Sayın Hanımefendi!
Islanıyor yollar gibi gözlerim... Yağmur değil bu! Tuzlu taneciklerin toprak kokan bedeli. Hadi çok sayın hanımefendi! Defnedin defne yapraklarının içine beni. Hiç bir şey söylemeyin, hiç bir şekilde söylenmeyin arkamdan. Ben gidiyorum, yollar sizin olsun. Ben kuruyorum, yağmurlar sizin olsun! Bu son şansınız........ Kullanmıyor musunuz? Peki...!
Çatlıyor toprak, dudaklarım gibi... Ben bir nevi siz gibi, sizse her fiilde mastar. Yüzümdeki astar siz gibi..! Oysa ki ben öldürdüm sizi. Zihnimdeki büyük canavar, hipnotik etki! Ben artık öldürdüm sizi. Anılar yaşasa da hatırlanmayacak bir daha. Bir daha çözümlenmeyecek siz korkusu. Kainat dolgusu adınız dillere düştüğünde bir daha durulmayacak bu beden. Ruhum eriyip gitmeyecek anladınız mı?
Çocuksu yanım, gelecek hayallerim, huzur planlarım... Öldü!!Çünkü ömrüm tükendi yollarınızda. Çünkü isyan ve nefret sardı ihtiraslarınızın yanında. Çünkü yanında yattığınız adam ben değilim! Ben değilim o deli dolu gülüşlerde yaşayan ve yaşatan. ........Ve siz değilsiniz her sevişmeden sonra tavana bakan!
Siz çok sayın hanımefendi... Bilin ki bu ruhumdaki son turlarınız. Bilin ki bunlar zihnimdeki son uğultular...(Unutulacaksın kahpe!) Bilin ki kanımda dolaşan her bir siz için her bir uykusuz gece varacak sabaha! Ta ki siz yok olana kadar... Siz pek sayın hanımefendi! Sizin için öyle bir son hazırlıyorum ki, dar ağacı boynunuza dar gelecek...
Siz!! Ya benimle ölecek, ya da ben sizi öldürecek!