kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Toplumsal Makaleler

Pencerenden Hayata Bakmayı Bil

11 / 3 / 2008  Salı tarihinde Hikmet Çavdar tarafından eklendi, 257 kez okundu...

“Ben giderken bu alemden diye mi başlasam .yoksa yeni dünya sana merhaba mı desem bilmiyorum.Uykudan yeni uyandım.gece çok geç saate kadar uyumamıştım. Çünkü hesapta olmayan bir hastalığın pençesine düşmüşümde haberim yokmuş meğer..Öksüz bir çocuğunun masumiyeti vardı gönlümde. Her şeyini kaybetmiş bir çocuğun kendine bakan bir çift gözde sevgi a...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Hikmet Çavdar

Hikmet Çavdar







Pencerenden Hayata Bakmayı Bil


Ben giderken bu alemden diye mi başlasam .yoksa yeni dünya sana merhaba mı desem bilmiyorum.Uykudan yeni uyandım.gece çok geç saate kadar uyumamıştım. Çünkü hesapta olmayan bir hastalığın pençesine düşmüşümde haberim yokmuş meğer..

Öksüz bir çocuğunun masumiyeti vardı gönlümde. Her şeyini kaybetmiş bir çocuğun kendine bakan bir çift gözde sevgi araması gibi bir elin ona uzanması gibiydi.Sanki düşüyordum hızlı giden bir arabadan düşer gibiydim.Nasıl hala canlı kaldım bilmiyorum ilk şoku atlattım ya arkası da gelir.Ayrılıklardan nefret eder oldum hep .Hayatım ayrılıklarla dolu.:

Öğle bir yerleşmiş ki hayatıma ayrılık kelimesi sanki başlanan her dostluğun bitmesi lazım diyorum ve başlayan her şeyi kabullenemiyorum bile ne zaman kim nokta koyacak ve ben ayrılık sancısı çekeceğim ben diye.Ayrılıkların ardından üzüntülü anlarım beni kahrettikçe pişmanlık duydukça, acaba mazoşist miyim neyim acı çektikçe mutlu mu oluyorum.diye sorgulamak geliyor kendimi..

O yüzden hiçbir ilişkiyi sonuna kadar devam ettiremiyorum Bu yaşa kadar çok şey gördüm,ölümler,ölümler ki girdiği bedene bile kıyamayan ,yalnızlığa terk edilmeler, en acı günlerde çaresiz haldeyken babanın oğlunu.yada sevgilinin yoğun bakımda kendisi için o hale gelmiş sevgiliyi komadayken terk etmesi ,annenin çocuğunu için için ağlarken terk etmesi…Bütün yaşamım boyunca işim gereği gördüğüm hayattan manzaralardı ,sahnelerdi.İnsanların açlıkları.çaresizlikleri.,unutulmaları.tek toprak damlarda kaderlerine razı olmalarını gördüm.Bir lokma etmek için nasıl perişan olduklarını gördüm.Dam başında bekleyen ve sürekli gezinen Fadime nineyi gördüm .Belki beni görüp de çorba içmeye çağırırlar diye kendini fark ettirmesi gibi sürekli bizim evin karşısındaki toprak bacanın üstünde gezer dururdu.Annem bağırırdı ‘Fadime teyze nasılsın iyi misin diye önceden hal hatır sorardı ki kadın önce yavru bir ceylanın su içmeye indiğinde ,saldırıya uğrarım kokusuyla içip içmemek arası bir durumda ki hali. Şakın mı şaşkın.Çünkü vardan yoğa hayırsız evlat yüzünden düşmüş. Tek bir oda da yaşamak zorunda bırakılmış onurlu zamanın bol kepçe dağıtmayı bilen Fadime ninesi.. Oda cevap verirdi hemen atmacanın serçeyi yakalaması gibi annemin sesine cevap verirdi.Aman Makbule hanım nasıl olayım , can işte sen kazan sen ye .Şehri efendi ne kazanıyor ki ne yiyelim. Diye cevap verirdi. Çünkü kocası da onun gibi yaşlıydı. Sonra annem bahane ile onu çağırırdı gel şurada bunaldım yardım et.diye.O’da işe yaradığını sanarak gelirdi. Annemde onun karnını doyururdu, Hem de fasulye temizlettirir yada çorbayı beraber yapalım derdi. Kocasını da unutmazdı Bazen kadının çok kirlendiğini düşünerek hadi ben banyoda çamaşır yıkayacağım,Bana yardım et yalnızım gibilerinden onu banyoya sokardı.Eskiden teşt ,leğen olurdu. Birde tahtadan yapılmış çamaşır tahtaları olurdu.Elektrik var mı ki çamaşır makinesi otomatik mi yoksa merdanelimi diye sorasınız. Çamaşırı elle tahta üzerinde yıkardık.bir kısmını tahtanın altına koyar çamaşırın alt kısmını yıkar sonrada üst kısmını yıkardık.Eğer beyazlar varsa da çivitle hafif bir mor renge boyardık.İşte Fadime nineyi annem banyoya sokar sonrada hadi önce sen bir yıkan ki sıra bana gele benimde sırtımı sen yıkayasın derdi Oda çok sevinir ve bir güzel mis gibi olurdu.O zaman belirli sayıdaki ailelerin evinde su olurdu.yada banyo.Yoksa kova kova su taşı ki aklanıp da paklanasın..Böylece annemin onu görmesiyle Fadime nine hiç olmazsa yazın kızgın yakıcı güneşinden kışında dondurucu sıcağından kurtulmuş olurdu, hem de tertemiz olurdu...

