Ruh Savaşları(5)
Ruh Savaşları(5)
Öteki dünyanın kapılarının kapanmasıyla hizmetkar her bir habis ruh yeryüzüne çıkmıştı. Yecüc-Mecüc’lerin insanlarla savaşının sona ermesiyle Dahlan bir seçim yapmak zorunda kalmıştı. Ya ruhlar ya da Yecüc-mecücler. O ise ruhları tercih etmedi. Ruhlar kontrol altına almak zordu. En fazla yanındakilere hükmedebiliyordu. Onlara ızdırap ile hükmederken azgın kavim Yecüc’lere ise umutla hükmediyordu. Ölümsüzlük umudu…
Böylece her bir şehrini büyülerle koruma altına aldı. Şehirdeki alevden kalkanlara yakalanan ruhlar parçalara ayrılıp yok oldu. Onlar artık ahir dünyanın lanet sembolleriydi. Sayıları ilk savaşlara göre giderek azalmıştı. Yine de herkese saldıran bu habisler, yeryüzünde yaşayan bütün varlıklar için tehlikeydi.
Batı dünyasında, Erekor şehrindeki insanlar efendilerine hizmet için aralıksız çalışmaktaydılar. Her gün zulüm ve ölüm eksiksizdi bu şehirde. Köleler sonsuz bir kıyıma sokulmamıştı. Onların üremelerine ve çoğalmalarına imkan verilmişti. İnsandan akıllı çalıştırılacak başka bir hayvan nesli yoktu.
Eski dünyanın New York’unda , yeni dünyanın konuştuğu dilde ise Batı dünyasında Erekor şehri geniş bir çember içine yapılmıştı. İsyancı insanlar yoktu burada. Onların sadece rivayet şeklinde haberleri gelirdi. Geniş şehrin içinde ufak bir çember daha vardı. Zindanı andıran bu yer ise insanlara ayrılmıştı. Şehrin çevresi eski dünyaya ait harabe binalarla çevriliydi.
Dorukan’ın soyundan gelen komutan Alpkar her şeye rağmen disiplinin hat safhada olduğu Batı dünyasına gelmişti. Kurduğu birliğe “avcı” diyordu. Amaçları en az yecüc’ler kadar kendilerine tehlike olan ruhları avlamaktı. Gündüzleri ortadan kaybolan bu birlik gece ile ava tekrar çıkardı.
Yirmi beşli yaşlarda olan Alpkar, cesareti ile kısa sürede birliğin başına geçmişti. Bir savaşçıya göre fazla uzun boylu ve yapılı sayılmazdı ama aklı onu her daim yükseltmişti. Erekor şehrinin uzak bir bölgesinde konuşlanmışlardı bu gece. Savaşçılardan biri sıyrılarak yanına geldi.
“Efendim ne zamana kadar böyle sürecek, sayımız giderek azalıyor!”
“Sarkan işareti gönderene kadar!”
“Ne zaman gönderecek bu işareti!”
Alpkar sinirle ayağa kalktı. Siniri soruya değil, olmayan cevaplaraydı. Sabırlı birisi olmasına rağmen artık sonu gelmeyen savaşlar onu da yormuştu. Doğu dünyasından çok uzaktaydılar ve zaman kavramının yok olduğu bu dünyada dört yıla yakındır savaş vermekteydi.
Biraz ilerideki bilge takıldı gözlerine. Onun yanına yaklaştı. Gecenin karanlığına rağmen bilge elinde Kuran-ı Kerim dikkatli bir şekilde okumaktaydı. Aradıkları şifre ondaydı. Her şeyin çözümü…
-“Hacı” dedi Alpkar. Kimse ona gerçek ismiyle hitap etmezdi. Saygı ile Hacı derlerdi.
“Neden bu savaşta yalnızız?”
“Zulüm” dedi Hacı.
“On binlerin kıldığı namazlar yüz binlerin yaptığı zulmü engelleyemedi. Meleklerin çekildiği yere şeytanlar yerleşir.”
Alpkar sustu. Kınındaki kılıcını tuttu. Her bir savaşçının silahında “El-Kahhar” yazmaktaydı. Allah’ın hak edenlere verdiği kahrın Kahhar’ı… Gece iyice çökmüştü. Ruhların bulunduğu yere gitme vakitleri gelmişti. Eğer döktüklere küller işe yararsa ruhlar Erekor şehrine yaklaşacaklardı. Olabilecek tek sıkıntı aradaki kalkanı etkisiz kılmaktı. Ellerindeki kitap Dahlan’ın asırlardır aradığı kanla yazılan “NECROHOMAN” dan daha da üstündü. Tek bir harfi bile onca savaşa ve yıllara karşı durmuş, değişmemişti.Kalkan büyüsünü ortadan kaldırabilecek sureyi de bulmuşlardı. Sabaha karşı şehirden casusun gelmesini bekleyeceklerdi. Üç bilinmeyenli bir denklemdi hazırladığı savaş. Ruhlar gelmezse, ya da casus yakalanırsa veya büyüyü ortadan kaldıramazlarsa her şey biterdi. Alpkar’ın da ayrıcalığı buradaydı. Zor ve akıl isteyen taktikleri başarmakta üstüne yoktu. Kaos ortamını yaratabilirse ruhlar şehre sızacak ve Alpkar da katliamın üstüne gidecekti. Kaos’da savaş daha kolaydı. Bu taktiği de Yecüc-Mecüc’ler insanlara öğretmişti.
İkinci günün şafağında Erekor şehri düştü. Ne Dahlan’ın büyüsü ne de başka büyüler ruhları engelleyemedi. Uzun zamandır savaştan uzak kalan Batı dünyası sert bir tokat yemişti. Şehir de ölüler kalmıştı, bir de zindanlardaki insanlar. Kurtulan ruhları ve Yecücleri de avcı birliği avlamıştı. Burada kalıp savunma yapmak zordu. Birlik ve kalan insanlarla Güney dünyaya harekete geçtiler.
SERİ
1-Atabeg’in Dirilişi
2-Sarkan’ın Dirilişi
3-Son Diriliş-Kudüs
4-Kan Savaşları
5-Ruh Savaşları
6-Cin Savaşları
sabırla bu serileri okuyan herkese teşekkürler.