kayit
Google Özel Arama
22 Kasım İzmir Buluşması! Katılmak için Tıklayınız...
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Fantazi Hikayeleri

Sa`nın Gücü (13bölüm)


Sa`nın Gücü (13bölüm)

Gerçek Mücadele Başlıyor…

Melores o sabahı dinlenerek geçirdi. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Yıldız İnsanlar geldikleri yere dönmüşlerdi. Genç kız ise Kurşun’un eşliğinde mağarasına çıkmıştı. Altın kısa bir süre onu ziyaret etti:

“Zekanın ve yeteneklerinin beni bile hayrete düşürdüğünü itiraf etmeliyim. Yarışmalardan en iyi sonuçlarla çıkman bizi gururlandırdı. Yinede seni bir konuda uyarmam gerekli, ki sen şu sıralar bunu adet haline getirdin, yarışmada birlik kurmak her zaman olumlu sonuç vermez. Bugün son mücadeleden tek başına da başarıyla çıkabilirdin. Sana ihtiyacın olabilecek tüm ipuçlarını vermiştim. Oysa sen ipuçlarını takip edip en hızlı şekilde neticeye ulaşabilecekken, oyalandın ve neredeyse yarışmayı senden daha çok ciddiye alanlar tarafından saf dışı bırakılacaktın. Neden? Diğerlerinin yardımına ihtiyacın mı vardı? Olmamalı …! İkinci mücadele birlik gerektiriyordu ama bundan sonra tek başına hareket etmeli ve birlik kurmamalısın. Yarışmanın ilerleyen etaplarında karşı karşıya geleceksiniz, o zaman ne yapacaksın? Kazanmalarına yine yardım mı edeceksin? Belki de yeterince kurdele topladığını düşünüyorsun, yanılıyorsun. Yirmi dört saat içinde gerçekleşen bu üç mücadele sadece sınamadır. Eğlencelidir. Yarışmacıların birbirlerini tanıyıp güçlerini anlaması içindir. Asıl mücadele bugün, gün batımıyla başlayacak. Şartlar güçleşecek, her anlamda hazırlıklı olmalısın.
Bunların dışında SaDa ile sana gelen bir şey olduğunun farkındayım. Onu kimin yada nasıl gönderdiğini araştırıyorum. SaDa ile paket gönderildiğine daha önce şahit olmadım. Asıl konu şu ki, neden o şeyi! bana göstermediğini anlayabilmiş değilim. Bana güvenmiyor musun? Şunu bilmelisin ki mücadele bitene kadar güvenebileceğin yegane kişi benim, tabi bir de Kurşun. Elementlerin sana asla ihanet etmez, yanıltmaz ve yardımını esirgemez. Yinede senin seçimin sırlarını kendine saklamaksa, özgürsün. Bu konuda kimse sana baskı yapamaz.
Şimdi iyice dinlen, ben zihnini daha fazla meşgul etmeyeceğim, günü dinlenerek geçir, dördüncü mücadele bir hayli zorludur. İpucunu Kurşun’dan alacak olman ne kötü. Gerçi dert etmemem lazım, senin için yaptıklarımdan sonra senin bana layık gördüğün harekete bakılırsa…”