Hepsi nedir ki dişsiz yorgun bir ağzın sahibi yaşlı kadının yada kocasının yiyeceği.Aç gözlü olmazsak herkesi doyuracak kadar yitecek var bu dünyada.İsraf , aç gözlülük doyumsuzluk hepsi kimlerin aç kalmasına neden oluyor bir bilebilsek. Deli Sara’ yı hatırladım deli ve yoksuldu.Sokak sokak ve ev ev gezip bir tas çorba içmek için boynunu büker bakardı.Annem hep ona değer verirdi Ne üstte var ne başta nede ayağında yanları kopukta olsa bir çift kara soğuk lastik.Hiç mi tabanları acımızdı onun ,dağ tepe şuursuzca gezmesinden.caddeyi boydan boya, kulakları sağır eden siren sesi gibi etkili bağırarak koşmasından..

Sanırsın ki Ermeni çeteleri gene süngülerle.gebe kadınların canlı canlı bebelerini çıkarıp süngüye takmış, havaya kaldırıp zafer işareti yapıyor yada tazecik kızcağızın memelerinin uçlarının kesildiği an feryadı figan ediyor. Kasabamızda savaş yıllarında hemen hemen her ailenin başına gelmiş olaylar olup,vahşi saldırılar her gün günlük konularımız olduğu için nereye baksak bize bakan katledilen kadın ,erkek, genç yada çocukların hayaletlerini görür gibi olurduk.Akşamın karanlığın da sanki daha mı çok geliyorlardı ziyarete. Özellikle bu vahşet yıllarında annemin amcasını Ermeni çetelerinden saklamak için,öküz arabasına yatak sermişler içinde onu loğusa diye yatırmışlar.kasabanın en güzel kızını da tecavüzden korumak için. saçlarını çok kötü kesip yüzüne, vücuduna insan dışkısı sürüp ellerini de aynı öküz arabasının koplarına bağlamışlar.Rus ve Ermeni askerleri kızı götürmek için geldiklerinde de ‘MATUŞKA PİS diye iğrenç yüz ifadesiyle kaçarmışlar Bizim kasabanın da delisi çoktu hatta özel takvim bile basılmıştı onlar için .Üzgünüm ama her ne kadar takvimde basıp tarihleştirseler de hepsi ya açlıktan yada soğukta donmuş olarak bulundu..İşte bir gün duyduk deli Sara ölmüş .Annem çok üzülmüştü.Anlamadığım tek şey neden bir fakire yemediğin yada giymediğin şeyi ,yani kurtulmak istediğin şeyi verirsin bir günde nefsini yensen ve yeni bir şeyini vermeyi denesen olmaz mı..

Meğer yemek diye bakır bir kapta beklemiş yemek vermişler oda zehirlenip ölmüş.Kimin umurunda fakir yoksul hem de üstüne üstlük deli Sara’nın ölmesi.3-4 gün sonra bir ağacın dibinde kusmukların içinde bulundu taze çıplak kirli bedeni.Yunus derki.

