kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Güncel Makaleler

Öz Söz ve Yardım


Öz Söz ve Yardım


“ Özü sözü bir olmak” gerek... Dilindeki neyse kalbindeki de o olmalı, insanın... İnsana yakışan budur...
Kendin sigara içiyorsun ama çevrene, çocuğuna sakın içme, diyorsan,
Yalan söyleme deyip, telefonla seni aradıklarında, yok de, yok de, dercesine maymunluk yapıyorsan,
İşine yalan, hile karıştırıp, çalıp çırpıp, diğerlerinden dürüst olmalarını bekliyorsan, sana nasıl güvenebilirim...

Adam geçmiş karşıma, Allah rızası için yardım edin, diyor. İlk başta, iyi güzel, edelim, diyorum... Amaç yardım etmekse edelim, tabi... Bence yardımlar garibana onu inciterek veriliyorsa, burada Allah razı gelmiyor. Garibanın yardıma değil, o duruma düşmemeye ihtiyacı var, aslında.

Fakirin neden o hale geldiğini, işin öncesini, geçmişini inceleyip, önlem alacakları yerde, pirinçle, battaniyeyle, yemek çadırlarıyla onu inciterek yardım etmek bence insanlığa sığmaz.

Gariban vatandaşım aslında bunun farkında bile değil. Artık belki de yıllardır incinen gururu, kaybolmuş, kalmamış halde. Gururunu önemsemiyor, şerefini unutmuş. Sorgulamayı unutmuş. Ben neden bu haldeyim, diye sormayı unutmuş. Neden cahil kaldım, neden bu hale düştüm, diye düşünmemiş. Aslında hiç bir konuda düşünmemiş ki, bunu düşünsün. Dedesinden , babasından öyle görmüş. Büyükler düşünürler, bize söz düşmez, düsturuyla beyinler yıkanmış, sanırım...

Piyasada bazıları makam sahibi olmuşlar, çıkarları uğruna her türlü işi kollamışlar... İnsanlığı düşünen olmamış... Başkalarının sırtından kazanmışlar... Helali dillerinde dolaştırıp yaşantılarında yer verememişler... Kazandıklarıyla daha çok harcamışlar. Harcadıkları miktar toplumun ortalamasını aşmış. Garibanın bir ayda görmediğini, bir elbiseye, bir gecede eğlenceye harcamışlar... Kürkler bedenleri örtmüş ama hayvanlık baki kalmış... Normal olan şey, fırsatını bulup gemisini yüzdürmek, olmuş... Diğer yandan onları örnek alan garibanın kendisi de hep fırsat kollamış. Yeri gelmiş o da kendinden zayıf olanın elindekini almış, çarpmış, vurmuş, yıkmış... Hayatlar boğazdan geçecek iki lokma uğruna savaşarak tükenmiş...

Taş devrinde yaşayanlardan farkımız var mı, sizce ? Yaban hayattaki ceylanı avlayan aslandan, onun peşinde dolanan çakaldan fark var mı ? Mağara adamı kayayı vurup öldürdüğüyle karnını doyurmuş. Orada bilek gücü olan kazanmış, günümüzde de o kazanıyor... Herkes bilek gücünün üstünlüğüne inanmış. Bükemediğin eli öpeceksin, düsturuyla yetişen nesiller, diğer bilekleri bükerek üstünlük sağlama çabasına girmişler. Bileği güçlü olanın sesi çok çıkmış. Dediği yapılmış. Güçsüz olan tırsmış, ezik kalmış.

Şunu farkediyorum. Güç, para, makamlar çarpışırken arada İnsan ezilmiş, İnsan kaybolmuş, ne yazı ki herkesin İnsan olduğu unutulmuş... İnsanın sadece etten, kemikten oluştuğu düşünülmüş. Bu eti kemiği yöneten güç unutulmuş. Bedeni yöneten beyin ihmal edilmiş. Halbuki canlılar içinde bedene oranlarsak en büyük, en karmaşık beyin insandadır. Allah İnsanı yaratırken, diğer canlılardan farklı olarak beynini mükemmel yaratmış. Sen bu beyinle bu bedeni insana yakışır şekilde yaşatacaksın, koruyacaksın, demiş... Bence insanlık bunu farkedemiş... İnsanı aslında kendisini, hayvanla bir tutarcasına, yemek, barınmak, üremek üçlüsüyle savaşarak nesiller mahvolmuş...

