Öz Söz ve YardımÖz Söz ve Yardım“ Özü sözü bir olmak” gerek... Dilindeki neyse kalbindeki de o olmalı, insanın... İnsana yakışan budur... Kendin sigara içiyorsun ama çevrene, çocuğuna sakın içme, diyorsan, Yalan söyleme deyip, telefonla seni aradıklarında, yok de, yok de, dercesine maymunluk yapıyorsan, İşine yalan, hile karıştırıp, çalıp çırpıp, diğerlerinden dürüst olmalarını bekliyorsan, sana nasıl güvenebilirim... Adam geçmiş karşıma, Allah rızası için yardım edin, diyor. İlk başta, iyi güzel, edelim, diyorum... Amaç yardım etmekse edelim, tabi... Bence yardımlar garibana onu inciterek veriliyorsa, burada Allah razı gelmiyor. Garibanın yardıma değil, o duruma düşmemeye ihtiyacı var, aslında. Fakirin neden o hale geldiğini, işin öncesini, geçmişini inceleyip, önlem alacakları yerde, pirinçle, battaniyeyle, yemek çadırlarıyla onu inciterek yardım etmek bence insanlığa sığmaz. Gariban vatandaşım aslında bunun farkında bile değil. Artık belki de yıllardır incinen gururu, kaybolmuş, kalmamış halde. Gururunu önemsemiyor, şerefini unutmuş. Sorgulamayı unutmuş. Ben neden bu haldeyim, diye sormayı unutmuş. Neden cahil kaldım, neden bu hale düştüm, diye düşünmemiş. Aslında hiç bir konuda düşünmemiş ki, bunu düşünsün. Dedesinden , babasından öyle görmüş. Büyükler düşünürler, bize söz düşmez, düsturuyla beyinler yıkanmış, sanırım... Piyasada bazıları makam sahibi olmuşlar, çıkarları uğruna her türlü işi kollamışlar... İnsanlığı düşünen olmamış... Başkalarının sırtından kazanmışlar... Helali dillerinde dolaştırıp yaşantılarında yer verememişler... Kazandıklarıyla daha çok harcamışlar. Harcadıkları miktar toplumun ortalamasını aşmış. Garibanın bir ayda görmediğini, bir elbiseye, bir gecede eğlenceye harcamışlar... Kürkler bedenleri örtmüş ama hayvanlık baki kalmış... Normal olan şey, fırsatını bulup gemisini yüzdürmek, olmuş... Diğer yandan onları örnek alan garibanın kendisi de hep fırsat kollamış. Yeri gelmiş o da kendinden zayıf olanın elindekini almış, çarpmış, vurmuş, yıkmış... Hayatlar boğazdan geçecek iki lokma uğruna savaşarak tükenmiş... Taş devrinde yaşayanlardan farkımız var mı, sizce ? Yaban hayattaki ceylanı avlayan aslandan, onun peşinde dolanan çakaldan fark var mı ? Mağara adamı kayayı vurup öldürdüğüyle karnını doyurmuş. Orada bilek gücü olan kazanmış, günümüzde de o kazanıyor... Herkes bilek gücünün üstünlüğüne inanmış. Bükemediğin eli öpeceksin, düsturuyla yetişen nesiller, diğer bilekleri bükerek üstünlük sağlama çabasına girmişler. Bileği güçlü olanın sesi çok çıkmış. Dediği yapılmış. Güçsüz olan tırsmış, ezik kalmış. Şunu farkediyorum. Güç, para, makamlar çarpışırken arada İnsan ezilmiş, İnsan kaybolmuş, ne yazı ki herkesin İnsan olduğu unutulmuş... İnsanın sadece etten, kemikten oluştuğu düşünülmüş. Bu eti kemiği yöneten güç unutulmuş. Bedeni yöneten beyin ihmal edilmiş. Halbuki canlılar içinde bedene oranlarsak en büyük, en karmaşık beyin insandadır. Allah İnsanı yaratırken, diğer canlılardan farklı olarak beynini mükemmel yaratmış. Sen bu beyinle bu bedeni insana yakışır şekilde yaşatacaksın, koruyacaksın, demiş... Bence insanlık bunu farkedemiş... İnsanı aslında kendisini, hayvanla bir tutarcasına, yemek, barınmak, üremek üçlüsüyle savaşarak nesiller mahvolmuş... Beyininin muhteşemliğiyle düşünebilen, değerlendirebilen, duyguları olan, buluşlar yapabilen, üretebilen, bedenine hakim insan olmak yerine, karınını doyuracak diye saldıran, ezip geçen, bencil, vahşi hayvanlara dönüşmüşüz... Birileri de yine o beyini yok sayıp, yine gövdeden, kabuktan düşünerek, yardım etmeye kalkışmışlar. Düşünmemişler, hem de hiç ! Acaba bu garibanın asıl sorunu nedir, asıl ihtiyacı nedir, diye. Onların amacı gazetelerde, televizyonlarda kendilerini göstermek olmuş. Ahali kendisine, o var ya, fakirlere şu kadar yardım etmiş, desinler cümlesini duymak uğruna ne gururlar kırılmış, ne yürekler incinmiş... Yardım alan veya alamayan analardan, o masum çocuklardan akan göz yaşları bile yardımseverlerin