Pişmanım
Bugün burada bulunuşumun tam 120. günü. İlk geldiğim günden bugüne yaşamım çok değişti. Her gün gizli gizli ağlıyorum. Kimse duymasın kimse görmesin göz yaşlarımı diye gizlenerek ağlıyorum. Diyeceksin ki, bir askere yakışır mı böyle yapmak. Ama askerliğin bana göre olmadığını bu yüz yirmi günde çok iyi anladım. Çok yıprandım. Acımasızlığın tarifini burada öğrendim. Masum insanlara burada ilk kez zarar verdim. Yerinden ettim. Özellikle dört gün önce yaşadıklarım ruhumu çok kötü etkiledi. Günah çıkaracak birini arıyorum. Burada bulamadım. Bende sana yazmaya karar verdim. Belki bu anlatacaklarım yüzünden benden nefret edebilirsin; ama bunu sana açıklamam lazım; ruhumu arındırmam lazım.
Tam dört gün önceydi. Biz şuan ki konuşlandığımız yere, on gün önce, El Anbar’dan geldik. Buraya geliş sebebimiz; ülke genelinde iç çatışmaları çıkartan ele başının yerinin tespit edilmesiydi. Yaklaşık yirmi kişilik bir ekiple Felluce’ya geldik. Burada bulunan birlik dışında hareket edeceğimiz ve buradaki birliğin bizden haberleri olmayacağı bilgisi verildi. Gece saat iki sularında operasyon yapılacağı emiri geldi. Bizde rutin hazırlıklarımızı yapmaya başladık. Mühimmatlarımızı hazırladık ve keşif için dürbünle evi uzaktan gözleme aldık. Evde kimse yok gibiydi. Sessiz ve sakin görünüyordu. Ama direnişçilerin burada saklanma yolları evlerin altına yeni bir ev kurmaktır. Bu yüzden boş gibi görünen bu ev aslında bir direniş merkezi olabilirdi. O yüzden gözlemimizi iyi yapmak zorundaydık. Gerekli tespitleri yaptıktan sonra Çavuş Brad’le birlikte karargâha döndük. Topladığımız bilgileri Binbaşı Bader’ a verdik. Emirler bizim için bir yerlerden gelir ama maalesef biz o mercii bilmeyiz. Operasyon hakkında Binbaşı Bader’dan direktifleri alırken telsizle bir haber geldi. Şöyle diyordu; bahsedilen yerdeki direnişçi başının Bağdat’ta yakalandığını söylüyordu. Tabii o an da sevindim, zorlu bir operasyondan sıyrıldık diye; fakat konuşmanın devamı çok geçmeden geldi. Binbaşıya; “ siz yinede riske atmayın o eve operasyonu yapın” dedi.Binbaşı ise belki bu şaşırtmadır efendim demeye kalmadan karşı taraftan çok kararlı bir sesle; "bu emri iki saat içinde yerine getirin", dendi. Bizde şaşkınlık içinde operasyona hazırlandık. Binbaşı emri verdi. Eve doğru gizlice ve sessizce yöneldik. Gözüken camlardan içeriye dört tane el bombası attık. Büyük bir patlamayla ahşap evin ön tarafı ve kapının bulunduğu yer, yerle bir oldu. Sekiz kişi içeriye kontrole girdik. Üst katta birileri yoktu. Fakat aşağıya inerken çığlık ve ağlama seslerini duydum. Kontrol için aşağı inmek için binbaşıya bildirdim. Fakat o bunu reddetti ve üst kısma A-4 tipi patlayıcıyı yerleştirip evden uzaklaşmamızı söyledi. Emire uyduk ve gerekeni yaptık. Evden gerekli mesafe uzaklaştık ve bombayı patlattık. Büyük bir patlama oldu ev zeminle birleşti. Halen kulaklarımda duymuş olduğum çığlık sesleri çıkmıyordu. Ev ahşap olduğundan üst yüzeyde çıkan ufak yangını söndürdük. Ve binbaşının emri ile kontrol çalışmasına başladık. Çıkan tablo içler acısıydı, parçalanmış iki tane çocuk cesedi ve bir kadın. Sesler hâlâ kulaklarımda. Eğer emri dinlemeyip aşağıya inseydim belki bu masum insanlar ölmeyecekti. Ölümleri benim hatam. Onların hiçbir suçu yoktu. Onlar masumdular.
Caroline, ben kendimi affedemiyorum. Bilmiyorum sen beni affedebilir misin? Artık yanınızda olmak istiyorum. Bu askerliği bu şartlarda sürdüremem. Çok kötüyüm. Zaten bu yüzden bana telsiz odasında görev verdiler. Kendimi toparlayamıyorum. Oğlumuza iyi bak. Sizi çok özledim. Ve beni yalnız bırakma. Seni seviyorum…
Piyade Çavuş
Martin John Rice.
Felluce,Irak,2006