Rüya ve Papatya
İstanbul,un bi semtinde aynı anda dünya ya gelen iki çocuk vardı.Bu çocuklar doğduklarından itibaren gülmezlerdi ve o pamuksu ellerini tutmaya çalışanlara haykırarak tutma derçesine ağlarlardı.Bir gün bu iki çocuğun anneleri tesadüfen tanışır ve arkadaş olurlar ama gariplik deyil mi çocuklar birbirlerinin ellerini tutup ve gülümserlerdi anneleri şaşkın bakışlar arasında ve küçük tebessümlerle onları izlerlerdi bu arada erkek çocuğun ismi MURAT kızın ki ise NUR du.Neyse,anneler hergün beraber olup çocuklarıda yan yana getirirlerdi ama Nur,un babası doğumdan 8 ay sonra ölünce mecburi olarak anne yurt dışına yani kendi ailesinin yanına gider ve anlayacağınız gibi bebekler yine hiç gülmez,konuşmaz hatta ağlamazlar bile.Aradan 10 yıl geçer ve ikiside okula başlamış genc çocuklar olurlar ama hiç deyişmezler yine çocuklardır ve iki ailede doktorlara giderler gitmedikleri yer kalmaz ama hiçbişey yoktur yani çocuklar kendi istekleri doğrultusunda hareket ediyorlardır,Murat bir gün rüyasında çok garip bişey görür etkilenir ama aldırmaz ve umursamaz ama aynı rüyayı peş peşe defalarca görünce bir gün sabah ağlayarak uyanır ve annesi sorar `Ne oldu oğlum?Neden ağlıyorsun?`Murat,ta gördüğü rüyayı anlatır,öle bir etkisinde kalmıştırki aklı karışmış ve korkmuştur,anne`anlat oğlum tüyanı`der,bunun üzerine çocuk`peki`deyip anlatmaya başlar`rüyamda dalgalı saçlı ve uçları bukle bukle olan,güzel yüzlü ve deniz mavisi gözlü bir kız gördüm sanki bir melekti`der ve devam eder,annede pür dikkat dinlemektedir oğlunu,çocuk`ve sanki birbirimizi yıllardır tanıyomuşçasına elele beraber dolaşıyoruz ama birden yığılı verdi yere,şaşkınlıkla ona bakarken o küçük bir tebessüm attı bana ve seni bekliyorum dedi ama işin garibi o kız ölürken benim bi anda gülmeye başlamamdı`der,anne `merak etme olum rüyada gördüğün ölüm,uzun ömür demektir ve gülümsemende mutluluğun simgesi`der ama çocuk hüzünlü bişekilde odasına giderek birinin ölümünü görmek rüyada bile olsa ve gülümsemek bu yanlış olmalıydı diye düşünür anlam veremez ve bu rüyayı yaklaşık 1 ay kadar tekrar tekrar görür ama sonra kesili verir,rahatlar ama bu seferde puslu mat bir rüya görürü ve gördüğü tek şey bir tane PAPATYA evet anlamsız olduğunu biliyorum ama bir papatya görür anlamsız ve umursanmayacak bir rüyadır.Bir kaç defa görürü ve kesilir bu rüyada.Murat hiç deyişmemiş hala o eski çocuktur ama deyişen tek şey artık 19,unda olduğu ve üniversiteye gidiyor olmasıdır,derslerinde başarılı hayatında tertipli ve düzenli hatta çevresi tarafında biraz garipsensede sevilen bir gençtir,herkez merak eder `Murat neden böle suskun? ve içine kapanıktır?Ne gülüyor?Ne de ağlıyor?Derler ve anlam veremezler zaten pekte uğraşmazlar bu sırada rüyasındaki kızı görür okulun bahçesinde bi an donar ve şaşkın gözlerle bakakalır ve bi an içinden `gidip konuşsam mı?`Diye geçirir ama cesareti yoktur ve neredeyse 2 hafta onu katip eder,kız farkeder bunu tesadüf bu ya oda onu rüyasında görür ve kızda aynı şeyleri aklından geçirmiş ama oda cesaret edememiştir.Murat artık dayanamamakta ve sabredememektedir birşeylerin olmasını ve konuşmasını sağlamasını temelli ederken kız bi an yere düşer ve Murat rüyayı anımsar telaşla yanına koşar ama korktuğu gibi olmadığını görünce mutluluktan havalara uçacak gibi olur ve o anda kız o deniz mavisi gözleriyle gülümseyerek defterinin arasından çıkardığı papatyayı uzatır. Devam edecek...