Rus Çarına Kafa Tutan Türk Kadını Süyüm Bike 1
RUS ÇARINA KAFA TUTAN TÜRK KADINI
KAZAN MELİKESİ SÜYÜM - BİKE
“Kazan ey kanlı, kaygulu şehir
Başından tacın düştü, şimdi kul oldun.”
Türk Tarihi, adlı adsız binlerce kahramanın öyküleriyle doludur.Bu durumuyla da diğer uluslara örnek olabilecek niteliktedir. Binlerce kahramanın arasında El Bilge Hatun’dan Nene Hatun’a dek pek çok kadının destanlar yaratarak sivrildiğini görüyoruz. Bunlardan biri de XVI. yüzyılda Rusları uzun süre uğraştıran Kazan Melikesi Süyüm Bike’dir (Sevim Prenses). Süyüm Bike’nin tutsak edilmesinden sonra, Rusların Türk topraklarında genişleme siyasetine adım adım yaklaştıkları ve onların doğuya akmasına engel olan Türk seddinin yıkıldığını görüyoruz.
Moskova Büyük Dükalığı 1550 yılında "Ulusal Rus Devleti" şeklini almış bulunuyordu. O sıralarda Rusların dağınık yerleştikleri yerler, III.İvan tarafından tek elde toplandı. XVI. yüzyılın ikinci yarısında IV.İvan (Müthiş,Korkunç İvan) Rusların komşusu olan diğer alanlara gözlerini dikti. Hedef, Altınordu Devletinin kalıntıları olan Kasım, Kazan, Ejderhan (Astrahan) ve Kırım Hanlıklarıydı.
1225’ten itibaren Türk-Moğol egemenliği altına girmeye başalayan büyük stepler ülkesinde kurulmuş Altınordu Devleti de, diğer Türk Devletleri gibi egemenliği altındaki uluslara geniş hoşgörü göstermiş, ileride Osmanlı İmparatorluğu devrinde Nizam-ı Alem için azınlıklara tanınan ayrıcalıklar, nasıl sonradan kötüye kullanılmışsa, Altınordu Devletinin de başına aynı şey 270 yıl önce gelmişti. Altınordu Devletinin düşün özgürlüğü ile ekonomik ve sosyal yönden tamamen özgür bıraktığı Rus Knezlikleri isteklerince yaşıyor, bağlılıklarını belirtecek her şeyi yapıyorlardı.
1380 yılında Rus Knezlikleri, bağımsızlıklarını ilan etmek için bağlı oldukları Kırım Hanlığına karşı ayaklandılar. Ayaklanma başarısızlıkla sonuçlandığı gibi, Moskova da yakılıp yıkıldı. 1480’de silaha sarıldılarsa da iki tarafta savaşa yanaşmadı. Kırım Hanlığı ile diğer Hanlıkların bu gevşek davranışları Rusların umutlarını alevlendirdi. Kısa sürede de bağımsızlıklarını ilan ettiler. Toktamış Han onları yine egemenlik altına aldıysa da, artık Slav birliğine doğru atılan adımın sesleri Tarihin kulağına ulaşmıştı. Bu durumu kolaylaştıran etkenlerin başında, dağılan Altınordu devletinin yerine kurulan hanlıkların birbirine rakip olmalarıydı. En çok saldırıya uğrayan Kazan ve Ejderhan Hanlıkları çok direndilerse de, bağımsızlıklarını koruyamayıp, bir çığ gibi üzerlerine gelen Rusların egemenliği altına girdiler. Uzun süre direnen Kazan Hanlığının melikesi Süyün-Bike’nin IV.İvan tarafından tutsak edilmesinden sonra Kazan Hanlığı, iki yıl sonra da Ejderhan Hanlığı tarihten silindi.
Altınordu Devletini yeniden diriltmek isteyen Uluğ Muhammed uğraşılarından bir sonuç alamayınca Deşt-i Kıpçak’ı bırakarak, yukarı İtil(Volga) alanına çekildi. 1438’de Kazan’ı alarak Kazan Hanlığını kurdu.Uluğ Muhammed’in ölümünden sonra Kazan tahtına büyük oğlu Mahmud (1145-1462)geçti .Onun devri Moskova ile sürekli barış içinde geçti. Kazan halkı bu devirde mutlu ve gönenç içinde yaşadı.Ondan sonra sırsıyla Kazan tahtına Mahmud’un oğulları Halil, İbrahim, Ali, Muhammed Emin ikinci kez Ali ve Muhammed Emin geçtiler. M.Emin çocuksuz ölünce yerine Kasım Hanlığı’nın başında bulunan Şah Ali, Moskova‘nın oyunlarıyla geçti.(1519-1521) Uluğ Muhammed’in rakibi olan Küçük Muhammed’in torununun oğlu Şah Ali’nin Kazan tahtına geçmesi, Kazanlılar arasında hoşnutsuzlukla karşılandı. Hanlığı onun yerine danışmanı olan Rus elçisi yönetiyordu. Halk gizlice yaptığı hazırlıklar sonunda 1521’de Kırım Hanı Mengli Giray’ın oğlu Sahib Giray’ı Kazan tahtına geçirince, Şah Ali geldiği yere Moskova’ya sığındı. Kazanlılar, Kırımlılarla beraber Moskova‘ya savaş açınca, Moskova barış istedi ve onlara bağlılığını belirtti. Sahib Giray, düşman karşısında yalnız kalmamak için Kanuni Sultan Süleyman‘a elçiler göndererek, iki devlet arasında, Kırım ile yapılan anlaşmaya benzer yapılan bir anlaşmanın imzalanmasını sağladı. Fakat Osmanlı Türklüğü’nün bastığı yeri titrettiği o devirde , kendi soydaşları ve dindaşlarıyla pek ilgilenmediğini görüyoruz. Batı bir bağış gibi kazandığı ayrıcalıklarla ileride başına kapütülâsyonlar belasını saracak, oysa soydaş ve dindaşlarının bir ahtapotun kolları arasında yok olması karşısında bir şey yapamayacaktı.
1524 yılında Sahib Giray İstanbul’a gidince, yerine yeğeni Safa Giray geçti.Onun devrinde Ruslar, Şah Ali ile iki kez saldırıya geçtilerse de bozguna uğramaktan kurtulamadılar.1531 yılında Safa Giray , kayın pederi Nogay Beylerinden Mamay’ın yanına gidince, yerine Şah Ali’nin 15 yaşındaki kardeşi Can Ali geçirildi(1531-1533). Süyüm Bike’nin de dramı bu tarihten başlar.