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar.
Söyle garip bencileyim.

Evet fakirin hastası sorulmaz.zengininde kötü kadını
Bir tufana benziyor yaşam..Sadece benim mi ,çok kişinin öğledir de fark etmek meselesi. Zaman zaman o tufana tutulmakta var.Denizlerin, ırmakların,göllerin suların altında kalmakta var.Çoğu kez gökyüzünde öğle kara bulutlar dolaşır ki ,gökler boşalıyor sanki insanın üstüne sanırsın..Boğulmakta olsan bile boğulmamak için mücadele etmek lazım.hani nerde bir tahta parçası tutunmalıyım bu dalgalı denizde .İşte nereden aklıma geldiyse eski hatıralar,karabasanlar bastı sanki beni.Kendimi uzun bir yaşamın artta kalan kırıntılarının tıkıştırıldığı bir çöp bidonunun içinde sanıyorum.Yılların sonunda fiziksel hırpalanmanın yanında manevi yıpranmalar da eksik olmadı yaşamımda. .Bütün bu yıpranmaların sonunda insan kendini bedensiz gibi hisseder ya .bende öğle hissediyorum kendimi.Ruhum terk etmiş bedenimi işte gelmiyor can kafesine bir türlü. Bende hiç kendimi düşünemedim.Nefes almamda yada en ani ve acil bir durumda bile hep başkalarını düşünmek vardı beynimde ve düşüncelerimde.Hayatın bir cilvesi de hep acılarla kendini bize sunmasıdır. .Olgunlaşmak işte bu fiziksel yada manevi yıpranmaları sonucu oluyor maalesef. İşte bazen öğle unuturuz ki kendimizi ki acı ile kendimize geliriz.Bazen bu hüzünlü yaşamın içinde.şarkılarda .türkülerde hüzünlüdür.Ama olsun hüzünlü şarkılarda güzeldir.Hüzünde buluruz kendimizi.Acı çekmek daha mı insanın yüreğini yerine oturtuyor köşe taşlarının oturması gibi.Yıllar seni öğle ezer ki dut mu üzüm pestilimi olduğunu bilemez, pestil gibi ezilirsin ,şekilden şekle girersin,halden hale düşersin.

Yıllar sizi eritir ve Piza Kulesi gibi eğilirsin...Oksijen olmadığı için kökü kuruyan çınar gibi için için kurursun...Ne çizgilerle baş edebilirsin nede yağları kuruduğu için kırışan ve hep üstü de nokta nokta benlerle dolu ellerini nereye saklayacağını bilemezsin.İşte genç olmak için kendini zorlama ellerin ve boynundaki kırışıklıklar seni ele verir..Yıllar sizin öfkenizi törpülese de nefsimizin derdine düşmemiz yüzünden gene gönül huzuru bulmazsınız..
Kimi, kime neyi şikayet edeceksiniz ki. Fazlada düşünmeye değmez bu hayat çünkü sen düşündükçe çöl toprağı gibi üzerini örter senin kahırların.unutamadığın acı hatıraların.Altta boğulursun da farkına varamazsın.Vardığında da zaten vakit çok geçtir.
Yaşam öğle bir şey ki;Önemli olan gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek cesaretinin olması.o gücü yüreğinde hissedebilmen ve yüreğinle daha da büyüye bilmendir.. Ya da bütün senin olan her şeyden vazgeçebilmeyi. ve tüm yaşam boyu hayata veda edecek kadar kararlı olabilmeği kavrayabilmendir.Söylesin biri bana ben beceremedim ama , kim başarabildi hayatının her anını şişenin dibine vurması gibi her türlü yaşamın zevkini tadabilmeyi ve bütün sıkıntılara göğüs gerebilmeyi.Koskoca bir ömür düşünün ki;her anını ahlarla, öfkeyle ve elmanın içindeki kurdun için için elmayı yemesi gibi kendini yiyerek bitiren, yada her gün sızlanıp nasıl ben bu günü akşam edeceğim,şu saatleri sabun gibi nasıl eriteceğim ve gecenin karanlığına saklanacağım diye hesaplar yaparak geçirilsin..Oysa azıcık gönül gözümüzü açabilmeyi bilsek:hayatın bir sahne bizimde kukla gibi iplerimiz başkalarının elinde oynatıldığımızı görürüz O halde neden uçurtmanın ipi gibi ipimiz başkasının elinde Neden her anını tuvallere çizmiyorsun,neden şiirlerle süslemiyorsun,neden o güzellikleri sergileyip herkesin görmesine izin vermiyorsun.unutmayın ki bir oyun oynuyoruz ve tek bir rolümüz var ve monoton ve kısır yaşamı süslemekte senin elinde.Altın tabakta sana hayatı sunan yok

