kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29


Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29

Abimin iş yerine varana kadar neredeyse iki saat yürüdüm.

Koridorda karşılaştık.

“Nerede kaldın? Hemen çıktığını sanıyordum.”

“Evde biraz oyalandım”, dedim. (Bu para meselesi biraz daha bekleyebilirdi)

“E, hadi çıkalım. Müdür bu saatten sonra gelmez.”

Birlikte evine gittik. Karısı açtı kapıyı. Soğuk bir tavırla “Hoş geldin”, dedi,
“Geç buyur içeri.”

Salona geçip oturduk. İçim sıkılmaya başlamıştı. Bu eve gelmekten her zaman nefret ederdim. Zevksizlik abidesi bu eşyaları görmekten, abimin karısıyla ilgili mutsuzluğuna karşı giyindiği kayıtsızlık gömleğini hissetmekten, karısının kendi kendine oynadığı zavallı evcilik oyununa ortaklık etmekten...

Midemi bulandırıyordu bu ev. Kötü şeyler yapma isteği uyandırıyordu bende, günah işleme isteği, çamura bulanma ihtiyacı... Belki de bu yüzden ne zaman abime gitsem, o geceyi sarhoş bitiriyordum.

Üstelik o akşam abimin tavırlarında da bir tuhaflık seziyordum. Biraz ikircikli bir hali vardı. Zaman zaman konuşulanlardan kopuyor, bir şey söylediğim zaman dalgınlıkla tekrar ettiriyordu.

Karısı yemeğin hazır olduğunu söyleyince masaya geçtik. Abimin dalgınlığı bana da bulaşmıştı. Ona bakınca kaçınılmaz olarak Zeynep’i hatırlıyordum. Önceki gün onunla sarılıp ağlaştığım yetmiyormuş gibi bir de sarhoş olup telefon etmiştim. Allah belamı versindi benim. Ne rezillikler çıkarmıştım. Önceki gece yaşadıklarımı düşünüyor, bazen öfkeyle bazen utançla dalgınlıktan sıyrılıp bir şeyler kaçırdım mı diye abimin ve karısının yüzlerine bakıyor, ağzımda büyüyen lokmaları yutmaya çalışıyordum.

Karısı nefret dolu bakışlarla süzüyordu beni. Zaten yıllardır başına kalmamdan korkuyordu. Şimdi bir de bu işsizlik belası çıkmıştı ortaya. Abimin öfkeli bakışları eşliğinde parasızlıktan, hayatın pahalılığından söz ediyordu. Pazara gitmişti, ateş pahasıydı her şey. Bir kilo domatese şu kadar para vermişti. Eskiden şu kadar paraya bu kadar şey alınırken şimdi ancak şu kadar şey alınabiliyordu. Paranın değeri kalmamıştı artık. Oradan alıp buraya eklemek, harcamaları azaltmak, tutumlu olmak konusunda yeterince deneyim kazanmış bir ev hanımın gururuyla kendi geliştirdiği yöntemleri anlatıyordu. Pazara akşam gidiyordu, çünkü fiyatlar düşüyordu. Karşıdaki marketin ürünleri çok pahalıydı, o yüzden biraz uzak da olsa sokağın sonundaki markete yürüyordu. Halk ekmeği normal ekmekten hem daha lezzetli hem daha ucuzdu vs.vs.

Bütün bunları niye anlattığını biliyordum. Aklınca istemeye hazırlandığım ekonomik desteğin önünü kesmeye çalışıyordu. Küçük hesaplar, küçük hesaplar...

Ne diyordu Nitsche, “Hem senin yazgın sinek kovmak değil ki!”

Teyzemin bize son kazığı bu kadın oldu galiba. Abim tahliye olduğunda başımızı sokacak bir evimiz yoktu. Ben Eskişehir’deydim hala. Son sınıfta okuyordum. Baba evini sattıktan sonra elimize geçen parayla başka bir yerde ev almak imkansızdı. Zaten paranın bir kısmını abim içerideyken yemiştik. Ben şehir dışında olduğum için bir ev tutmaya da sıcak bakmadı o zaman abim.

Çıktığı akşam teyzemlere gittik. Teyzemin çocuğu yoktu. Kocası kendisinden yirmi yaş büyük mal mülk sahibi bir adamdı. Bu neden evlendiklerini açıklıyordu. Adamın ikinci karısıydı üstelik. İlk karısından olan iki çocuğu İzmir’de yaşıyordu ama babalarıyla pek görüşmüyorlardı. Adamın oğlu teyzemden sadece bir kaç yaş küçüktü.

Teyzem çok sıcak karşıladı bizi. Biz iki öksüzün başına gelenlere içtenlikle üzüldü. “Burası da sizin eviniz”, filan dedi. Tabii ki inandırıcı değildi. Çünkü en az beş tane daha evi vardı ama abime bir tanesini bile kiraya vermeye yanaşmadı daha sonra. Zaten annemle babamın ölümünden sadece iki ay sonra yazlığa gitmiş, altı ay dönmemişti. Ben abimle birlikte birkaç gün kalıp Eskişehir’e döndüm.

Birkaç hafta sonra abim telefon edip evleneceğini söyledi. Teyzemlerin kapıcısıymış kız. Bir evin bir kızıymış. Babası kalp hastası olduğu için yıllar önce erken emekli olmuş. Geçinebilmek için kapıcılık yapmaya başlamışlar.