Melores uyandığı zaman Altın’ın sözlerini anımsadı. Onun uyumadan önce odasına geldiğini hatırlamıyordu, öyleyse rüyasına girmişti. Bunu yapabildiğine emindi, bazen Baş Tutan’da rüyasına girer direktifler verirdi. En son rüyasında ona seslendiğinde bir gün sonra labirente girecekti. Ona; “sana öğrettiklerim daima aklında olsun ama beklenmedik bir durumda bildiklerine değil kendine güven. Sağduyun daima tetikte olsun, bazen bir koku, bazen bir ses sana yol gösterecektir. Korkma demiyorum, kimi zaman korku karanlıkta ışık tutan bir yardımcıdır” demişti. Bu sözleri gerçekten labirentten çıkana kadar aklından silinmemiş, gaipten bile olsa seslere kulak vermişti.
Onun rüyalarındaki sözleri daima cesaret verici ve öğretici olurdu zaten, oysa Altın rüyasına sadece sitem etmek ve ona olan kırgınlığını dökmek için girmişti. Onu anlamak mümkün değildi.
Daha yataktan kalkmamıştı ki, kapısı vuruldu. “kim o?”diye seslenirken gelenin kim olacağını düşünüyordu. Julien olabileceği ihtimaliyle telaşlandı, onunla konuşmaya henüz hazır değildi.
“Benim, kerime.” Üzerine kaftanını geçirip kapıyı açtı.
“Uyuyor muydun? Kusura bakma bazen diğerlerinin dinlenmeye gereksinim duyduklarını unutuyorum”
Melores zaten uyanmış olduğunu belirtti. Altın kabus gibi uykusuna çökmüşken nasıl uyuyabilirdi.
Kerime “belki benimle yüzmeye gelirsin diye düşündüm, Joelis denizden hoşlanmıyor ve Demir’ de yalnız başıma yüzmemi istemiyor” Melores etkilenip yarışmadan uzaklaştırılmaya çalışılınca yarışmacıların yalnız dolaşmamalarına dikkat edilmeye başlanmıştı.
“Tamam” dedi Melores “Giyinip seninle gelirim.”
O hazırlanırken içeri giren Kerime duvarlardaki SaDa ları görerek hayrete düştü. “Hiç bu kadarını bir arada görmemiştim” dedi. Melores de “kayıp SaDa’lar” diye belirtti. Kerime duvarlardan tavanlara kadar uzanan şekillere yakın bir alakayla bakıyordu. “O zaman burası Kahin’in odası olmalı” dedi.
Bu insanların bu kadar çok şey bilmeleri Melores’i daima şaşırtıyordu.

İnci mücadelesini yaptıkları koya geldiler. Melores denizin balık kokan, tuzlu havasını içine çekerek neşelendi. Biraz yüzmek gerçekten iyi olacaktı. Hemen soyunup dizlerine kadar suyun içine girdi, “ burada su hiç ısınmaz mı?” diye sorarak Kerime’ye baktı ve şaşıp kaldı.
“Denizkızlarının suya girdiklerinde peydahlanan kuyrukları olduğunu düşünmüştüm hep” dedi.
Kerime de onun şaşkınlığına bakıp güldü. “ Genel bir yargıdır.” Diye cevap verdi “ancak yanıldıkları bir konu var, bizim kuyruğumuz yok, pullarla kaplı bacaklarımız, daha hızlı yüzmemizi sağlayan perdeli ayaklarımız ve yüzgeçlerimiz var. Denizinsanları zamanında sadece denizde yaşayabiliyorlardı. Ancak denizler çok kirlendi ve yaşama alanlarımız kısıtlandı. O dönemde Sa gücünün dördüncü sahibi TaraKa çıka geldi, bizi denizden o çıkardı. Temiz hava soluma hakkı ve yeryüzünün binbir çeşit besininden tatma şansı tanıdı.”
“bu şekilde yüzmek seni rahatsız etmiyor mu?” diye sordu bu sefer çıplak göğüslerini kastederek.
“Neden rahatsız etsin? Bizim doğal halimiz bu. Hiçbir deniz canlısı bikini giyerek yüzmez ki. İnsanlar arasında giyinik dolaşmamız yalnızca kimliğimizi saklamak için, birde onların ahlak kuralları var. Anlaşılan sende o ahlak kurallarıyla yetiştirilmişsin”
“doğru” diye onayladı melores. “benim yakınımdaki tek kadın Mora’ydı. Onunda katı kuralları vardı.”
“mora mı?”
“evet, beni o büyütmüştür. Bir Pandoz.”
“Pandoz’lara ne derler biliyosun değil mi?” dedi Melores’in Mora’yı ne kadar sevdiğini anlamış ve onu incitmekten korkarak konuşmuştu.
“Hayır, bilmiyorum. Tanıdığım tek Pandoz o.”
“Pandoz’lar dişidir. Çocukları olmaz ama çok anaç ruhludurlar ve bu anaçlıklarını tatmin etmek için bebek çalarlar”
Melores gülmeye başladı, “o zaman çalmak için çok yanlış bir bebek seçmiş” dedi. Hangi aklı başında yaratık bir Trome çalmak isterdi ki! Ama daha sonra bu konu üzerinde bir hayli düşünecekti.

