Saat
29 / 7 / 2008 Salı tarihinde Deniz Ertan Brammer tarafından eklendi, 114 kez okundu...
“Tik tak, tik tak… “Ne zaman kesilecek bu lanet olası ses?” Tik tak… “Yeter artık, sus! Bütün anılarımı siliyorsun!” Tik tak… “Bana inat mı yapıyorsun! Beynimi delercesine. Yeter artık! Yoksa ağlayacağım.” Tik tak… “Hiçbir şey hatırlamıyorum… Hep aynı geliyor bana. Ah şu ses… Olmasa ne güzel olacak.”, diye mırıldandı içinden… Antika deden kalma b...” Okuyucu Puanı ;
SaatTik tak, tik tak… “Ne zaman kesilecek bu lanet olası ses?” Tik tak… “Yeter artık, sus! Bütün anılarımı siliyorsun!” Tik tak… “Bana inat mı yapıyorsun! Beynimi delercesine. Yeter artık! Yoksa ağlayacağım.” Tik tak… “Hiçbir şey hatırlamıyorum… Hep aynı geliyor bana. Ah şu ses… Olmasa ne güzel olacak.”, diye mırıldandı içinden… Antika deden kalma bu nemrut, gürültü yapmaktan başka bir işe yaramaz saati pencereden aşağıya her sabah : “Simitçi… Taze simit, sıcak gevrek…”, diye avaz avaz bağıran simitçinin kafasına atmak istiyordu. Gene sabahlamıştı. Uykusuz ve oturmaktan bitkindi. Aslında oturmuyor aklı bir o tarafa bir bu tarafa amansızca gidip geliyordu. Çok yorgundu. Sabahın kör karanlığında açtığı pencereden içeri süzülen serin rüzgarla biraz irkiliyor ardından kadehine şarap katarak rahatlıyordu. Odasına bir sinek bile yoktu. Nasıl olsun ki; her yer sigara dumanı. Pencereyi açtıktan sonra odanın karanlık köşesine oturup; uzun, koyu kırmızı ojeyle boyalı tırnaklarıyla kadehini ovalarken gene o lanet olası tik tak sesini duyuyor. “Lanet olası zaman… Bir kere dursan da dinlensem!”, diyerek yanındaki küçük ampulü yakıyor. O da kırmızı… Şarabını yudumlarken uzun mazilere dalıp gitti. Bütün anılarını içtiği şarabın sesinde duymaya başladı. Tik tak ve şarabın sesi vücudunun bütün yaşlı hücrelerinde çarpışmaya başladı. “Bu evde doğdum. Sadece annem ve ben… Kimseler yoktu. Karanlıktan ve çığlıktan başka kimseler... Kanlı doğdum dünyaya, neredeyse annem beni doğururken ölecekti. Ben ise neden geldim diye ağlıyordum. Ta o yaşta; “Neden?”, diye… Annem yaşadı bana baktı. Bilmezdim ne iş yaptığını lakin zamanla anladım, anladıklarımı inlemeleriyle gözlerimle şahit olarak pekiştirdim. Bir adamdan bir o adama konan, asalak bir yaratık gibi… Kazandığı paranın çoğunu içkiye verirdi. Her sarhoş olduğunda ise oda benim gibi şu saate küfrederdi. Zamanla ona benzedim. Okula gitmedim, onun yanında, onun gibi olmaya başladım. Bana hiç doğruyu göstermedi. Bende aramadım…” Tik tak… “Yeter!”, diyerek dalgınlıktan vahşiliğe çıktı ve elindeki şarap dolu kadehi duvara fırlattı. O duvar artık bunlara alışmıştı. Hemen hemen her akşam, artık her akşam olmaya başladı çünkü; ona gelen, koynuna girip gecesini yahut günü gün etmek isteyen kalmamıştı. Annesi de bu yalnızlıktan ve ruhunun ona çektirdiği bu alevlik dolu ızdıraptan ölmemiş miydi? İyice çöktü, çirkinleşti. Aynaya bakıp : “Bu benim yüzüm mü? Onca dudaklar ve mahremler benim peşimden bu yüz için mi koştu? Avuca sığmayan paraları bu yüz için mi verdiler? Hayır! O zamanlar faklıydı. Daha düzdü, taştı, güzeldi… Çiziksiz, pürüzsüz yüzüm vardı. Şimdi çirkinleştim. Kimse beni istemiyor, beğenmiyor. Para istemesem bile kimse benle olmaz…”, diyerek ağlıyordu.
Ekim
13
Ekim
11
Ekim
10
Ekim
8
Ekim
5
Eylül
4
Eylül
3
Eylül
3
Ağustos
27
Ağustos
14
Mart
17
Savaşmak İstemiyorum
• Deniz Ertan Brammer • Asker Hikayeleri • 1035 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
16
Çanakta Boğulan Asker
• Deniz Ertan Brammer • Askeri Hikayeler • 688 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
11
Şubat
16
Şubat
15 |
![]() |
|
||||||