“uçtu gitti elimizden yıllarımızküçük bir yavrunun uçuşu gibio günler nasıl güzeldi nasıl da düşeski sevgilinin dönüşü gibiulu dağların mor dağlarınserin yellerini teninde duymakmeşe gölgelerinde uyuklamakakşam güneşinin batışı gibibir şeydi o yıllar o anlarçocuktuk gamsızdık bir zamanlarağlamak gülmek gibiydisıcak kumlarda yalınayak pervasızca d...”
uçtu gitti elimizden yıllarımız küçük bir yavrunun uçuşu gibi o günler nasıl güzeldi nasıl da düş eski sevgilinin dönüşü gibi ulu dağların mor dağların serin yellerini teninde duymak meşe gölgelerinde uyuklamak akşam güneşinin batışı gibi bir şeydi o yıllar o anlar çocuktuk gamsızdık bir zamanlar ağlamak gülmek gibiydi sıcak kumlarda yalınayak pervasızca düşüncesiz dolaşmak bir peri masalında kalmak gibi uslanmaz bir çocuksulukla yaşanırdı her gün en acı anlar o zaman düğündü bazen udacık bir olay felaket olurdu yavru bir serçenin uçamayışı ne kadar üzerdi değil mi uç uç böceği ne çok sevinç bağışlardı bize öyle değil mi ak kuzular karabaş koyunlar çayır çimen gezerken biz de bulutlardaydık en güzel en özgür türküler anlatırdı bize bizi büyüyünce anladık yitirdiğimizi geri getiremedik o günlerimizi 08 MART 1998