Kerime’yle öğle üzerine kadar yüzdüler. Mağaraya döndüklerinde kapıda Iron mask a rastladılar. İlk tanışma seremonisinden beri onunla hiç karşılaşmamışlardı.
“nereden geliyorsunuz?” dedi gür sesiyle içlerine ürpertiler saçarak.
Kerime yüzmeye gittiklerini açıkladı. “Sakıncası mı vardı?”
Ironmask ikisinin de yüzüne, maskenin ardındaki karanlık gözleriyle baktı. Sonra da hiçbirşey söylemeden yanlarından geçip gitti.
Melores öğrencilik psikolojisinden hala çıkamadığından olsa gerek azarlanacağını sanmıştı.
“çok tedirgin edici bir görüntüsü var” diye söylendi, onu duyamayacağı kadar uzaklaştıktan sonra.
“öyle olması lazım, Salome’nin bekçisi nede olsa!”
Girişte ayrılıp odalarına çıktılar. Odasına vardığında Melores öğle yemeğinin getirilmiş olduğunu gördü. Yemeğini yedikten sonra bir süre duvardaki yarıktan dışarıyı seyretti. Salome arazisi uçsuz bucaksız gibi görünüyordu o yükseklikten. Kasabanın arka tarafta kaldığını tahmin ediyordu. On iki ırkın kurduğu ilk yerleşim yeri.
Öğleden sonrasını nasıl geçireceğini bulmuştu. Kasabaya gidecekti. Bunu yapabilmesi için elementlerinin birinden onu götürmesini istemeliydi, bu tabi ki Altın olmayacaktı. Onu hiç çekemezdi. Kurşun’u Salome Bahçesinde bulabileceğini düşündü, daha o kapıdan çıkmamıştı ki Kurşun kapısında belirdi.
“ benimi çağırdın”
Aslında düşüncesi çağırmak olmasa da, onu istemiş olması bile Kurşun’u getirmeye yetmişti. “kasabaya gidebilir miyiz? diyecektim."
“hayır, gidemeyiz” diye cevap verdi Kurşun, “Kraliçe bütün yarışmacıları ikindi çayına davet etti. Ama canın sıkılıyorsa o vakte kadar mağarayı gezdirebilirim”
Melores buna karşı çıkmadı. Kurşun kararsızca biraz düşündü, nereden başlasaydılar acaba, Melores onun kararsızlığına tahammül edemeyerek “Kütüphane’ye ne dersin?” diye önceden gitmenin nasip olmadığı şu ünlü mekanı hatırlattı. Kurşun’un gözleri ışıldadı, SAlome’yi ziyaret eden herkes muhakkak kütüphaneye uğrardı. Onlar odadan çıkmışlardı ki, kraliçe’nin davetini haber vermek üzere gelen Altın’la karşılaştılar.
“nereye gidiyorsunuz?” dedi en asabi haliyle. Melores’e bakmıyordu bile.
“kütüphane’ye”
“bende geleyim” Onlarla gitmeye hiçte hevesli görünmemesine rağmen, yarışmacısını Kurşun’a bırakma fikrinden hoşlanmamıştı.
Hep beraber kütüphanenin yolunu tuttular. Melores Altın’ın sırf tavır sergilemek için onunla konuşmadığını biliyordu. Ancak susması işine geldiğinden gönlünü almayı düşünmüyordu. Devasa bir kapının önüne gelip durduklarında, Melores kapıyı açmak üzere ilerledi. Kurşun onu durdurarak “Önce kendini tanıtmalısın” dedi.
Nasıl yapacaktı bunu?
Kurşun göstermek için “Sa Krallığından yarı element, yarı insan Kurşun geldi” dedi ve kapı ardına kadar açıldı. Melores “aha” diye sevinerek içeri girmek üzere bir hamle yaptı ama kapı olanca ağırlıyla suratına kapandı.