Kendinle mücadele etmen rüzgarın kayalarla dansı gibi sert ama yumuşak olur.Ellerinde toprakları şekillendirip ruh vererek mücadele edip anlam kazandırmana benzer..Bu zorlu yaşamda hayatı görmek.,duymak.ve işitmek istiyorsan kulakların gibi ruhunla ,olgunlaşıp ve .eksiklerini tamamlamalısın.Eğer çoktan beri unuttuysan yaşamın anlamını.mutluluğu ve yaşamsal değerleri ve onun konforunun verdiği rahatlığı .bir kendini analiz et ve yaptığını gözden geçir.Bende yeni fark ettim ve kendimi analiz ediyorum.
Hep kaçmak isteriz yaşamdan sanki bize altın tabakta sunacaklar cennet meyvelerini oysa gerçek hiçte öğle değildir..Zamanında dağlarla kuşatılmış kasabadan kurtulmak için onca mücadele verdim ve halada vermekteyim yeni yaşadığım hayat çizgimin çizildiği yerde ne yazık ki burada da özgürce sırt üstü yattığımda seyredeceğim bir gökyüzü yok.Ak beyaz yıkanmış bulutlar hiç yok Dilek tutacağım kayan bir yıldız bile.yok.Nede dilek tutup uçurduğum uğur böceğim.Oysa dağlar olsa bile yıldızlar yere değerdi hep.Yıldızlarla arkadaştım Bulutlar benim oyuncağımdı

Hayatta 3 kere hediye aldım oyuncak olarak. Bir tanesi yılbaşında annem dayısının yanına gitmişti bellikli hastaydı yoksa baba ocağına öğle gelişi güzel göndermezlerdi.hatta aynı kasabada bir sokak arkada büyük babamlar otururdu da .annem senede bir kere gidermiş.Çünkü sık sık gitmek demek kendi evine sahip olmamak demekmiş. Ezilmenin bir başka yönü.İşte annem bana dönüşte Hızır dede şimdikilerin dediği gibi Noel baba getirmişti.lastikten , sıkınca bildiğimiz ıslık sesini çıkarırdı. Birde büyük babamın getirdiği gece Mavisi yada kobalt mavisi kahve fincanı takımı.Ayrıca renkli kurdele.,Bütün hediyelerim bunlardı . Yani çoluk çocuğa kimse özel davranmazdı.Ama annem tarafı çok hassastı bu konuda. Oyuncaksız mı kaldık yooo Kendi oyuncaklarımız kendimiz yapardık.Toprağı çamur yap.sonra şekillendir. En çokta değirmen taşı ile dibek yani yarma yaparken kullanılan değirmen taşının değişik şekli.Hep kuruyunca parçalanırdı yaptığım bebekler gibi Öğle çok dua ederdim ki ne olur parçalanmasınlar diye. Sonra bezlerden bebek elbisesi diker ,yüzünü de dirseklerimizle yapar ve kaç göz çizerdik. Kardeşlerim hep renkli gözlü ve sarışın oldukları için bende bebeklerimi hep onlara benzetmek isterdim.Haksızlık da olmasın öbürlerini yazmazsam ayıp olur.Genç kızlığa merhaba dediğimde belki evlenirim diye nişan elbisesi olsun diye bir pembe kumaş,.sınger dikiş makinası alınmıştı.Oysa o yıllardan sonra 18 yıl sonra evlendim ve baba malı ve hatırası tek o var evimde.Ayrıca üniversiteye yazıldığımda da Nacar marka dört köşe bir saat hediye almıştı babam.. Doğum günlerimiz hep kutlardık Ablam o zaman hep bizden çok uzaklarda olurdu evlendiği için eşinin görevi nedeniyle.Mutlaka el emeği göz nuru döpiyesler takımlar diker ve postaya verirdi Bizde ona gönderirdik.Ailece yaşam olarak bir kuralımız vardı Akşamları asla bize kimse gelmezdi bizde kimseye gitmezdik.Yani babamın ve erkek kardeşlerimin haricinde bize hiç erke gelmedi bu amcam bile olsa.Zaten dayımız yoktu. Kadınların her ay günü olur,zaten görüşürler.Erkeklerde kahvede lokalde zaten görüşürlerdi.. Çok işçimiz olurdu ama bizimle konuşamazlardı zaten.Çok kesin bir çizgi vardı.işte hayatı bu kısır döngü içinde tanıdım.

