kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kişisel Hikayeler





Haftanın Yazarı
Melek Öztürk
Melek Öztürk


Ötbök 1

5 / 5 / 2008  Pazartesi tarihinde Erdal Keskin tarafından eklendi, 83 kez okundu...

“Eminim ötbök kelimesinin ne anlama geldiğini yazımı okuyanların hiç biri bilmiyordur, gerçi benim çocukluğumdan bu yana hafızımda kalan en kalıcı kelime budur; çünkü yaşadığımız çağın en temel gereksinimi bu olsa gerek, yani ötbök ! Türkçemizde karşılığı Ekmek`tir.Benim çocukluk dönemlerimde aklımda kalan tek kalıcı kelime buydu, halen yalnız ka...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Erdal Keskin

Erdal Keskin







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Ötbök 1


Eminim ötbök kelimesinin ne anlama geldiğini yazımı okuyanların hiç biri bilmiyordur, gerçi benim çocukluğumdan bu yana hafızımda kalan en kalıcı kelime budur; çünkü yaşadığımız çağın en temel gereksinimi bu olsa gerek, yani ötbök ! Türkçemizde karşılığı Ekmek`tir.

Benim çocukluk dönemlerimde aklımda kalan tek kalıcı kelime buydu, halen yalnız kaldığım zamanlarda bir rüzgarın sıcak bir esintisi gibi kulağıma fısıldar durur ve beni yeni bir hayata başladığım, yeni bir umut yolculuğuma çıktığım beş yaşıma geri götürür. Çünkü beş yaşıma kadar köydeki evimizde annem ve kız kardeşimle kalmıştım ve köydeki evimizde bulabildiğimiz ve yiyebildiğimiz tek şey ötböktü !

Benim için hayatımın başlangıcı yada dönüm noktası diyebileceğim zaman beş yaş zamanıydı çünkü o yaştan sonra hayatın ne demek olduğunu, hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu, mücadelenin en büyüğünün insanın kendisiyle vermesi gerektiğini öğrenecektim. Bir sabah vakti yada tabiri yerindeyse kuşluk vakti denilen bir vakitte annem telaşlı bir şekilde ; " hadi kalk gidiyoruz " dedi, ben uykumdan nasıl uyandığımı bile anlamadan kendimi Annemin dayısının At Arabasının içinde bulmuştum, yanımda küçük kızkardeşim vardı, henüz iki yaşındaydı ve hava çok soğuktu, at arabasının her tarafı açıktı, kardeşim üşümemek için bana, bende ona sıkı sıkıya sarılarak yol almaya başlamıştık...

Nereye ve neden gittiğimizi kardeşim ve ben anlayabilecek kadar büyümemiştik, ama zamanla ikimizde anlayacaktık, babam ben iki yada üç yaşındayken ölmüş, iki yada üç diyorum çünkü ne zaman öldüğünü bile bilemiyorum, küçük kızkardeşim ise babam öldüğünde kundaktaymış. Oysa biz beş kardeşmişiz, üç tane abim ve 1 ablamla beraber beş kardeş… Bizim köyümüzdeki akrabalarımız ve köyün ileri gelenleri, abilerimin hepsini yetiştirme yurduna vermişler, ablamda yakın köyden biriyle onaltı yaşında evlendirilmiş. Neyse bindiğimiz at arabası bizi başka bir köye götürmüştü, o köy; dağların arasında yaylaları olan, tertemiz havası olan, tertemiz insanları ve besili hayvanları olan bir köydü ve çok güzeldi, eminim ki doğa dedikleri, insanların doğaya, tabiata olan aşık oldukları yer bu olsa gerekti, biz bir eve gelmiştik ve bu ev artık bizim evimiz olacaktı, en azından benim için bir süre evim olacaktı. İlerde anlayacaktım ki Annem yeniden evlendirilmişti, hem de dayısı tarafından bir başka köydeki bir başka insanla...

Birkaç ay sonra benim okul çağım gelmişti ve beş yaşımda köyde bulunan ilkokula öylesine gönderilmiştim, annem evde canı sıkılmasın diye okula gidip gelmemi istemişti, okul hayatım böylece beş yaşımda başlamıştı, birinci sınıfı iyi dereceyle bitirmiştim daha doğrusu benden büyük olan akranlarımın hepsinden başarılıydım ve beni ikinci sınıfa almışlardı, ancak ikinci sınıfı köydeki okulda okuyamadım çünkü diğer kardeşlerim gibi benim de kaderim yetiştirme yurduydu ve ikinci sınıfa başlayamadan Çocuk yuvasına verilmiştim…Bundan sonra hayat ve ben baş başa kalmıştık, artık baş başa kaldığım o hayat benim için çok çetin bir mücadeleye sahne olacak, birçok kere beni alt edecek ama yıkamayacaktı…

Hiç unutamadığım, hala düşündüğümde gözlerimi dolduran tek şey, yurtta yaşadığım ilk gecemdi… Yemek yiyemiyordum, yalnızdım, burası neresiydi? neredeydim? henüz altı yaşındaydım, sahip olduğum tek duygusal varlığım olan annem yanımda yoktu, beni uğurlarken neden ağlamıştı ? neden çok üzülmüştü ? kendimi o kadar yalnız hissetmiştim ki, böyle bir duygu olabilirmiydi ? etrafımda benim gibi onlarca çocuk vardı ve hepsi oraya alışmıştı, cıvıl cıvıllardı…Burada beni teselli edecek tek bir şey vardı; benim bir büyük kardeşim de buradaydı ve benden dört yaş büyük olmasına rağmen bana büyük destek olmuştu. Akşam bana bakkaldan yiyecek bir şeyler getirmişti, onları alıp yatağıma girdim üstümü örterek ağlamaya başladım. Sabaha kadar hiç uyamadan ağlamıştım, kendi kendime isyan edip küfür ediyordum…

