kayit
Google Özel Arama
Necla Güney Alptekin Canlı Yayında!
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Paşa Dayı (10 ve Son)


Paşa Dayı (10 ve Son)

Bazı anlar vardır hemencecik biti verir. Bazı anlarda vardır sanki bir ömür gibi gelir. Hemen bitiğini düşündüğümüz anlar genelde heyecan duyup adrenalimizin yükseldiği anlardır. Duygusal anlamda kişi bu salgılar sonucu kanı hareketlenince vaktin nasıl geçtiğine akıl sır erdiremez. Burada ise bizler tam tersini yaşıyorduk. Sanki duygularımız elimizden alınmışçasına, vakit bir türlü geçmek bilmiyordu. Dakikalar aya, saatler yıllara çevrilmiş gibiydi. İçeride ne olup bittiğini sezemiyorduk. Telaşla içeri girip çıkanlar oluyor ama kimse ağzını açmıyordu. Beklemenin adı ölüm gibiydi. Her kes buz kesilmiş, gözler ameliyat kapısına dikilmişti. İnsan hastane görevlilerine isyan edecek duruma geliyordu. O kadar duyarsızca davranıyor gibiydiler ki; ağızlarını açıp ta bir kelime dahi etmiyorlardı.

Bu arada meraklandığı için odasında duramayan Paşa Dayıda, tekerlekli sandalyesine binip ameliyathane kapısına gelmişti. Yaklaşık iki buçuk saat geçmiş ama halen olumlu yada olumsuz bir tek haber yoktu. Reyhanın doktoru ameliyat öncesi bir iki saat arası sürer demesine rağmen, üç saat geçmiş ama halen içeriden dışarıya bir açıklama gelmemişti. Bu strese dayanamayan anne oracığa yığılıverdi. Resmen iflas etmişti. Dayanacak hali kalmayıp olduğu yere düşüvermişti. Şimdi tam anlamıyla herkes paniklemiş ve içeride bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başlamıştı. Sağa sola koşuşturmalar ve yükselen sesler arasındaki anne biraz su, biraz da kolonya yardımıyla kendine getirilip bir bankta oturması sağlanmıştı. Ama halen ağlayıp sızlanıyor ve daha ne olup bittiğini dahi bilmediği kızına ağıtlar yakıyordu.



Odasında kitapları durur yaslı
Kendi resmi başucunda asılı
Gurban olduğum bahtsız kızımdan
Gayri Reyhanım dan ümit kesildi

Hem genç idi,hem de talebe
Düğün mü ediyon başın kalaba
Gurbanlar olduğum garip Ceylanım
Ananı goyup da gitme mezara....


Anlaşılsın ya da anlaşılmasın, her nağme çıktığında orada olan kim var ise yanıp tutuşuyordu. İster tanıdık,ister yabancı her kes bir köşeye çökmüş ağlıyordu. Kadıncağız dizlerine vururken orada olanlar her yumruğu yüreğinde hissediyordu. Paşa Dayı usulca Reyhanın annesine yaklaşıp “böyle yapma” dedi. “Bak göreceksin şimdi güzel haberler gelecek” dedi. Daha sözünü bitirir bitirmezde ameliyathanenin kapısı açılıvermişti. Hızla dışarı çıkan ameliyat görevlisi olduğunu sandığımız bir kadın “Başörtüsünü getirin, başörtüsünü...” dedi.

Bu söze kimse anlam verememişken, oradan hızla ayrılan ablası asansöre bile binmeyi beklemeden yukarı merdivenlere yöneldi. Orda bulunanlarda hasta bakıcısını ablukaya almış neler olduğunu öğrenmeye çalışıyordu. Kadın hiçbir şey söylemiyor; ara sıra “başörtüsü geldi mi?” diye soruyordu. Anne bir kez daha bayılmıştı. Halen ne olduğu belli değildi. İnsan o anda aklından neler geçiriyor neler!.. Acaba öldü de çenesini mi bağlayacaklardan tutunda; yoksa üstüne mi örtecekler diye düşünmekten kendini alamıyordu. Annesi bayılınca Reyhan’ın sözlüsü de soğuk kanlılığını kaybetmişti. Yaşlı gözlerle kadının üzerine yürüyerek “Ne oluyor söylesene...” diye bağırdı.

