Özgürlük ÜzerineÖzgürlük Üzerineşimdi, ben bu özgürlük hakkında beylik laflar etmekten geri duramıyorum. zaten durmamışım da nitekim. ama yetti mi? yetmedi. yetmiycek de. neden yetsin ki. ben yaşayamıyorum o özgürlüğü diye diğerlerini bundan mahrum mu bırakayım? olmaz. bana göre değil bu. hoş, ben hiçbişey anlatmasam da insanlar özgürlüklerini yaşamaya devam edecekler, ama hiç olmazsa bunların bir kayda düşürlmesi görevi de bana verilmiş heralde.öncelikle özgürlüğün değer yargılarından kurtulmaktan ibaret olmamakla beraber onun önünü açtığı kanısındayım. çünkü yeni doğmuş bir bebek ilk özgürlüğü tadar. burada da gördüğümüz gibi freud’un özseverlik dediği şeyi aslında anne karnına geri dönme isteği olarak saptaması son derece doğrudur. kişi kendine yabancılaşmadan özgürlüğü tadamaz. kendine yabancılaşmaktan kastım özseverliği terketmektir. çünkü özsever insanlar toplumun değer yargılarının altında kendilerini ezilmiş bulacaklardır. hala o tattıkları ilk özgürlüğün peşinde dolanıp dururlar. hep o ilk andaki ekstatik duruma geri dönüş özlemini taşırlar. bu özlemi olguların tüm yönlendirmelerine rağmen ve onları yok sayarak yaşatmaya çalışırlar. başta nietzsche olmak üzere birçok batılı yazarın saplantısı haline gelmiştir özseverlik. bu oldukça nevrotik bi durumdur. iyi ama bir insan kendine nasıl yabancılaşır? bu soru cevaplanmalıdır. kişisel izlenimlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki bu aslında bütünüyle mümkün değildir. çünkü farzedelim ki tıpkı nietzsche gibi tüm değer yargılarının boş ve anlamsız olduğunu kabul ettik. daha doğrusu bunu başarabilmek için öncelikle özseverliğimizin doruk noktasına ulaşmamız gerekir. zaten bunun toplumsal dışavurumlarını faşizan bir milliyetçilik biçiminde beden bulduğunu gözlemliyoruz. dünya ölçeğinde görmeye çalışırsak, günümüzde bu tür bir milliyetçiliğin batı toplumlarında değil de daha çok doğu toplumlarında egemen olduğu görülür. bunun en temel sebebi, bu toplumlarda bireysel bir özseverliğin terk edilişinin sonrasında bunun yerine konacak herhangi bir değerin veya olgunun bulunamayışıdır. çünkü kişi aslında bu anlamda özgürlüğün ona verdiği sorumluluğu taşımak istemez. tüm değer yargılarından arındırılmış bir insanın yapacağı ilk iş kuşkusuz bulduğu ilk olguya sarılmak olacaktır. bu da günümüzde milliyetçiliktir. yani aslında deyim yerindeyse bir başka uzamda özseverliğine devam etmiş olur. dolayısıyla aslında olguların veya değerlerin tümüyle reddedilemeyeceği gerçeğini en azından bu toplumlarda yaşayan insanlara teslim etmemiz gerekmektedir. eğer nietzsche’nin gelecek planlarında bu insanları ortadan kaldırmak yoktuysa tabii. gelgelelim, değer yargılarından kurtulmanın özgürlüğün yolunu açtığını ve bunun ancak kişinin kendisine yabancılaşarak gerçekleşeceğini söylemiştik. öyleyse bu nasıl bir yoldur onu tarifleyelim. hiç kuşkusuz bozuk bi yoldur! dağlardan dolanır, zordur anlayacağınız. çünkü bir insanın kendine yabancılaşabilmesi için öncelikle ben’ini oluşturan tüm değerleri kavramış ve benimsemiş olması gerekir. öyle ya, bunu beceremeyenleri faşizan milliyetçiliğe mahkum ettik! fakat bu mahkumiyet olguların bilincinde olmayan insanlar için geçerlidir. içinde yaşadığı toplumun değerlerini tümüyle kavramış ve benimsemiş bir kişi kendine yabancılaşmaya hazırdır. çünkü onun bu değerleri toptan reddetmesi, aslında ona yalnızca yeni ve özgür bir bakış getirir. toplumla uyum içinde yaşar ve bunu açık bir bilinç haliyle yapar, bir uyurgezer gibi değil. bu özgür bakış olguların neden-sonuçlarını ve eksik yönlerini ona gösterir ve çözüm yollarını bulmasını sağlar. özgürlük ve aydınlık buradadır diye düşünüyorum. bu yeni ve bilinçli dünya görüşünü varolan olguları hem daha iyi anlamak hem de ilerletmek için atılmış küçük bir adıma adamaktır özgürlük. fakat tekrar ediyorum, bir insanın kendine yabancılaşabilmesi için içinde yaşadığı toplumun değerlerini kavramış ve benimsemiş olması şarttır. aksi takdirde yukarıda da açıkladığım gibi bu kişilerin özgürlüğün dehşetine düşüp önlerine gelen ilk olguya bilinçsizce sarılmaları kaçınılmazdır.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Özgürlük Üzerine isimli yazı, Özgür Mayda tarafından 02.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Sevilmeyi Öğret Bana
• Nesrin Göçtürk Kaya • Hayata Dair Denemeler • 56 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Aralık
1
Türküz Doğruyuz Da Çalışkanmıyız?!
• Ümit Coşkun • Hayata Dair Denemeler • 19 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Haziran
25
Haziran
25
Şubat
2
Ocak
27
Eylül
18
Haziran
13
"kendini Birşey Zannedenler" Üzerine
• Özgür Mayda • Kişisel Denemeler • 460 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Şubat
2
Haziran
17
Eylül
25
Eski Bir Dosta İkinci Mektup
• Özgür Mayda • Yaşamdan Hikayeler • 314 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||