Beyininin muhteşemliğiyle düşünebilen, değerlendirebilen, duyguları olan, buluşlar yapabilen, üretebilen, bedenine hakim insan olmak yerine, karınını doyuracak diye saldıran, ezip geçen, bencil, vahşi hayvanlara dönüşmüşüz...

Birileri de yine o beyini yok sayıp, yine gövdeden, kabuktan düşünerek, yardım etmeye kalkışmışlar. Düşünmemişler, hem de hiç ! Acaba bu garibanın asıl sorunu nedir, asıl ihtiyacı nedir, diye. Onların amacı gazetelerde, televizyonlarda kendilerini göstermek olmuş. Ahali kendisine, o var ya, fakirlere şu kadar yardım etmiş, desinler cümlesini duymak uğruna ne gururlar kırılmış, ne yürekler incinmiş... Yardım alan veya alamayan analardan, o masum çocuklardan akan göz yaşları bile yardımseverlerin tebessümüyle karşılanmış... O gözlerin neden yaşardığı düşünülmemiş bile. Eminim ki o bedendeki insanın düştüğü duruma canı sıkılmış. Yüreğinden isyan etmiş. Sesini duyuramamış. İsyanı göz yaşlarına dönüşmüş... Kimse içimizdeki insanın isteklerini duymamış, işte...

Yardım ettiğini sananlar, insanlığın perişan halde itişmesinden, birbirini ezmesinden zerre kadar rahatsızlık duymamışlar. Vicdan sahibi olanların tepkisini görünce yine birileri çıkıp, bu hal onların haleti ruhiyesinden, diyerek gönül hazinesinden inciler (!) döktürmüşler. Acaba kendimizin bir suçu var mı, diyememişler. Vicdanlarında en ufak huzursuzluk duymadan İnsanın karşısına çıkmışlar...

Sadece bugünlük hadise değil tabi ki... Asırlardır aynı tantana devam ediyor. Bunun adına da inanç dedikleri için devam ediyor. Bir şeyler taklit ediliyor. Özünü anlamadan yapılıyor.... !!!

Birisi cümlenin noktasını ‘din’ diyerek koyduğunda kimse ses çıkartamamış ki ! Bunu keşfeden hayvan beyinli sahtekarlar hep cümleyi dine bağlamışlar. Allah’ın İnsanına verdiği beyinle düşünme, değerlendirme, söz söyleme eylemleri, eğer onların tekerine çomak sokuyorsa, hep “dinsizlik” adını aldığı için herkes susmuş... Çarpılmaktan korkmuşuz... İnsan olup, Allah ile aramıza bir hayvan soktuğumuzu farkedememişiz...

İnsanlığı unutturulmuş birileri, üçer beşer üremeye teşvik edilmiş...
Gözleri açılmasın diye hayvan beyinlilerin ipliklerini pazara çıkartan gazetelerden uzak durmaları istenmiş...
Bir yerlerde vatanı uğruna, cumhuriyeti korumak uğruna birleşenleri çete diye suçlamışlar. Çeteleşenlerin posta değil postun altındaki tilkiye savaş açtığı farkedilmemiş. Meydanlara çıkan kurnaz tilki, ben Cumhuriyetim, demiş. Ben demokrasiyim, demiş...

