Sen benim Diyarbakır’dan esen rüzgarım Sur diplerinden topladığım acılarım Karacadağ’dan çıkınıma aldığım kardelenimsin Dicle’nin yüreğime Çarpan serinliğisin Şimdi çok uzağındayken şehrimin Sur dibinde Kürsülerde içtiğim Çay gibi düştün aklıma Dar sokaklarda yaşanan Kovalamacalar gibi Çift kapıdan İstasyon’a uzanan Yolculuklar gibi Su gibi Ekmek gibi Şehrim gibi düştün aklıma Hala bizden izler var mıdır der gibi Şehrim bizi unutmuş mudur Unutmuş mudur fakülte yolları der gibi Saplandın yüreğime Nasıl zorsa şehrime dönmek Ve şehrimi unutmak nasıl zorsa Öylesine bir köz gibi Yanıyorsun yüreğimde Sen benim Diyarbakır’dan esen rüzgarım Dicle’den sevdama serptiğim Bir avuç suyum Karacadağ’da üşümüşlüğümsün Sen benim Surların dilinden Yüreğime inen tarihimsin....