Kendi doğrumla ve yanlışımla kavradım yaşamı :Ne zaman gurbete düştük tanıdık binlerce insanı işte o zaman gördük ki hayatın farklı bir pencereden de farklı görüldüğünü. İçe dönük bir aile modelinden ziyade samimi ve gerçek dostların olduğu bir ortam.

Hayatım boyunca kimseye yük olmadım. Okurken tek bir kuruş kimse vermedi hatta kredi paralarımı çok ayarlardım ve artırırdım..Yurtta kalırdım Annelerde , çiftlikte yaşarlardı.Her hafta sonu evci çıkardım.haftalık yiyeceklerimi hazırlardı böylece yurttaki oda arkadaşlarımda benim sayemde bayram ederdi.Ev yemeği hasreti çekmezlerdi.Şimdiki gibi parayı çarçur etmezdik sinema tiyatro her şeyi de takip ederdik gezileri hiç kaçırmazdım.. İstediğimizi de yer içerdik .Paramı bereketliydi yoksa değerlendirmeyi mi iyi biliyorduk.

Dağlar nasıl ki güneşin sırtına çıkar gibi dikilirde yorulur ya,bende işte öğle yoruldum ve her şey bir hayal gibi bana.Yıllar su gibi aktı gitti.Ağaçların sonbaharı selamlaması gibi bende kendi ömrümün güzünü selamlıyorum.Ağaçların güze dönmüş yaprakları gibi bende sarardım ve soldum .Onlar baharda taze sürgün verseler de benim öğle şansım yok

Ben işte güze selam duran ben,baharda cemrenin suya toprağa ve havaya düşmesiyle baharın doğaya başkaldırması sonucu topraktan fışkıran kardelen çiçeği ben, gene de her şartta ayakta kalmayı becerdim. Kendime gelmeliyim artık kendime acımanın anlamı yok .Olanlar oldu da ,bundan sonra ne yapmalıyım onu düşünmem lazım.Kara kutuya kendimi hapsetmemin anlamı yok.Ben uçak değilim ki düşünce bulup da inceleyeler. Güz soğuğu titretse de bedenimi düşlerimi , bu yaşlı yüreğim aldırmamalı. Hala sıcak düşlerim olmalı benim.Benim.bedenimdeki bu yürek; sanki güzün sararan tüm doğanın rengi gibi her renkle süslü ve.hala lacivert akşamların tadını hazzını alabilmeliyim.
İşte bak hemen kendime geldim Bir insanın kendine yaptığını alem birikse yapamaz. .Artık kendimi öğle çürümüş ve kokmuş gibi hissetmiyorum.Toprak gibiyim ,bağrım kazılsa bile umut veririm ,aş verim sevgi veririm.Toprak ana olmak.bana bu yakışır.Bedenim dağlar, kollarım tepeler.Dağları varsın delik deşik etsinler, dağ dağdır.Dilek taşı gibi elden ele geçecek değilim ya..İşte yaptıklarımı yaptım ,yapamadıklarım içinde pişmanlık duymamak için çıktım tepelere ,her şeye yukardan bakıyorum.Bak aşağıdan salına salına ırmak akıyor.Irmağın türküsünü söylerken hem de ona kuş başı bakarken nasıl kıvrılarak aktığını seyrediyorum.Gürül gürül türkü söyler gibi akıyor.Bende atıyorum zihnimden hayatın son kötü hediyesini.Ve artık öğrenmeliyim ki hayat bana verilen ve bir daha bulamayacağım bir ödül,o halde onu kısıtlamanın anlamı yok.Gülmeliyim,ağır ve acı olduğunu bile bile sırtımda taşıyabilmeliyim yılların yükünü..Zümrüdü Anka kuşunun kanatlarına binip uçmayı öğrenmeliyim.Herkesin unuttuğu ve öğrenmek için hiç çaba harcamadığı sevgiyi bulmalıyım.ve paylaşmalıyım. Sevgi ne kadar çok paylaşılırsa o kadar çok artar.Nefreti hiç kapımdan içeri sokmamalıyım.neden her şeyi yok etmek için uğraşıyoruz gereksiz evet ve hayırlarımızla.Olmamalı sadece siyah ve griler dünyamızda.En parlak ışığı yakalamalıyız ve bizim olsun gökkuşağının tüm renkleri.
Uzat kollarını ve narin parmaklarınla yakala hayatı ve yaşama hakkını kimseye verme.Ve gene de unutma ki bütün bu yaşadıkların var ya hepsi bir hayalden ibaret .Göz açıp kapayıncaya kadarda bitecek kadar kısa olsa da , sen nefes nefese kalsan da kaçırma tüm güzellikleri.

HER ŞEYDEN ASLA VAZGEÇME ,SANA VERİLEN BU GÜZEL ÖDÜLÜ SONUNA KADAR DEĞERLENDİR.

HAYAT İYİ ŞEYLERİ SONRAYA SAKLAYACAK KADARDA UZUN DEĞİL.



Telif Hakkı Uyarısı Pencerenden Hayata Bakmayı Bil isimli yazı, Hikmet Çavdar tarafından 11.03.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Ekim
7
Aydede`ye Mektuplar 4
Özkan KöseToplumsal Makaleler • 14 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
4
Aydede`ye Mektuplar 3 ( Bu Ülkede )
Özkan KöseToplumsal Makaleler • 29 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Eylül
30
Aydede`ye Mektuplar 2 ( Bayram )
Özkan KöseToplumsal Makaleler • 63 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
28
Aydede`ye Mektuplar1
Özkan KöseToplumsal Makaleler • 57 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Eylül
24
İçimizdeki Çocuk Nerede?
Erol GüldikenToplumsal Makaleler • 143 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
28
Nerde Kalmıştıkhikmet Metin Çavdar
Hikmet ÇavdarSevgi Şiirleri • 25 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
19
Sevdam Hikmet Metin Çavdar
Hikmet ÇavdarSevgi Şiirleri • 30 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
19
Bendeki Sen
Hikmet ÇavdarSitem Şiirleri • 83 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
21
Fakirin Hastası Zengin Kötü Kadını
Hikmet ÇavdarHayata Dair Şiirler • 127 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
21
Nerdeyim Ben
Hikmet ÇavdarHayata Dair Şiirler • 95 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
17
Sürmeli İnek ve Oya Yazmalı Annem
Hikmet ÇavdarYaşamdan Hikayeler • 419 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
10
Üç Çift Kumru
Hikmet ÇavdarYaşamdan Hikayeler • 376 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
17
Bir Anne
Hikmet ÇavdarEleştiri Makaleleri • 303 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
11
Pencerenden Hayata Bakmayı Bil
Hikmet ÇavdarToplumsal Makaleler • 258 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Pencerenden Hayata Bakmayı Bil, Pencerenden Hayata Bakmayı Bil makalesi, Pencerenden Hayata Bakmayı Bil makale, Pencerenden Hayata Bakmayı Bil nedir?, Pencerenden Hayata Bakmayı Bil hakkında bilgi, Pencerenden Hayata Bakmayı Bil makaleleri, Hikmet Çavdar makaleleri, Pencerenden nedir, Pencerenden makalesi, Pencerenden makaleleri, Hayata nedir, Hayata makalesi, Hayata makaleleri, Bakmayı nedir, Bakmayı makalesi, Bakmayı makaleleri, Bil nedir, Bil makalesi, Bil makaleleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Kapalı )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : T-Shirt Quilt | Loans | Librerias | Mortgages | WesternUnion | Gazlıgöl | Saat