Rüya Şehir
Denizli Ticaret Odasının hemen bitişiğinde inşaa edilmekte olan Katrancı iş Merkezinin travertenlerle kaplandığına şahit olduğumda aylar önce gördüğüm rüya geldi aklıma:
Rüyamda yağmur yağıyordu,yerler parlak,cilalı mermerlerle kaplıydı.Yağmur suları mermerler üzerinden akıp giderken bense Babile giren Büyük İskender gibi Atımın üzerinde bu şehrin ihtişamını,görkemini seyrediyordum;Tüm binaların cepheleri seyre doyum olmayan sarı,kahverengi tarvertenlerle kaplıydı.Caddeler alabildiğine geniş,park alanları göz görebildiği kadar uzanıyordu.Parklarda devasa çınar ağaçlarıyla birlikte,estetik değeri yüksek anıtlar heykeller vardı.Zemin tamamen taşlarla kaplıydı.
Rüyamdaki bu şehrin yaşadığım şehir olan Denizli olmasını çok isterdim.
Şehirler sadece ekonomik faaliyet için toplanmış insanlardan oluşmaz.Eğer şehirler belli bir plan ve düzen içinde inşaa edilmez,estetik sanat ve kültürle beslenmezlerse ortaya gecekondular,varoşlar ve ucube yapılar çıkar.
Her şehrin kendine özgü görüntüsü,silüeti vardır.
Bugün milyonlarca insan Paris,Roma,Berlin,İstanbul,Venedik,Petersburg,Gırnata,Mardin gibi şehirleri görmek istiyorsa şehirlerin bu kendilerine has silüetlerinden dolayıdır.Tabiiki bu şehirlerin arka planlarında yatan tarihi birikim,medeniyet,sanat ve incelikleri de unutmamak kaydıyla.
Roma şehri ki;Kıta Avrupasına medeniyeti,şehirliliği öğreten,gittiği her yeri yollarla donatan bir medeniyetin eseridir.Bugün söylenen her yol Romaya çıkar sözü mecazi anlamlar taşısa da tarihte bu bir hakikattı.Bu gün özellikle ege bölgesi ve benim doğduğum yerde(Denizli) eski roma yolları diye adlandırılan yol kalıntılarına rastlamak mümkündür.
-Romayı tuğla buldum,mermer olarak bıraktım sözü ünlü bir Roma İmparatoruna aittir ki;bu söz imar etmeyi,estetik ve sanatı çok güzel anlatır.
Şehr-i İstanbul ki;hizmet aşkı ve yaşatma ruhuyla yola çıkanların arkasında binlerce han,hamam,yol,köprü,çeşme,camii,bedesten,çarşı...vb inşaa ettikleri bir medeniyetin eseridir.Tabii ki İstanbulu ilk kuran Kostantinin ve Doğu roma-Bizans ın şehre kazandırdığı eserleri unutmamak lazım.Paris,Berlin büyük imparatorlukarın şehridir.Mardin,gırnata tarihi şehirlerdir.
Aşıkların mekanı ünlü Şahin tepesinden ovada uzanmakta olan Denizliye baktım.Aklıma uydu görüntülrti ve fotografları geldi.
Öyle bir şehirde yaşamak istiyorum ki;Geniş caddeler geniş parklar,dinlenme yerleri,piknik alanları olsun.Spor alanları,koşu parkurları,bisiklet yolları olsun.Tabii bu imkanlardan tüm vatandaşlar istifade etsin.Şehir bir baştan bir başa travertenler,mermer sütunlarla kaplansın.Denizliye turlarla gelen turistler sadece Karaahayıtın sıcak sularına girip,pamukkalenin doğal güzelliğini seyredip çekip gitmesinler.Şehre insinler,insanlar arasına karışsınlar,Kafeteryanın birine oturup türk kahvelerini yudumlarken hayretle ve keyifle şehrin estetik güzelliklerini seyretsinler.
Avrupanın yeşillikler,parklar,bahçeler içindeki yerleşim alanlarını,geniş cadde ve parklarını,bisiklet yollarını ve şehrin estetiğini gördüm,gezdim ve çok imrendim.
Eğitim,ekonomi,tarihi ve kültürel zenginlik,kaynak,müteşebbislik ruhu itibariyle Türkiye ortamasının kat be kat üstünde olan Denizli şehrinin birgün muhakkak ölmeden görülmesi gereken şehirler kategorisine gireceğine,bir rüya şehir olacağına inanıyorum