Altın daha fazla sessizliğini koruyamayarak “Her kişi kendi sıfatıyla bu kapıdan geçer” dedi. “Sen Kurşun musun ki onun adına kapıdan geçmeye kalkıyorsun”
Bunu Melores nereden bilecekti ki!
Peki dedi “Tutan şehrinden Tutan öğrencisi Melores Blair Pancacke Maller Quayle geldi.” Kapı milim oynamadı.
“Sen Kralı bir SA’lı gibi selamlamamışmıydın, burada da SA lı olarak giriş yapacaksın demekki”
Melores bu sefer “ SA imparatorluğundan, tutan öğrencisi Melores ….. geldi…”dedi. Kapı tabi ki açılmamıştı. Melores Trome olduğunu belirtmesi gerektiğini anlamıştı. Bunu elementlerin yanında nasıl yapacaktı?
“Anlamıyorum” dedi Kurşun “daha başka nasıl olabilir ki, neyse bunu IronMask’tan öğreniriz, o bilir nasıl olsa. Öğrendiğimizde döner geliriz” Onlar gitmeye hazırlanırken, Melores tekrar IronMask’la karşılaşmak istemediğini düşünüyordu.
Kapıya iyice yaklaşıp onların duymayacağını varsaydığı kadar alçak sesle söyledi bu kez.
Altın’ın “ne yapıyor bu?” demesine kalmadı kapı ardına kadar açıldı. Kurşun’un “nasıl yaptın” diye sormasına da aldırmadı ve içeri daldı. Kapı ardından kapanmıştı, biraz sonra Altın’la Kurşun içeri girdiğinde Melores kızgın kızgın suratlarına bakıyordu.
“Benimle oyun mu oynuyorsunuz, bu oda bom boş. Kitap filan yok”
Diğerleri onun bu kadar kızmasına anlam verememişlerdi. Altın “ne kitabı?” diye sordu.
“ kütüphanelerde kitap olur’” dedi Melores ısrarla.
“Aslında haklısın, insan ırkının arşivleri ve kütüphaneleri yazılı belgelerle doludur. Ama bu kitap okuma işi hem yorucu, hem de fazla zaman gerektiren bir uğraştır. Okumayı seviyorsan değil elbet.”
Melores elementlerine sokuldu, “Konuşan kim?”
Altın somurtmayı unutmuş gibi gülüverdi, “ tabi ki sevgili kütüphane dostumuz”
“ biz bilgilerimizi bu odada topluyoruz. Bu oda milyonlarca insandan daha çok bilgilidir. Hadi bir şey sor, bilmek istediğin herhangi bir şey”
Melores biraz düşündü sonra “ Tutanların sembolü nedir?” diye sordu. Altın gözlerini devirdi “ ne var, ne oldu!” dedi Melores, aynı zamanda öfkelenen kütüphane gürledi,
“Benimle dalgamı geçiyorsun? Tutanların arasında onbeş yıl kaldıktan sonra tutanların simgesini bilmediğini iddia etmeyeceksin herhalde”
“Odaya girdiğin andan itibaren senin hakkında her şeyi biliyor ve senin bildiğin her şeyi. Ona gerçekten bilmediğin bir şey sormalısın.” Diye açıkladı Altın.
Melores omzunu silkti. “bilmek istediğim bir şey yok ki!”
Kütüphane bunun üzerine “hayır var” dedi. “mesela SAlomeden kovulmuş bir ırkın mensubu olduğun halde neden kendini bir SA’lı olarak tanıtmanı istediğimi merak ediyorsun, değil mi?” Melores dehşet dolu gözlerle diğerlerine baktı. Kütüphanenin sırlarını açıklamak üzere olduğunu hissederek,“Hayır, bilmek istemiyorum” diye karşı çıktı. Ancak Kütüphane ona inanmıyordu,
“Melores sen yarı insan, yarı Trome’sin” diyiverdi.



