Sanat Sanat İçin mi Yoksa Sanat Halk İçin mi Yanılsaması! 1Sanat Sanat İçin mi Yoksa Sanat Halk İçin mi Yanılsaması! 1Sanat bir varlaşmanın, bir var oluşun diyalektiğidir. Bir kendini ortaya koyuş, bir kendini kanıtlama ve kendini ölçme eylem pratiğidir.Hem değişirsiniz hem değiştirirsiniz, değiştirirken değişirsiniz. Neden, kendinizi değiştirme isteğidir. Bu sizin biyolojide, çevreye cevap veririliğinizin açılım yansımasıdır. Pratikte oyun severliğiniz, toplumsal yaşayışta birey olşunuzdur. Kendinizi değiştirme isteğini, şimdilik iki hal olarak söylemek yeterli. Birincisi atomik yapının elektiriksellik özelliği, nesneyi birleşme ve ayrışmaya, zorunlu kılıp, ön görmede.Kendi ile aynı kalamama, ya çözülmeye yada re organizeye gidiştir, birinci ve ikinci yapıyı belirleyiş. Entropik bir anlama olan, ikincisi de, son yapınızın bir önceya bozulma (bu da asallık ve kararlılıkla ilgili), zorunluğu ile (Ki sosyalitede gericlik ve yeniye uyamama temeli) yeni yapının kazandığı yeni ilişki ile, yeni birleşme özelliğine yönelmedeki çatışma ve zıtlaşmadır ki, bu da yeni çevresel koşullara, değişen şartlara bizi uymayı, değişmeyi zorunlu kılar yanıdır.Yani, yapınızın değişme temeli, özne ile sizin değiştirme isteğinizide ortaya çıkarabilmektedir. Burada, birinci ozelliğin arasına, birleşme ve ayrılmanın arasına,sonuç olarak, yeni ililişki bağlarının girdiği bir oluşumun çıktığı, hiç akıldan uzak tutulmamalıdır. Buluş yapma fantezi üretme, akıllılğın temeli eskirliktir. Kendinizi değiştirme isteği kendinizi değişen çevrenin dayattığı ilişkiselliğe kendinizi var oluş olarak uydurmadır. Bu biyolojik var oluşun, nöral düzlemde yansımasıdır.Eskirlik gelişerek yeniye dönüşme olduğu gibi gelişmeyei desteklemeyerek, geriye çözülmede olabilir. İzole olunan ortama, bir başka aracı ile dönüşün tezahürüdür. Yapıdaki olabildiğince az çevre ilkesi, izole ilkesinin, aslına; kopuşluk var oluşu, kararlılığı ile dönüştür. Bu, hiçbir zaman, tam dönüş olamayacak bir maceradır aslında. Kararlı kalma da, kararsızlığı sürekli ve ön görmektedir (bu da dissipatif yapılardan kaynaklanıyor.Anlamı şu; dıştan hiç bir etki ve öğrenme gerekmeden düzenini oluşturmaktır. Bunlar gösterilmiştir, Prigogine çalışmaları gibi) . Bu da oluşun dinamiğini boyutlamada. Boyutluluklar bu çelişmeleri içerip bir oluşla kendini ortaya ve şartlara dayatmaktadır. Bu dayatı, diğer olgulara yeni ilişki düzeni ""ya değişeceksiniz, ya da yeninin gücü karşısında yok olacaksınız"" demeyi ön görmektedir. Kopuşluk nasıl farklılaşma ise,kopuşun yeni etki ile dönüşü de, farklılaşarak bir öz ortaya koyuştur ki, bu da sosyal yaşamda sanattır. Bu dönüş (başlangıç koşullarına sıkı bağımlılık yasası) dış ortamla ilişkinin hemde enerji alış veriş ilşkisinin düzenlenmesi, yani, yeni bir ilişki bağı ortaya koymasıdır. Nesnelin nitelik alışla tekrar nitelik alarak dönüşüdür. Bu da sizin, toplumsal, halksal öğrenme ve gözleminizin iç sisteminize dahil edilmesidir. Bu bütünleşme yekvucut olma değil, izole ile bir aşama kazanan varlık artık, yeni yetenekle yeni kazanımla, burdadır. Bu yeni yeteneği ile çevreye yeni bir ilişki biçimi sunma isteği ya da, dayatma düzenlemesidir. Bir işlev yüklenmesidir, indirgenir değildir.Başlangıç koşullarınızın somut, ayakları yerde oluşudur. Bu yeni özellik ve kazanımdır. Nasıl bir bilgisayar kondansatör, direnç, tristör, transistör, diyot vs değil, hatta bunların toplamı da değil. Toplamından azcık fazla bir şey. Hem fiziksel süreçleri ile nesnellik içermesi (bir diyodun direncin çalışma esası, yasası) , hemde yeni var ediş özelliği ile, yeni hal alış, hiç de bu fiziksel parçacıklar değil, alakası da yoktur. Ruhsal yetiler, biyolojik kimyasal temelden doğmakla, bunlar olmayan edimlerdir. Tümelliğin kazandığı işlevselliğin, yeni bir durun aşamasıdır. Bu nedenle fiziksel süreçlere indirgenemez. Bilgisayarın yazılımı, fizksel kurallara göre çalışmaz. Bu şu demek, insanın biyolojik ve fiziksel süreçleri zaman içinde evrimsel yetkinlikle, yeni durumlar oldurması, alt olana indirgenemeyen zenginliklerdir. Hem hardware (Kimyasal fiziksel süreçli donanım) ile hem software (hardwareden neşetle bunlar olmayan,ama bunlarsız da olamayan, yazılımdan kaynaklı) bir yapıdır. Sanatın da, böyle bir ortaya koyuş yanı vardır. Yani, yeni bir ilişkinlik; öznelite, yani bilinç kazanmakta. Fakat bunlar da biyolojik ve nesnel temelin damgasını yemekten kurtulamaz ve o izi taşır. Sanat bu bağlamda, temelin yansıması ve ırasıdır. Temelde ayrı gibi ama temelsiz var olamaz, bir durumsal varoluştur. Durumsal varoluş, nesnelik damgalı ama kapsamındaki nesnelliğin toplamından biraz farklı emek ve ufuk koyuş olan, fazla bir şey... Daha açığı ikisinin birbirini algıladığı, ama üst olanın bir tümleyenlikten kazandığı özellik, tek tek diğer nesnel ve fiziksel süreçte yoktur.Sanat yapıtı kendinden öncekileride az çok içerir. Zaten bu içertiliştir ki onu farklı olana taşır. Tekrar olandan kurtarır. Bir organizenin toplamsal fazlalığıdır. Nesneliteden çıkan, ama parçalara dağılamayan bir tutum. dağıtmaya çalıştığınızda her eylemde bir ilişki ve ilişkinlik bağı kırılacağından sonucu hüsran olacaktır. Bu tıpkı bezi; kumaşa, dokumaya, ipliğe, boyaya eğirmeye, bitkiye, pamuğa, yüne, ota, toprağa ve mineral süreçlere, atomize süreçlere, tersine indirgemeye indirgemek gibi bir şey.Her indirgenişte görünmeyen bağlar yiter. Dolaysı ile topraktan baktığınızda kumaşı bilip göremezsiniz. Sanatta da bu ilişkinlik görülmeli. İndirgenik durumlarda, buralar da, beze ilişkin ön görüler bile, yok olur. Bu süreçlerin bir iki adım gerisinden sonra, ne bezi; ne de emeği- emekçiyi, lokavtı grevi kredibiliteyi finansmanı, ne de ücreti- köleliği, ön görmeniz olanaksız. Yani bezin insan yaşamından ürettiği maddi ve yaşamsal kavramlar, ilişkin oluşumlar görülmez, ama süreçle ortaya çıkmışlardır. İndirgeme bunları kaybedeceğinden ilişkilerde anlamsızlaşır. Çünkü her alt durum, bir var oluşla olumsallık kapsayacak. İçinde öngörülemez bir ilişkinlik bağı tomurcuğu saklı olarak belirecek. Çünkü her yeni oluşum, bir önceki oluşumun içinde, yeni çevrenin ilişkilerine denk düşme ile seçilecek. Başka olumsal ilişkinlik organizesi, bir önceki olmayan, eylemler; yani ilişkisel bütünlükler ortaya koyacak. Bu ilişkisel bütünlük, aynı zamanda o durumun, sınırlılıklarını şeklini biçimini, yetilerini ortaya koyacaktır. Ama bez bunların toplamı ve toplamından farklı bir şey olacak.Sanata bakış ve ortaya koyuşta bunlarda temel referanstır. Sürecek 1. bölüm
Telif Hakkı Uyarısı Sanat Sanat İçin mi Yoksa Sanat Halk İçin mi Yanılsaması! 1 isimli yazı, Bayram Kaya tarafından 08.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
3
"son Sözden Önce ve Sonra" (sonra2)
• Gülden Kara • Hayata Dair Denemeler • 25 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Kasım
25
Kasım
21
Kasım
17
Kasım
17
Kasım
15
Eylül
29
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 15
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 730 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 3
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 552 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
25
Harname Eşek Mektubu 2 (akısım)
• Bayram Kaya • Didaktik Şiirler • 520 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
5
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 13
• Bayram Kaya • Kişisel Denemeler • 471 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
26 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||