Ruh ÜşümesiRuh ÜşümesiRüzgâr, tüm ürperticiliğini çevreye yansıtmıştı. Ağaçlar mevsiminden önce yaprak dökmüş, toprak zamanından önce yeşermişti. Yaza ramak kalmışken, delice, tenlerden akıp giden poyraz, taşlı yolda bekleyenleri kendilerinden geçirmişti.Uzun istasyonun çıkık briketlerine takılanlar, iki cılız ağacın altında günü gün edenler, rüzgârın çılgın dokunuşuyla savrulan ağacın ürkek yapraklarınla yağmur misali ıslanıyorlardı. Sevgi sözcükleri, poyrazın uğultusuyla uzun istasyona anlamsız bir şekilde yankılanırken, ufak barakanın önünde el ele tutuşan iki sevgili etraftan kendilerini tecrit etmişçesine, cılız ağaçların arasında zar zor görünen denizin kıyısına bakıyorlardı. Mutlulardı. Gözleri hiç olmadığı kadar umutluydu. Can, yıllardır, yaşadığı o ânı, daha önce yaşayabilmek için neler vermezdi. G’nin ellerini sımsıkı tutuyordu, Can. O elin ipeksi tenine dokunabilmek için, poyrazın gazabına uğramayı bile göze almıştı. Hayaller vardır. Yaşamak için kurulan hayaller. Kimi zaman boş bir umut gibi gelse de, kimi zaman da ulaşmanın varılmaz tadını hissettirir. Rüzgâr, onların yanına uğramadan, sessizce kendini denizin kıyısına vuruyordu. Yosunla mazotun harmanlandığı o kıyada, Can yıllarını geçirmişti; G’yi görebilmek, onunla konuşma fırsatı yakalayabilmek için. Başarmıştı. Zor da olsa, zihnindeki kurguyu yaşama geçirmişti. Trenin raylara yansıttığı titreşim, istasyonda yankılanmıştı. Uzaktan görünen mavi lokomotif, Can ile G’nin ilk yan yana yolcuğuna şahit olacaktı. Can, uzun yıllar aşkın peşinde mütemadiyen koşarken, hiç pes etmedi. Ulaşma dürtüsü hep baki kaldı, yıpranmış yüreğinde. Zamanı diğer insanlar gibi, akıp giden nehir misali izlemedi. Hep o nehrin içinde oldu. Onlarca kere boğulma tehlikesi geçirse de, pes etmedi. G’nin hayali ile yaşadı. Onun ipeksi elini tutabilmek için tanımadığı insanlarla omuz omuza çağlayan nehirde yüzmeye çalıştı. Trenin gelmesiyle istasyon hareketlendi. Can ile G, bulundukları noktadan ayrılmak istemiyorlardı. Ama, ilk kez yan yana girecekleri vagonun önünde şaşkın bakışlarla bakakaldılar. Kondüktörün düdüğü kulaklarında yankılanınca, kapısı yarı açık vagonun içine can havliyle atladılar. İkisinin de nabızları hiç olmadığı kadar hızlı atıyordu. Vagonun kalabalığı arasından el ele geçerken, etrafın dikkatli bakışları onları tedirgin etmişti. Onlarca siyahın arasında, kırmızı gibiydiler. Koridorun sonunda yan yana oturacak bir yer buldular. Yıllarca, vagon tavanın altında bulunan bagaj çıkıntısının camından yansıyan yüzlerini görmekten, gerçek yüzlerinin detaylarını unutmuşlardı. Birbirlerine dakikalarca baktılar. Yüzlerinin tüm detaylarını incelerdiler. Can G’nin çene çukurunu incelerken, G ise Can’ın parlak gözlerinde kaybolmuştu. Ön koltukta, kemanları ellerinde iki genç kadın, Beethoven’in 10. Senfonisi’nin notalarını birbirlerine dikte ettirirken, kemandan çıkan tiz bir ses sanki bütün büyüyü bozmuştu. Kondüktör bilet kontrolü için vagona geldi. Can, iki bileti de kontrol için verdi. Kondüktör tek bileti yırtıp, diğeriyle birlikte Can’a verdi. Can şaşkındı. Çünkü o, iki bilet vermişti ve iki biletinde yırtık olması gerekiyordu. Can, kondüktöre seslendi ve yeniden bileti uzaktı. Kondüktör, “bu kimin için,” dedi. Can benimle dalgamı geçiryorsun dercesine adamın yüzüne baktı. Kondüktör yeniden bileti Can’a verdi. Ön koltuktan keman sesi duyuldu. Sesi gölgelercesine, “al bu bileti yırt!!” diye haykırdı. Kondüktör bileti yırtıp, Can’ın yanında duran boş koltuğa fırlattı... Kemanın sesi tüm vagonda işitilmişti. Senfonide olmayan bir notaydı. Çığlık misali duyuldu. Can şaşkındı. Titriyordu. Kemanın çığlığı susmuştu. Can’ın ruhu karanlığa bürünmüştü. Ruhu üşüyordu, sessizce. Tren ışıksız tünele girdi. Keman, yine fonda eşlik etti. Zaman nehir misali akıp geçti. Yapraklar yeniden yeşermeye başladı. Poyraz yerini, Günbatısına bıraktı. Cılız ağaçlar gürleşti. Can, çoktan uykuya dalmıştı, yalnız koltuğunda… Ozan AKGÜL Nisan,08
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Ruh Üşümesi isimli yazı, Ozan Akgül tarafından 11.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Ramazan Özer yazıyı favori listesine aldı...
Kasım
22
Kasım
20
Kasım
19
Ah Yaşanamamış Öğrenci Aşkları
• Mustafa Çetin • Aşk Hikayeleri • 106 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Kasım
19
Kasım
18
Ekim
23
Eylül
16
Eylül
11
Ağustos
4
Temmuz
25
Aralık
23
Aralık
30
Mayıs
27
Ekim
23
Mart
14 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||