Kadın: “ Şimdi doktoru size açıklar, ameliyat bitti, biraz sabredin” dedi.

Bu kadar söz dahi insanın sakinleşmesini sağlayabilirken, neden bir şey söylemedikleri akıl almaz bir şeydi. Sanki kalp ameliyatı olmuş gibi dört saate yaklaşan bir zaman geçmişti. O sırada elinde bir başörtüsü ile ablası göründü. Örtüyü doğruca görevli kadına verdi. Çok geçmeden de Doktor kapıda gözüktü.
Doğruca baygınlık halinden yeni çıkmış anneye yaklaşıp; “geçmiş olsun” dedi. Eliyle annenin yaşlı gözlerini silerek “Şimdi kızımıza daha iyi bakıp, bir an önce iyileşmesini sağlamalıyız.” dedi.

Herkes bir oh çekmişti. Kimisi dualar ediyor, kimisi birbirlerine sarılmış mutluluk anını doyasıya yaşıyordu. O heyecanla Paşa Dayıyı unutmuş olmalıyım ki; ne zaman ayrıldığını görmediğimden olmalı ki, orada olmadığını fark ettim. Hızla odaya çıktığımda onu pencere kenarında ağlar vaziyette buldum. “Ne ağlıyorsun Paşa Dayı, Reyhan nerdeyse odaya gelecek, ameliyattan çıktı inşallah” dedim. “Biliyorum, biliyor...bende zaten sevinçten ağlıyorum” dedi. Bizde odada birbirimize sarıldık, ta ki sedye ile odaya giren Reyhan gelinceye kadar. Onu yatağına alacakları için biz dışarı çıktık. İnşallah Reyhan bu sefer bu hastalığı alt eder diyorduk. Dualarımız hep bu yöndeydi. Ameliyat bittiğinde Reyhan kadar bizlerde yorulmuştuk.

Sonradan öğrendiğimize göre ameliyathane kapısındaki başörtüsü konusu , Reyhan’ın başörtüm olmadan dışarı çıkmam demesinden kaynaklanmış. İçeride fazla beklemesinin nedeni de; doktor Reyhan ‘ı narkozdan çıkma esnasında kendine zarar vermesin diye bekletmiş. Uyanma esnasında hasta ameliyat bölgesine zara verir endişesi ile içeride bekletilmiş. Çok şükür böyle bir şeyde olmamış. O günden sonra Paşa Dayı ile iki gece daha onlarla aynı odayı paylaştık. Ama bu süre Paşa Dayının Cerrahpaşadan ayrılmasıyla son buldu. Şimdilerde Reyhan Bursa’daki evinden ara sırada olsa İnternet’e girerek benle yazışıyor. Çok mutmain olduğunu, huzurlu ve sakin bir yaşam içinde temiz hava solumaya gayret ettiğini bildiriyor. Anlayacağınız aradan iki yıl geçmesine rağmen, Reyhan halen bir kolu az görev yapsa da, soluk alıp vermeye devam ediyordu. Ama ona ciğerlerinin nasıl olduğunu sorma cesaretini gösteremiyorduk. Çünkü annesi ona ciğerlerinde de hastalık peyda olduğunu söylemiş, fakat; bir daha bıçak altına yatmam deyip kesip atmıştı.

Paşa Dayı ise halen karşı komşum olarak; çay olduğunda çaya çağıran, çorba olduğunda çorba isteyen biri olarak halen hayatını devam ettiriyor. Kendisini hal hatır etmek isteyen olursa telefonunu verebilirim. Ama kendisine danışmam şartıyla. Çünkü o; eşi de işe gittiği için koca evin içinde tek başına yaşayan bir adam rolüne devam ediyor. (SON)

SEVGİ ve SAYGILARIMLA.
Hayrettin APAYDIN.