Sa`nın Gücü (13bölüm)
Yazı Sahibi
Yasemin Aslan
Yasemin Aslan tarafından 12.12.2007 tarihinde eklendi 268 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Sa`nın Gücü (13bölüm) isimli yazı, Yasemin Aslan tarafından 12/12/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Kim ne derse desin Yasemin;ben bu eseri okumayı özlemişim ve aradan üç ay geçmiş olduğu halde eski bölümlere ilişkin çoğu şey hâlâ aklımda.Bu,senin ve eserinin başarısının en iyi kanıtıdır.Kutlarım


15.03.2008 tarihinde yorumlandı.

Celal Durak Bey`e ithaf ediyorum: Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi ise artik eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru; “Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek.” diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış. Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru’ya götürmüş. Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış… Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki; “Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara firsat verildiginde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı… Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. “


12/16/2007 tarihinde yorumlandı.

güzel sürükleyici bir hikaye ama anlatış tarzında hatalar var kaçıncı zamn dilimini kulandığını karıştırmışsın tebrikler


12/13/2007 tarihinde yorumlandı.


Kasım
21
Gece Kuşu 3
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 55 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Son Savaş 2
Abdullah ŞengülFantazi Hikayeleri • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Gece Kuşu 2
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 68 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Gece Kuşu 1
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 54 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Beyaz Kurt
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 21 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
21
Sa`nın Gücü (20bölüm)
Yasemin AslanFantazi Hikayeleri • 296 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mart
18
Sa`nın Gücü (19bölüm)
Yasemin AslanFantazi Hikayeleri • 339 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
12
Sa`nın Gücü (18bölüm)
Yasemin AslanFantazi Hikayeleri • 362 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
6
Irağamı Gidiyorsun?
Yasemin AslanAsker Şiirleri • 217 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
1
Anneden Evladına
Yasemin AslanYaşamdan Hikayeler • 324 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
10
Xxx
Yasemin AslanSevgi ve Aşk Şiirleri • 1627 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
9
Yaşanmamış Hikayeler/ Yüreğinin Sesini Dinle
Yasemin AslanDüş Hikayeleri • 1208 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
10
Giden Sevgiliye
Yasemin AslanSevgi ve Aşk Şiirleri • 838 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Haziran
9
Yaşanmamış Hikayeler (2) / Bir Günaydın Hikayesi
Yasemin AslanDüş Hikayeleri • 717 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
13
Kuyu
Yasemin AslanDüş Hikayeleri • 615 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Sa`nın Gücü (13bölüm), Sa`nın Gücü (13bölüm) hikayesi, Sa`nın Gücü (13bölüm) hikaye, Sa`nın Gücü (13bölüm) nedir?, Sa`nın Gücü (13bölüm) hakkında bilgi, Sa`nın Gücü (13bölüm) hikayeleri, Yasemin Aslan hikayeleri, Sa`nın nedir, Sa`nın hikayesi, Sa`nın hikayeleri, Gücü nedir, Gücü hikayesi, Gücü hikayeleri, (13bölüm) nedir, (13bölüm) hikayesi, (13bölüm) hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Aldananlardan Olmayın !

Erol Sunat
Laf Demini Almadan Olmaz…

Sezer Nişancı
Teknolojide Zırvalamak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Loans | The eBay Song | Personal Finance | Moneygram | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul