Oysa Tarlatanlı Elbisesi DeOysa Tarlatanlı Elbisesi DeDağılmış bir tespihi yeniden dizer gibi dikkatle bakıyordu kapıya. Kapı kapı olalı böyle nazara tesadüf etmemişti desek mübalağa etmiş olmazdık. Çünkü her çıkıs bir ömrü saklıyordu adımlarında. Yaşamın kareleri bir bulmaca kadar keyifli değildi, yormaktan anlıyordu sadece. Derken kervan göçmese de dağın başında kalmış gibiydi. Yüksek yüksek tepelere evler kurulmuştu çoktan, ve atlara nallar vurulmuştu.Tarlatanlı elbisesiyle köprüler geçecekti kız, biliyordu. Sadece köprü olsa iyi, tüneller, virajlar, belki denizler, kapılar, sokaklar, beş sandalyeli bir masa, daha neler neler… Bir kapıya bakmak kolaydı, ya çıkmak?? Kızın alnını bir elin titreyişi yakmaktaydı. Hayata aşinalıktan çok ustalık armağan etmiş yaşlı bir eldi bu. Hani sabahın yedilerinde mutfakta tıngırdayan çaydanlığın sahibine aittir. Hani onlar bıçakla keser tırnaklarını. Evin en büyük, en sakallı, en bereketli sakinidir o elin sahibi. Dededir ya, kapıya bakan kızın kulağına kirazdan küpeler takmıştır bir vakit, kağıttan gemiler yapmıştır ona. İşte sırf bu yüzden bunca zor olacaktır bu titreyişe dayanmak. Kızın alnı yanacaktır, illa ki beyaz olacaktır tarlatanlı elbise… Bir kapıya bakmak kolaydı, ya çıkmak?? Bütün yolları bağışlıyordu soluna, sağ serbest değildi ilk defa. Ve ihlal edilmeyi bekliyordu kırmızılar… Aşrı aşrı memlekete kaç dağ, kaç köprü, kaç tünel, kaç viraj vardı bilmiyordu fakat artık yeşil yanıyordu ve kız, caddenin ortasında garipseyen bakışlar arasında duruyordu. Üstünde tarlatanlı elbise varken üstelik. Vakit, bakır bir cezveden taşan kahvenin tayin ettiği vakitti. -hakkını heybeme koydum anne, ağzını itaatle bağladım. Uykusuz gecelerime uykusuz gecelerini anlatacağım masal niyetine.. Ver elini anne, alnımın güneşini alsın. -deme kızım öyle, alnın güneş gibi parlasın. İsmin gibi bereketli olsun kaderin. Saat yapraklara çaliyordu, yeşildi zannımca. Kapı açıldı. Ömrünün orta yerine bir sarı düştü kızın,tedirgin,his çelici bir sarı. Babasına hiç bakamadı,bakardı ya sürmesi akmasın maksat. Bahanelerine beden yaratamazdı ya insanlar,bakmadı işte!! -cemre dedi altı kırmızıyla çizilmemis bir ses, yürüsene. Bir kapıya bakmak kolaydı, ya çikmak?? Çıkıp gitti tarlatanlı elbisesini tutarak, zira yüksek yüksek tepelere evler kurulmuştu çoktan ve atlara nallar vurulmuştu. Aşrı aşrı memlekete verilmişti kız… Leyla marankoz
Yazı Sahibi
Etiketler
oysa+tarlatanli+elbisesi+de , oysa , tarlatanlı , elbisesi , de , leyla , marankoz , gurbet , hikayeleri ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ekim
13
Eylül
21
Üzüm Bağları ve Mavi Dolunay
• Leyla Marankoz • Gurbet Hikayeleri • 237 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Ağustos
17
Oysa Tarlatanlı Elbisesi De
• Leyla Marankoz • Gurbet Hikayeleri • 193 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
11
Ekim
11
Eylül
28
Eylül
28
Eylül
25
Kayıp Kentler Bildirisi
• Leyla Marankoz • Başkaldırı Şiirleri • 107 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
21
Bir Cezbeyle Kalemimden Dökülene Hiç Dokunmadığımdır
• Leyla Marankoz • Hüzün Şiirleri • 51 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
21
Üzüm Bağları ve Mavi Dolunay
• Leyla Marankoz • Gurbet Hikayeleri • 237 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Oysa Tarlatanlı Elbisesi De
• Leyla Marankoz • Gurbet Hikayeleri • 193 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
16
Ağustos
16
Sesimin Divani Yanı
• Leyla Marankoz • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 153 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Ağustos
14 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||