Paşa Dayı (10 ve Son)
Yazı Sahibi
Hayrettin Apaydın
Hayrettin Apaydın tarafından 6.5.2008 tarihinde eklendi 130 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Paşa Dayı (10 ve Son) isimli yazı, Hayrettin Apaydın tarafından 06.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Ayşegül Öztoprak yazıyı tebrik etti...
Paşa dayı hayat felsefesi harika bir insan. Sizden yazınızın devamını bekliyoruz.Hiç kaçırmadan okuduk.Devamınıda yazarsanız çok seviniriz.Teşekkürler


10.05.2008 tarihinde yorumlandı.

Hayrettin abi böle biteceğini hiç tahmin bile etmemiştim.. ALLAH kimsecikleri amaliyata ve ameliyathane yakınlarına düşürmesin(ben hariç:) hasta beklemek ne zormuş ya, okurken bende sabırsızlıkla bekledim reyhanın çıkmasını. çok güzeldi...


07.05.2008 tarihinde yorumlandı.

Emeğinize sağlık Hayrettin Bey ameliyat anını okurken sanki kendimi orada Reyhan` sabırla bekleyenlerden biri olarak hissettim.Yaşamdan yazılara döktüğünüz bu hikaye hayatta ne kadar şanslı olduğumu hatırlamama sebep oldu.Allah razı olsun.Ellerinize emeğinize sağlık.Çok tebrik ediyorum.Saygılar


07.05.2008 tarihinde yorumlandı.

Uzun zaman sonra okuduğum bu"son" bölüm, biraz beni düşündürdü.Neden mi?..Diğer bölümleri anımsamak için...Ama unutmuşum!..Şimdi diğer bölümlere geçeceğim...Onları tek tek okuyup, yorumu doğru ve tam yapmaya çalışacağım...Ama bu yazınızı okurken de, kendi hatamı fark ettim!..Yazmış olduğum,"Sahildeki Ceset" adlı hikayelerimi ara verdip yazmam, aslında çok yanlış mış!..Şimdi bir okur olarak bunu empatik davranarak anlamış bulunuyorum...Sevgili kalem dostum Hayrettin Bey, size sonsuz teşekkürler bu değerli emeği bizlerle paylaştığınız için...İda`nın yeşil eteklerinden sevgilerimle...(-Emine Pişiren-)


06.05.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
3
Test Sürüşü
Korhan BoraYaşamdan Hikayeler • 10 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sonra
Tolga AkpınarYaşamdan Hikayeler • 31 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Adak (8 Bölüm)
Aylin BaşdemirYaşamdan Hikayeler • 33 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
8
Gelip Çatacakdır
Hayrettin ApaydınKlasik Şiirler • 31 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
31
Çöp Canavarı
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 49 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
7
Heryeregon !
Hayrettin ApaydınToplumsal Makaleler • 132 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
12
Kahrolasıca İçki !
Hayrettin ApaydınAyrılık Hikayeleri • 267 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Ben Annemi Ararım
Hayrettin ApaydınAnne Şiirleri • 216 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ocak
12
Mezardan Çıkan Mektup!
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 979 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ocak
9
Açlık ve Çığlık
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 705 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
3
Çınar İle Pınar
Hayrettin ApaydınYaşamdan Hikayeler • 647 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Nisan
10
Bilim İle Din Bağdaşmaz Diyenlere
Hayrettin ApaydınEğitim Makaleleri • 622 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
16
Karar Vermeliyiz!
Hayrettin ApaydınHayata Dair Makaleler • 422 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Paşa Dayı (10 ve Son), Paşa Dayı (10 ve Son) hikayesi, Paşa Dayı (10 ve Son) hikaye, Paşa Dayı (10 ve Son) nedir?, Paşa Dayı (10 ve Son) hakkında bilgi, Paşa Dayı (10 ve Son) hikayeleri, Hayrettin Apaydın hikayeleri, Paşa nedir, Paşa hikayesi, Paşa hikayeleri, Dayı nedir, Dayı hikayesi, Dayı hikayeleri, (10 nedir, (10 hikayesi, (10 hikayeleri, Son) nedir, Son) hikayesi, Son) hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Canlı Yayında )
Necla Güney Alptekin İstek Paneli
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgage Calculator | Loans | Bad Credit Mortgages | SMS-Sprüche | Free Music Download | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul