinde Bâbıali 15 kez borç aldı. (…)Osmanlı Devleti’nin malî bakımdan teslim olmasına yol açan gelişmenin asıl başlangıcı, borç taksitlerini ödemek için yeniden borçlanmak zorunda kalmasıdır. İlk defa 1865’de, 2.500.000 liraya yaklaşmış olan dış borç taksitlerini ödemek için yeniden borçlanmasıyla başlayan bu süreç, 1869’da; 1871 ve 1874’de aynı amaçla ortaya çıkan borçlanmaların getirdiği malî yükle “Muharrem Kararnamesi”nin çıkarılmasını adeta zorunlu hale getirdi. Bu dönemde Osmanlı maliyesi aldığı borcun ancak %54.5’ini net gelir olarak elde edebilmiştir.’(11) 6.Ekim.1875’te artık borçlarını ödeyemeyeceğini duyuran Osmanlı, borçlu olduğu güçlü devletlerin artan baskısı sonucunda ‘borçların, alacaklılar tarafından seçilen bir kurul tarafından yönetilmesini kabul etti. Bu antlaşmaya Muharrem Kararnamesi adı verildi.’(12) Kararnamenin ardından devlet gelirlerini yönetmek, bu gelirlerden alacaklıların yararlanmasını sağlamak üzere Düyun-u Umumiye kuruldu. Düyun-u Umumiye içinde İngiliz, Hollanda, Fransız, Alman, İtalyan, Avusturya ve Osmanlı temsilcileri bulunuyordu. Tekrar etmekte fayda var: Bu kurul, borcunu ödeyemeyen Osmanlı Devleti içinde yabancı alacaklıları tarafından oluşturulmuş, Osmanlı gelirlerine (vergilerine, harçlarına, tarımsal üretimine vb.) yabancı alacaklıları adına (bizzat Osmanlı Devleti’nin kabulüyle) el koyma yetkileri ile donatılmıştır. Örneğin çiftçinin ekinine jandarma kuvvetiyle el koyma yetkisine sahiptirler.(13) Liberal ekonominin getirdiği haksız rekabet ortamında, dış borç batağına saplanan Osmanlının kısa zamanda geldiği nokta işte budur. 1838 ile başlayan serbest piyasa dönemi, Osmanlı’nın açık pazar haline dönüşmesi, bunun yanında tüm elinde avucundakileri yitirmesi, borç üstüne borç almaya mahkûm olması ve alınan bu borçların geri ödenememesi sonucunda alacaklılara sunulan bağımsızlık ile sonlanmıştır. Bu süreçte, tüm devlet gelirlerine el konulur, liman, demiryolu gibi tüm önemli devlet varlıkları yabancı şirketlerin eline geçerken; İttihat ve Terakki’nin almaya çalıştığı ekonomik önlemlere rağmen tarihten silinip giden Osmanlı’dan Türk halkına, yabancı ülkelere verilmiş ekonomik ayrıcalıklar, bitmiş bir ekonomi ve ödenmeyi bekleyen borçlar kalır… İşte, liberalizmin Osmanlı’ya oyunu bundan ibarettir… Ders aldık mı? Varın onu siz söyleyin…
Tavsiye Et :
Ağustos
31
Temmuz
21
İşsizlik ve Diplomalı İşsizler
• Tahsin Çayıroğlu • Ekonomik Makaleler • 264 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
11
Haziran
10
Mayıs
30
Kredi Kartını Kırmanın Yolu Gösterilmeli
• İbrahim Faik Bayav • Ekonomik Makaleler • 130 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
8
Mayıs
8
Kitaplığın Önündeki Düşünceler…
• Taylan Özbay • Eğitim Makaleleri • 238 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
25
Dincinin Politik Oyunu “dindarlık”
• Taylan Özbay • Siyasi Makaleler • 168 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
23
Şubat
9
Osmanlı İmparatorluğu ve Dinci Gericiliğin Sonuçları
• Taylan Özbay • Tarihsel Makaleler • 413 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Şubat
9
Şubat
9
Osmanlı Ekonomi Siyasetinin Sonu ve Liberalizm Tuzağı
• Taylan Özbay • Ekonomik Makaleler • 865 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Şubat
8
Uğur Mumcu Kemalizm Sosyalizm…
• Taylan Özbay • İdeolojik Makaleler • 683 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Şubat
9
Şubat
9 |
![]() |
|
||||||||||||