Demokrasiyi çoğunluğun azınlığı görmezden gelmesi olarak algılamak işlerine geldiği için, Vatandaşımın düşünmez beynine, aslında sadece gövdesine, bunu sunmuşlar... Karnını doyurmuşlar ama sırtına da binip onu iyice ezmişler. Vatandaşım da, sorgulamadan, düşünmeden, bedenin keyfine düşmüş, önüne ne konduysa yetinmiş... Kabullenmiş. Ezilmeyi, aşağılanmayı, fakirliği, yerlerde sürünmeyi kabullenmiş... Yeter ki etten kemikten bedeni rahat etsin diye herşeyi kabullenmiş... İçindeki insanı yok edip, sadece ‘yiyen, yatan, üreyen’ canlılara dönüşmüş. Çalışmamış, elden beklemiş... Üstelik kendisini, özündeki insanı alçaltırcasına yapılan bu yardım karşısında, Allah razı olsun, deme gafletine düşmüş...

Uyan vatandaşım ! İçindeki İnsan ne diyor, hele bir dinle... İnsan sadece beden değil ki... İnsanın özü şeref istiyor, onur istiyor, helalinden kazanmak, helalinden yedirmek, güvenmek, başarmak, insanlığa faydalı olmak istiyor. Kimsenin üç kuruşuna muhtaç olmak istemiyor... İstemiyor mu ?

Yardım maskesi ardında insanlığın ayaklar altına alındığını farkeden birisi de vatandaşından artık silkelenmesini istiyor, işte...
Artık özü sözü bir olanların peşinden gitmelerini istiyor.
Asırlardır hayvanlar gibi sırtında taşıdığı yüklerden kurtulması ve ‘insan şerefine’ kavuşmasını istiyor.
Allah’ın İnsan sıfatına layık olmalarını istiyor. Allah’ın ancak o zaman bizden razı olacağını düşünüyor.
İnsan olma konusunda yazdıkça yazıyor, işte !
Anlayana...

Dr Haluk Namdar / 23.Eylül.2008


Öz Söz ve Yardım
Yazı Sahibi
Haluk Namdar
Haluk Namdar tarafından 23.9.2008 tarihinde eklendi 318 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Öz Söz ve Yardım isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 23.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
tebrik Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
tebrik Banu Neva İlker yazıyı tebrik etti...
tebrik Aydan Özdemir yazıyı tebrik etti...
tebrik Nida Kara yazıyı tebrik etti...
güzel bir konu ama bir gerçek daha varki! bizim ülkemizde bunların önüne geçileceğini asla zannetmiyorum. ülkemizde halifelik kaldırılıyor bir bakıyorsunuz ki halifelik sistemi görünüşte kaldırılmıştır. Büyük bir şirkete girmeye kalkıyorsunuz size ilk sordukları soru - tanıdığınız var mı? sanane ulan sen bana baksana yani şirkette padişahı tanıyorsan vezir olarak atanabilirsin? üzücü ama gerçek!


12.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Bu yazıdan sonra sağlık sorunumun ne olduğunu daha iyi farkettim efendim. İnsan/sız/lık ! Reçete ?


05.10.2008 tarihinde yorumlandı.

İslamiyette sağ elin verdiğinden, sol elin haberinin olmaması gerektiği hükmü vardır. Yardımı, namazı, ibadeti birileri görsün, ne kadar Müslüman biri desin diye yapıyorsanız Allahın gazabı üzerinize olur. Yıllardır çektiğimiz eziyetin, gazabın sebebinin gösteriş ve şekilcilik olduğunu ne zaman anlayacağız?


25.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Sayın doktorum, çok güzel yazmışsınız. her satırına katılıyorum ama sorun ne biliyor musunuz? Bu yazdıklarımızı makarna ve kömür alan kesimin okuyamaması, bunü bir becerebilsek, onları bir nebze uyandırabilsek o zaman her şey halledilmiş olacak. Bu da tüm toplumun kültürlü olması demek. Onu başarmakta, iyi bir eğitim reformundan geçiyor. Umarım. Sevgiler...


24.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Mükemmel bir yazı,
kutlarım..
Demokrasisi olmayan, işlmeyen ülkelerde ülke kurtarıcıları türer onlarda ülkeyi kurtarmak adına demokrasiyi yok ederler
-Balık tutmayı öğretmek gerek, asıl olan bu ama bunu düşünen beyinlerin olması ve halka saygı duyarak yapan nesiller gerek
Çok yürümek gerek çok.Aklını cüzdanından uzak tutarak insana saygı ve hizmet esaslı düşünceyle..
Saygılar
c.d.