Artık günler, haftalar, aylar, hatta yıllar geçiyordu ve ben bir şekilde büyüyordum. Nasıl büyümekse bunun adı ? Okula gittiğim zamanlar veya arkadaşlarımla gezdiğim zamanlar sebebini anlayamadığım bir şekilde bize eksikmişiz gibi bakılıyordu. Biz farklıydık, bişeylerimiz eksikti, sevemiyorduk, sevilmiyorduk…Zamanla değişiyordum, bu değişim süreci beni olmam gerektiği yeremi götürüyordu yoksa ben zaten böylemiydim bilemiyorum…Burada büyükler ve güçlüler dokunulmazdı, küçük ve güçsüzlerin ise vay haline dersek yanlış olmaz çünkü; küçük ve güçsüzler zayıftı, zayıf insanlar ise ezilirdi, her türlü tacize maruz kalırdı. Benim abim olduğu için rahattım çünkü burası yuva olduğu için abim büyük sayılırdı ve beni koruyordu, diğer iki abim de burada kalmışlardı ve onlarda beni koruyan abimi korumuşlardı, Bu bir çeşit mülkiyet devri sayılabilirdi. Anlayacağınız biz dört erkek kardeşte aynı Çocuk yuvasında sırayla kalmıştık ve bu yuvada ilkokulu bitirene kadar kalabiliyorduk sonra büyüdüğümüz için yetiştirme yurduna geçiş yapmamız gerekiyordu...

Böylelikle benim bir büyük abimin buradan ayrılma zamanı gelmişti ve başka bir şehirdeki yetiştirme yurduna verilmişti, ayrıldığımız gün çok üzülmüştüm sonra alışmıştım çünkü bende artık büyüyordum ve ilkokul üçe gidiyordum artık. Kendimi koruyabiliyordum ve iki tane samimi arkadaşım vardı, yediğimizi ve içtiğimizi paylaşır hep beraber oynar ve ders çalışırdık, birinin adı Nuri diğerinin adı Mustafa idi. Okul zamanları beraber okula gider diğer zamanlarda ise hep beraber olurduk, hiç ayrılmazdık…Zaman su gibi akıp geçiyordu ve biz yarı aç yarı tok büyüyorduk, bizim birşeylere özlemimiz vardı ama ne olduğunu anlayamıyorduk, anlamamız içinde sanırım büyümemiz gerekiyordu, onbeş tatillerinde yada yaz tatillerinde gözlerimiz, kulaklarımız hep kapılarda olurdu çünkü bir yakını veya akrabası olanların akrabaları gelirdi ve tatillerini geçirmek üzere çocuklarını götürürlerdi, benim de o zamanlardan aklımda kalan önemli şeylerden biride buydu, gözlerim hep kapıdaydı, üvey babam gelirse beni izine götürecek diye gözlerim umut dolu beklerdim çünkü diğer arkadaşlarım giderdi ve kalmak çok acı bir şeydi. Kalan çocukların kimsesi yok anlamına gelirdi ve çocuğu ister istemez çok yaralıyordu…İzine geldiğim ilk gün annem büyük bir hasretle boynuma sarılır ve her yerimi öperdi sonra hemen başımı karıştırırdı, neden karıştırdığını o zamanlar anlayamıyordum ama karıştırırken çıt çıt diye seslerin geldiğini duyardım, meğerse annem bitlerimi ayıklarmış, gerçekten kaşıntıdan hiç rahat edemezdim, o kadar bitliydim ki annemin kız kardeşime dediği şu cümlesini yıllar geçse de hiç unutamam ; “ kız çabuk su kaynata bunu yıkayalım, baş edilecek gibi değil… “

Günler böyle hızlı bir şekilde içimde hep bir şeylere özlem duyarak geçti ve artık buradan ayrılma zamanım gelmişti, ilkokulum bitmişti, akıllıydım, zekiydim, çalışkandım ama kendime ve sağlığıma dikkat etmiyordum henüz yedi yada sekiz yaşımda sigarayla tanıştım ve halen ayrılmış değiliz, bu henüz başlangıçtı ve gerisi gelecekti…








Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Emre Sertaç Yelden yazıyı tebrik etti...
tebrik Gülnaz Eliaçık yazıyı tebrik etti...

Temmuz
4
Küçük Öğretmen
İlayda SevinçKişisel Hikayeler • 30 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Bir Zamanlar
Sena KorkmazKişisel Hikayeler • 30 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Duyuru
Abdurrahman TümerKişisel Hikayeler • 46 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
30
Sevmek Gururdan Büyük
Hatice CevizciKişisel Hikayeler • 77 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
7
Yeni Hayatlar(4)
Elif NormanlarKişisel Hikayeler • 124 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Ötbök 1
Erdal KeskinKişisel Hikayeler • 84 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Ötbök 1
Erdal KeskinKişisel Hikayeler • 84 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Ötbök 1, Ötbök 1 hikayesi, Ötbök 1 hikaye, Ötbök 1 nedir?, Ötbök 1 hakkında bilgi, Ötbök 1 hikayeleri, Erdal Keskin hikayeleri, Ötbök nedir, Ötbök hikayesi, Ötbök hikayeleri,






Okudunuz Mu?
DilekSavaşçı
Dilek Savaşçı




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Credit Cards | Secured Loans | Mortgage | Car Finance | Internet Advertising | Video | Arkadaş