Oyunun Adı Bir KızmışOyunun Adı Bir KızmışSarıdan turuncuya kaçan saçları gibi güneşin renkleri vardı bakışlarında. Kızgın ve uzak, Sibel. Yatılı okulun en güzel kızlarından biriydi o. Kollarını birleştirip dünyaya karşı gelen tavırlarıydı onu asi yapıp az da olsa itici kılan. Hiçbir öğretmeni memnun değildi bu halinden. Hiçbir soruya cevap vermeyen Sibel, her nasılsa sınavlardan geçecek notları alırdı. Gidecek kimsesi olmadığından her yaz tatilinde okulda kalır uğraşacak bir şeyler bulurdu. Geçen yazda bu yazlardan biriydi ama biraz farklıydı çünkü tatil dönüşü arkadaşları ondaki garip değişimi fark etmişlerdi. Bakışları ve cümleleri daha da korkak olmuştu. Arkadaşlarına hiçbir şey anlatmadan devam ediyordu nefes alıp vermelere. Öğretmenlerine daha da karşı gelip ona yöneltilen her soruyu yanıtsız bırakıyordu. Arkadaşları bazı geceleri yastık altından ağladığını duyup sorsalar da ne olduğunu Sibel her biri üstüne devrilen kutular misali ittirip kaçardı onlardan, koridorda yürüyüp rest çekerdi içindeki tüm eylemlere ve grevlere. Okul tiyatrosunun bu sene ki gösterisine de katılmak istememişti.Ne olmuştu bu kıza da bu kadar çekilmişti kovuğuna. Tek yaptığı yeni desenler bulup onları işlemesiydi gergefine belki işlediği desenden de öteydi. Geçmişi bir sis perdesi, bilinmez bir yalnızlık. Güzel olmak yetmiyordu ona, tutmuyordu elinden, sarmıyordu onu anne gibi, kollamıyordu onu üzüldüğünde, okşamıyordu saçlarını bir baba şefkatiyle… Harıl harıl oyuna hazırlanıyordu tüm kızlar, hiç düşünmemişti hemcinslerinden bu kadar iğrenebileceğini. Zaman değirmenden akıp giderken kiminin hayalleri ezilmiş kimininse umutları yeşermişti. Sibel tüm suskunluğuyla seyretmişti olup bitenleri. Bir yılın daha sonuna gelirken artık oyun provaları sona ermiş ve gösteriye bir gün kalmıştı. Tüm okul ve belediye başkanı dahil birçok protokol davet edilmişti. Sibel de oyun günü tüm suskunluğuyla yerini almıştı sağ tarafın en sol köşesinde. O gün sabahtan beri hiç kimseyle konuşmamış hatta göz göze bile gelmemişti. Kalp atışları duyuluyordu salonda. Heyecanlıydı belli ediyordu tırnaklarını kemirmesiyle, saçınla oynamasıyla. Neden tedirgindi bu kadar? Belki de arkadaşları için endişeleniyordu. Ya unuturlarsa rollerini ya kaçırırlarsa mimiklerini diyordu. Kim bilir nedendi bu kaygı. Zamanı gelmişti ve saatler sekizi göstermiş herkes yerini almış ve gerekli uyarılar yapılmıştı. Karşınızda, Yedi Kocalı Hürmüz. Ama birden her şey değişmişti ne koca ne yedi ne de Hürmüz. Çünkü sahnede o vardı. Evet, perdeler açılmadan fırlamıştı sahneye Sibel. Titriyordu herkesin şaşkın gözbebekleri önünde. Sunucundan kaptı mikrofonu ve başladı konuşmaya: - Sevgili öğretmenlerim ve arkadaşlarım, Bu geceyi bu şekilde berbat etmek istemesem de berbat edilen bir hayatı anlatmak zorundayım sizlere… Herkes o kadar afallamıştı ki sahnedeki arkadaşları çökmüşlerdi oldukları yere, kimse müdahale etmemişti ve herkes dinlemeye hazırdı onu ses çıkarmadan hatta nefes almadan ve Sibel devam etti: - Susuyordum ama başka birisinin de benim gibi susmasını istemiyorum çünkü söyleyemediğim her cümle büyüyüp çok acı bir trajediye döndü. Gün geçtikçe sayfalarım birbirine karışırken başım ve sonum ucuz bir mühürle mühürlendi. Geçen yaz keşke benim de gidecek bir yerim olsaydı belki devam ederdi bu hikâye ama olmadı ne derseniz adına deyin kader, kör talih… Hani şu bizim çok çalışan hadememiz var ya Asım Abi kelli felli, babacan adam, hepimiz severiz değil mi? Ama o bu dünyada baba olamayacak kadar erkeklikten uzak ve cehenneme yakın birisi ki sağ olsun bunu bana kendisi gösterdi. Beni odada her yalnız buluşunda bakışları ve tacizleri karşı koymaya geldiğimde ise ucuz küfürleri ve tehditleri kendisini çok iyi anlattı bana. Keşke huzurlarınızda ona bir ödül verebilseydim, yılın en şerefsiz hademe ödülünü ama maalesef kendisi izinli bugün. Durun eminim hepiniz acıyacaksınız bana ama daha en büyük şeyi söylemedim size hemen bu kadar şaşırmayın keşke sadece küfürle ve tacizle kalsaydı da gerdeğimi bana bıraksaydı. Biliyor musunuz yetim bir kızın en büyük hayali bir yuva kurup kurtulmaktır belki daha fazlası da vardır ama filmlerde gördüklerim bu kadar ama onun sayesinde sadece yuva kurma hayalim değil namusum da alındı. Evet, bu kızlar okulunda kız olmayı beceremeyen daha doğrusu buna izin verilmeyen bir kadın! Umarım bu oyunu daha çok eğlendirir sizi… Deyip mutfaktan kaçırdığı bıçakla kıydı canına, sahneye fırlamak için çok geçti çığlıklar alkış olmuştu onun oyununa belki bunu yaşayıp gerçekten ölmeyip de her gün ölen Tuğçe gibi kızlara. Not: Senin kızın, benim kızım veya onun kızı Bu kadar kötülük ve çirkinlik yeter.
Telif Hakkı Uyarısı Oyunun Adı Bir Kızmış isimli yazı, Deniz İlker Toker tarafından 15.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Sudenaz’dan Mektuplar (ııı)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 22 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Aralık
1
Kasım
20
Kasım
16
Kasım
8
Kasım
6
Kasım
3
Haziran
23
Ağustos
19
Haziran
17
Haziran
15
Ekim
12
Kocaman Bir Yüreğin Ellerindeki Aşkın Hikâyesi
• Deniz İlker Toker • Aşk Hikayeleri • 352 kez okundu. • 6 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||