tebessümüyle karşılanmış... O gözlerin neden yaşardığı düşünülmemiş bile. Eminim ki o bedendeki insanın düştüğü duruma canı sıkılmış. Yüreğinden isyan etmiş. Sesini duyuramamış. İsyanı göz yaşlarına dönüşmüş... Kimse içimizdeki insanın isteklerini duymamış, işte... Yardım ettiğini sananlar, insanlığın perişan halde itişmesinden, birbirini ezmesinden zerre kadar rahatsızlık duymamışlar. Vicdan sahibi olanların tepkisini görünce yine birileri çıkıp, bu hal onların haleti ruhiyesinden, diyerek gönül hazinesinden inciler (!) döktürmüşler. Acaba kendimizin bir suçu var mı, diyememişler. Vicdanlarında en ufak huzursuzluk duymadan İnsanın karşısına çıkmışlar... Sadece bugünlük hadise değil tabi ki... Asırlardır aynı tantana devam ediyor. Bunun adına da inanç dedikleri için devam ediyor. Bir şeyler taklit ediliyor. Özünü anlamadan yapılıyor.... !!! Birisi cümlenin noktasını ‘din’ diyerek koyduğunda kimse ses çıkartamamış ki ! Bunu keşfeden hayvan beyinli sahtekarlar hep cümleyi dine bağlamışlar. Allah’ın İnsanına verdiği beyinle düşünme, değerlendirme, söz söyleme eylemleri, eğer onların tekerine çomak sokuyorsa, hep “dinsizlik” adını aldığı için herkes susmuş... Çarpılmaktan korkmuşuz... İnsan olup, Allah ile aramıza bir hayvan soktuğumuzu farkedememişiz... İnsanlığı unutturulmuş birileri, üçer beşer üremeye teşvik edilmiş... Gözleri açılmasın diye hayvan beyinlilerin ipliklerini pazara çıkartan gazetelerden uzak durmaları istenmiş... Bir yerlerde vatanı uğruna, cumhuriyeti korumak uğruna birleşenleri çete diye suçlamışlar. Çeteleşenlerin posta değil postun altındaki tilkiye savaş açtığı farkedilmemiş. Meydanlara çıkan kurnaz tilki, ben Cumhuriyetim, demiş. Ben demokrasiyim, demiş... Demokrasiyi çoğunluğun azınlığı görmezden gelmesi olarak algılamak işlerine geldiği için, Vatandaşımın düşünmez beynine, aslında sadece gövdesine, bunu sunmuşlar... Karnını doyurmuşlar ama sırtına da binip onu iyice ezmişler. Vatandaşım da, sorgulamadan, düşünmeden, bedenin keyfine düşmüş, önüne ne konduysa yetinmiş... Kabullenmiş. Ezilmeyi, aşağılanmayı, fakirliği, yerlerde sürünmeyi kabullenmiş... Yeter ki etten kemikten bedeni rahat etsin diye herşeyi kabullenmiş... İçindeki insanı yok edip, sadece ‘yiyen, yatan, üreyen’ canlılara dönüşmüş. Çalışmamış, elden beklemiş... Üstelik kendisini, özündeki insanı alçaltırcasına yapılan bu yardım karşısında, Allah razı olsun, deme gafletine düşmüş... Uyan vatandaşım ! İçindeki İnsan ne diyor, hele bir dinle... İnsan sadece beden değil ki... İnsanın özü şeref istiyor, onur istiyor, helalinden kazanmak, helalinden yedirmek, güvenmek, başarmak, insanlığa faydalı olmak istiyor. Kimsenin üç kuruşuna muhtaç olmak istemiyor... İstemiyor mu ? Yardım maskesi ardında insanlığın ayaklar altına alındığını farkeden birisi de vatandaşından artık silkelenmesini istiyor, işte... Artık özü sözü bir olanların peşinden gitmelerini istiyor. Asırlardır hayvanlar gibi sırtında taşıdığı yüklerden kurtulması ve ‘insan şerefine’ kavuşmasını istiyor. Allah’ın İnsan sıfatına layık olmalarını istiyor. Allah’ın ancak o zaman bizden razı olacağını düşünüyor. İnsan olma konusunda yazdıkça yazıyor, işte ! Anlayana... Dr Haluk Namdar / 23.Eylül.2008
Telif Hakkı Uyarısı Öz Söz ve Yardım isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 23.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
Banu Neva İlker yazıyı tebrik etti...
Aydan Özdemir yazıyı tebrik etti...
Nida Kara yazıyı tebrik etti...
Aralık
1
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 55 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
24
22 Kasım Edebiyat Şöleni
• Site Yöneticisi • Güncel Makaleler • 493 kez okundu. • 33 kez yorumlandı.
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
11
Ekim
23
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
• Haluk Namdar • Güncel Makaleler • 204 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Ağustos
16
Ağustos
29
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||