“Ölüyorum...Senin o kapıdan çıkıp gittiğin an ben ölmeye başladım.Önce nefes alamadım.sonra hissizleşti her yanım.ve sonundada bir daha görmedi gözlerim.Bu hale nasıl gelmiştik?Neydi bizi bunca çıkmaza sürükleyen.Bunca kapanmaz yarayı nasıl açmıştık yüreklerimizde.Bizim miydi bu hikaye?Nasılda farketmedik günden güne birbirimizi tükettiğimizi.İşt...”
Ölüyorum... Senin o kapıdan çıkıp gittiğin an ben ölmeye başladım.Önce nefes alamadım.sonra hissizleşti her yanım.ve sonundada bir daha görmedi gözlerim.Bu hale nasıl gelmiştik?Neydi bizi bunca çıkmaza sürükleyen.Bunca kapanmaz yarayı nasıl açmıştık yüreklerimizde. Bizim miydi bu hikaye? Nasılda farketmedik günden güne birbirimizi tükettiğimizi.İşte herşey ortadaydı.Olamadık.Bir aşka adam gibi sahip çıkamadık.Yarıştık kendi büyüklüğümüz için.En çok kim kanatacak diye yarıştık.Peki geçmişimize kim sahip çıkacaktı.Anılar kimin hafızasında kalacaktı. Sen kapıdan çıkıp gittiğin gibi unut herşeyi.Ben sahip çıkarım anılarıma.Aşkıma sahip çıktığım gibi.Ama ne yazık acılarıma bir sahip bulamıyorum.Onlarıda sen al yanına giderken.Benim bu acıları koyacak saklayacak bir yerim yok.Sende kalsın. Son sözlerimizi söyledik.Ve ilk kez kanatmadık birbirimizi.Belki biraz çizdik yüreklerimizi hepsi bu. Bu son hepsinden daha acısız daha sakin oldu.Bu hikaye bunca deprem atlatmışken.Bizede yakışan buydu.Usul usul girdiğimiz yaşamlarımızdan yine usul usul gitmek.Çok denedik.Defalarca.Ama bulamadık birbirimizin içinde bizi.Çünkü kaybolmuştuk ikimizde....