kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Hayata Dair Denemeler

Sabırla Murada Ermek!

Sabırla Murada Ermek!
8 / 8 / 2008  Cuma tarihinde Mustafa Cilasun tarafından eklendi, 85 kez okundu...

“Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz, fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı. Tabi ki bu gerekçeler de manasızdı, Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havale ettim. Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleri atıldı, Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti. Çalışan, el...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Mustafa Cilasun

Mustafa Cilasun







Sabırla Murada Ermek!




Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz, fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı.

Tabi ki bu gerekçeler de manasızdı,
Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havale ettim.

Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleri atıldı,
Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.

Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketi doldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yani kısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.

Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiç yağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türlerini yiyorduk.

Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerde çalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklı gerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.

Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı, sadece bir din olarak görmüyorlardı.

İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunan insanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumda bulunuyorlardı.

Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahür edecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.

Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artık arkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmak mümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.

Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,
İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle, tarikata balıklama atlamış gibiydi.

İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisiz bulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yükü üzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmış görünüyordu.

Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktan sakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetini yakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.

Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak, Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum, bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.

Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dan getireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konuda yardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.

Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dosta haber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalım deyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumları yoktu.

Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu, yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmek tamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.

Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti ve kira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden, eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.

Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı bir şekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.

Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasına müsait hale getirecektim.

Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşıma aniden bir bayan çıktı.

Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada, bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:

İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı, beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan bir elbiseyi giymiş bulunuyordu.

Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etek uzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.

Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşıma aniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bu güzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdim buyurun dedi.

Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.
Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerek beni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.

Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarak işlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.

Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.
Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.

Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.
Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşuma gitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.

Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.
Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdarip bırakıyordu.

Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten ev sahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi bir şekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek ikna etmiştim.

Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemek yönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.

Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamı cami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.

Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.
Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapının anahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımı önceleyen nisaymış.

Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükarda razıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatini biliyordum.

Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde ki duyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kimin vesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetle ifa edendi.

Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamı için edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.

Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenk içinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiyle bitiyordu.

Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksun olan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.

Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyet bütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.



Mustafa CİLASUN





Telif Hakkı Uyarısı Sabırla Murada Ermek! isimli yazı, Mustafa Cilasun tarafından 08.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Ekim
13
Evlada Dair
İsa AvcıHayata Dair Denemeler • 25 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
12
Kötülerin Kafasına Düşsem
Mustafa ÇetinHayata Dair Denemeler • 72 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
12
Tuğsel
Selçuk ErtemHayata Dair Denemeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
12
Dost Bildiğim İnsana
Fatih HanHayata Dair Denemeler • 44 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
12
Geldiğin Günün Elvedası
Fatih HanHayata Dair Denemeler • 30 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
13
Sinede Yangın Umutların Acısı!
Mustafa CilasunSitem Şiirleri • 14 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
13
Mahzun Nefesler!
Mustafa CilasunHüzün Şiirleri • 12 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
13
Âdem Olmaktır Tek Hevesim!
Mustafa CilasunSitem Şiirleri • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
13
Sinemden Bir Hüzün Akar!
Mustafa CilasunHüzün Şiirleri • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
11
Kalbi Olmayınca!
Mustafa CilasunSoyut Şiirler • 22 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mayıs
24
Deccal Nedir?
Mustafa CilasunHayata Dair Denemeler • 2583 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Nisan
13
Ah Güzel Kuş
Mustafa CilasunSevgi ve Aşk Şiirleri • 1978 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Haziran
11
Nisan
4
Çaresizlik!
Mustafa CilasunAşk Hikayeleri • 1837 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Haziran
3
Çaresiz Kaldığım An!
Mustafa CilasunYaşamdan Hikayeler • 1733 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Sabırla Murada Ermek!, Sabırla Murada Ermek! denemesi, Sabırla Murada Ermek! deneme, Sabırla Murada Ermek! nedir?, Sabırla Murada Ermek! hakkında bilgi, Sabırla Murada Ermek! denemeleri, Mustafa Cilasun denemeleri, Sabırla nedir, Sabırla denemesi, Sabırla denemeleri, Murada nedir, Murada denemesi, Murada denemeleri, Ermek! nedir, Ermek! denemesi, Ermek! denemeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Bize Birşey Olmaz!

Erol Sunat
Hızır’ın Tuğla Ocağı

Sezer Nişancı
Uykuma Geldin Dün Gece

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Myspace Proxy | Credit Cards | Credit Cards | Nevada Flags | Actress | Gazlıgöl | Saat