24.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Sevgili Ömer kardeşim. Benim sözde müslümanlara bir diyeceğim yok.
Kelime-i şahadet sözlü olduğu için sözde kalıyor. Tıpkı aşağıda sözünü ettiğim yeminler gibi.Özde yaşanmayan müslümanlığın sözde kaldığını anlatmaya çalışıyorum. Sadece sözle, Allahı bir cümleyle kabul etmek yeterliyse o zaman neden şekilcilik kavgası yapılıyor? Ben kelime-i şahadet getirdiğim halde giyim tarzım nedeniyle bazı çevrelerce müslüman kabul edilmiyorum. Bir de ben,müslüman ve mümini birbirinden ayrı olarak düşünemiyorum sizin gibi. Yapmayın kardeşim! Muhalefet etmenize, fikirlerinize ben de saygı duyuyorum ama yazılanları sözde değil özde okuyun lütfen. Sevgi ve saygılar



23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Haluk Bey çok ama çok hoş bir yazıydı. kaleminize, yüreğinize sağlık. Ömer Bey''in de dediği gibi okuyup, okuyup bir şeyler öğrenmek gerek.
Allahından bulsun sahtekarlar diyorum ve yazıyı en kısa zamanda tekrar okumak üzere deyip ayrılıyorum.



23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Hocam cok guzel bir yazi, okuyup okuyup insanin ders almasi gerekir. En cok da unutmamak gerekir yaratilmislarin en sereflisi, esref-i mahluk olmayi..

Nesrin Hanimefendi''nin yorumuna dair:
Nesrin hanim, gorusunuze saygi duyuyorum ama nacizane bir sey eklemek istiyorum.
Ozde muslumanlik, sozde muslumanlik sizin bileceginiz bir is. Ama Islamiyet''i incelediginizde musluman olmak icin 2 sart gerekir.
1- Allah''a inanmak ve onun 1 oldugunu tasdik etmek
2- Peygamberinin onun kulu ve elcisi oldugunu kabul etmek.
Buna kelime-i sahadet de diyoruz.
Ha bi sahadetle yeter mi diyorsaniz, bunun icin de mumin kelimesi mevcuttur. Herkes musluman olabilir, ama dogru durust yasayamiyordur, mumin olamaz.
Kimsenin kalbini yarip bakamayacagimiza gore, imanin kimde oldugunu sorgulamaktan cok, kendimizin mukellefiyetlere ne kadar yasadigimiza bakalim.
Saygilar



23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

tbrkler haluk abi.O kadar birikmiş ki bu durumlar içinde yazını okurken bu yazıyı haykırarak yazdıgını farkettım.Görüşmek üzere saygılar...


23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Sevgili Haluk Bey… Yazınızın tümüne katılmakla birlikte naçizane bir fikrimi de yazınıza binaen açıklamak istiyorum. Bazı mesleklerde göreve atananlar yemin ederler. Askerler silâh ve bayrak altında; ‘Şehit olmanın erdemi içinde, vatanın bölünmezliği için canını vereceklerine dair'' Doktorlar, Hipokrat yemini ederler; ‘Her koşulda hastayı insan olarak göreceklerine dair’ Milletvekilleri de meclis kürsüsünde yemin ederler; ‘Ülkede yaşayan tüm vatandaşlara eşit hak sağlayacaklarına dair’

Bazı askerler, şehitliğin erdemini göz ardı ediyor ve rahat bir askerlik dönemi geçirmek için yeminini unutup dağıtımda tüm tanıdıklarını torpil için seferber ediyorsa;

Bazı Doktorlar Hipokrat yeminini unutup, para kopartmak için, çaresiz insanları önce özel muayenehanesine çağırıyor vizitesini alıyorsa ve hastanelerde sağlık güvencesi olmayan hastalar ölüme terk ediliyorsa;

Bazı milletvekilleri, Meclis kürsüsündeki halka eşitlik konusundaki yeminini unutup, tüm devletin imkânlarını yakın çevresi için seferber edip, diğer kesimi sürünmeye mahkûm ediyorsa;

Ben, yeminin islamiyette özel bir yeri olduğuna inandığımdan, ülkemin yüzde doksan dokuzunun ‘özde’ Müslüman olduğuna asla inanmıyorum! Saygılarımla





23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Hocam affınıza sığınarak tekrar aklıma bir şey geldi geçen bana yorumda yazdılar size de yazabilirler kardeşim!böyle yazılar yazarak garibana yapılacak yardımları engelliyorsunuz bunun vebalini taşıyabilirmisiniz.Evet aynen DİKKAT DAŞ DÜŞEBÜLÜÜÜ AYUU ÇIKABÜLÜÜÜ tarzı bir yorum bizlerin bu tür yazıları yazmakla neleri engellemek istediklerimizi anlamayana bu ikinci yorumum KAPAK OLSUN hocam.Saygılarımla.


23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Haluk hocam öncelikle böyle bir makaleyi bize sunduğunuz için bolca teşekkürler.Bu kadar güzel tespitlerle ve bu kadar güzel anlatımla servis ettiğiniz için binlerce kere teşekkürler.Objektifi hiç kaydırmadan derim ya hep resmi tam çekip net çekip bizlere seyrettirdiğiniz için milyonlarca kere teşekkürler.Şimdi size gelse gelse yamuk bir yorum bilesiniz ki yazınızda bizlere tarif ettiğiniz hastalıkların buralarda barınan mikropdaşlarından gelir.Bende böylece tıp litaratürüne bir sözcük kazandırmış oldum sayenizde MİKROPDAŞ emeğinize sağlık hocam.


23.09.2008 tarihinde yorumlandı.

Anlayana...Mlaınızdan mülkünüzden verirken pek fazla birşey sayılmazsınız.Gerçekten vermek kendinden vermektir.Kuyunuz suyla doluyken susuz kalmaktan korkmak,asıl giderilemez susuzluk değilmidir?


23.09.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
1
Minik Kuş
Ertuğrul ErdoğanGüncel Makaleler • 67 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
Erol SunatGüncel Makaleler • 55 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
24
22 Kasım Edebiyat Şöleni
Site YöneticisiGüncel Makaleler • 493 kez okundu. • 33 kez yorumlandı.
Kasım
23
İzmir`in Kavakları
Ertuğrul ErdoğanGüncel Makaleler • 262 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
23
Halktan Biri
Mehmet Sabri HaberverenGüncel Makaleler • 75 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
17
İdealist Olmak Zor mu ?
Haluk NamdarToplumsal Makaleler • 169 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
16
Hüzün
Haluk NamdarSevgi Şiirleri • 66 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
11
Artık Sizi Okumuyorum
Haluk NamdarEleştiri Makaleleri • 208 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Ekim
23
Ölüm
Haluk NamdarHayata Dair Makaleler • 229 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
Haluk NamdarGüncel Makaleler • 204 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Hamam Hikayeleri
Haluk NamdarYaşamdan Hikayeler • 3209 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ağustos
16
İnsan Nedir?
Haluk NamdarGüncel Makaleler • 2894 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ağustos
29
Sağlıklı İnsan Denince
Haluk NamdarBilimsel Makaleler • 1983 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
24
L İ D E R
Haluk NamdarSiyasi Makaleler • 1046 kez okundu. • 23 kez yorumlandı.
Temmuz
29
Doktorun Anıları
Haluk NamdarKişisel Hikayeler • 1035 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Öz Söz ve Yardım, Öz Söz ve Yardım makalesi, Öz Söz ve Yardım makale, Öz Söz ve Yardım nedir?, Öz Söz ve Yardım hakkında bilgi, Öz Söz ve Yardım makaleleri, Haluk Namdar makaleleri, Söz nedir, Söz makalesi, Söz makaleleri, Yardım nedir, Yardım makalesi, Yardım makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgages | Credit Cards | UK Travel Agents | Loans | Mortgage Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul