Sen Gitmiştin Çoktan
Seninle hiç vedalaşamadık biz,
Daha doğrusu sen çağırdın da ben gelmedim seni uğurlamaya,
Ankara’da sıradan bir gündü ama sıradan da değildi,
Senin dönüşünün olmadığı gidiş günündü.
Zaten aramızda iyi değildi birkaç gündür ve ben sana kırgındım hafiften,
Ama yine de aklım sendeydi, kulağımsa telefonda.
Ve işte çalıyordu acı acı en nihayet, belli ki istemediğim bir haber verilecekti bana.
Ben gidiyorum, seni son kez görmek istiyorum diyordun.
Söylemesi ne kadar da kolay bir cümleymiş gibi.
O an işte, o an benim öldüğüm gündü, beynimden vurulduğum gün,
Kendimi yerden yere attığım gündü işte o gün.
Sen gidiyordun, sen gidiyordun ve ben duruyordum.
O an ben sustum, dünya sustu, kuşlar sustu, kainat sustu.
Ve hatta yüreğim sustu, sen konuştun, bense sadece sustum.
Sen gidiyordun işte benden uzaklara, beni almadan yanına,
Hala kırgınmıydın yoksa bana, onun için miydi bu gitmenin sebebi,
Yoksa vaz mı geçmiştin de benden ondan mıydı bu gidişin nedeni.
Sen soruyordun ben susuyordum, ben ağlıyordum.
Gitme diyordum, gitme kal, bir kez daha deneyelim.
Ama sen kararlıydın, gidecektin ve belki de gitmeliydin.
Yaralanmıştı bu aşk çoktan, hasar büyüktü anlaşılan.
Dönüşü olmayan bir yola çıkmıştın ve sen çoktan.
Bana sadece seni hatırlamak, umut etmek, beklemek, sevmek düşmüştü ardından
Ve sen gitmiştin işte bir pazartesi sabahı Ankara garından…
Ben seni uğurlamaya bile gelmemiştim ardından…
Mehpare ÖĞÜT
12 HAZİRAN 2008