Kız ortaokul mezunuymuş ama kendi kendini eğitmiş. (Tamam! Songül! Mutlu oldunuz mu? Abimin karısının adı Songül. Adını bile anmak istemediğim, hayatımda görmezden gelemeyeceğim kadar önemli bir yerde olması yeterince canımı sıkıyorken şimdi bir de yazdığım hikayede zırt pırt adını yazmak zorunda kalmamak için geçiştirmeye çalıştığım kadının adı Songül. Bir nesne, kişiliği olmayan bir eşya, bir işaret zamiri olarak kalmayı kesinlikle hak eden o kadının adı Songül. Edebi bir intikam fırsatını elimden aldığınız ya ne diyeyim size.)

Görsek çıtı pıtı, çok hanım bir kızmış. Abimin başına gelenlere çok üzülmüş. “Pek de genç daha, yazık olmuş”, demiş. (Abimden beş yaş büyüktü bu arada. Hala öyle olduğunu sanıyorum. Bazı istatistikler hiçbir zaman değişmiyor)

Yıllarca parlak bir evlilik yapmak hayaliyle yaşamış ama kısmeti kapalı kenar mahalle kızlarından biriydi işte. Bütün gün radyo dinleyip televizyon dizileriyle ve saçma sapan çeyiziyle vakit öldüren yarı cahil bir insan müsveddesi, yaşamak için ihtiyacı olan nedeni ayna karşısında arayan bir geri zekalıydı. Geri zekalıydı, çünkü ihtiyacı olan neden kesinlikle orada değildi. Gördüğü şey hiç umut vadetmiyordu. (Bazı istatistikler hiç değişmiyor)

Hem teyzem hem bu müsvedde için abim iyi bir çözümdü. Teyzem için bizden kurtulmanın bir yoluydu bu evlilik. Songül içinse artık alıp başını giden evde kaldı dedikodularını yalanlamanın en kesin yolu. Bu yaştan sonra ilk evliliğini yapacak bir adam bulması söz konusu bile olamazdı. Bunu o da biliyordu. Abim kaçırılmayacak bir fırsattı.

Cezaevinden çıktıktan sadece iki ay sonra içler acısı bir törenle evlendiler. Kimse yoktu nikah salonunda. Teyzem, kocası, ben ve gelinin annesi.

Aklı başında hiçbir erkek böyle bir kadınla evlenmezdi. Bazı insanlar hakkında ön yargı beslemek, kesinlikle zamandan kazanmak demektir. (Alın size aforizma) Songül bu insanlardan biriydi. Abimin kimden intikam aldığını anlamak zordu. Kendini mi cezalandırmak istiyordu, yoksa eski karısını mı? Her durumda bu evliliğin tek kazananı, muradına ereni Songül’dü. Ne diyeyim, daha beter olsun.

Tuhaftır abim bugün işle ilgili hala tek bir şey sormamıştı. Bir sıkıntısı olduğu belliydi. Acaba karısından mı çekiniyordu?

Hiç bitmeyecek sandığım yemek nihayet sona erince oturma odasına geçtik abimle. Songül masayı topluyordu. Abim aceleyle geldi yanıma oturdu. Bir şey söylemek istiyordu, artık emindim ama Songül’den çekiniyordu besbelli.

Mutfaktan gelen gürültüler cesaretini artırdı ve neredeyse kulağıma eğilip onu saatlerdir kıvrandıran şeyi sordu:

“Zeynep’i hangi durakta gördün?”


Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
Yazı Sahibi
Sedat Alkaç
Sedat Alkaç tarafından 22.9.2007 tarihinde eklendi 685 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29 isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 9/22/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
Tebrikler Sedat.


9/27/2007 tarihinde yorumlandı.

ooo abi,zeyneb'i sordu,bu işin aslı nedir acaba? tebrikler serdar


9/26/2007 tarihinde yorumlandı.

abi nihayet tekrar Zeynebi sordu..Bu arada evde kalmış kapıcı kızı tipldemesi çok gerçekçiydi.


9/24/2007 tarihinde yorumlandı.

ben parentez içlerindeki açıklamalarınıza bayılıyorum.aslında hüzünlü bir hikayeyi ara ara gülümsetiyorlar.bu sizin ne kadar iyi yazdığınızı okuyucuya unutturmayan çok akıllıca bir taktik.:)


9/23/2007 tarihinde yorumlandı.

Hayatın kendisini yansıtıyorsunuz. Zevkle okunuyor yazdıklarınız. Ve merak uyandırıyor. Sizi okumak bir güzellik oluyor.


9/22/2007 tarihinde yorumlandı.

Ayıp ama,bu kadar da konuşulmaz ki insanın arkasından.Bu ne meraktır dedikoduya?Siz bir de kadın arkasını döner dönmez eski defterleri açın.Olacak iş mi?Ayıp ayıp!:))Yine ince zekanız devrede.Kutlarım


9/22/2007 tarihinde yorumlandı.

Hikayenin konusu, anlatımdaki akıcılığı, detayları ile ilgili hayranlığımı daha önce belirtmiştim zaten ama edebiyatın en önemli noktalarından biri olan imla kuralları da böylesi yerinde kullanıldığı için sizi bir kez daha kutlarım. Merak uyandırıyor bu arada hikaye her gün geçiminde. Keyifle...


9/22/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
4
Kişiler (ı/vı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 12 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
3
Test Sürüşü
Korhan BoraYaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sonra
Tolga AkpınarYaşamdan Hikayeler • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Terlik Bir İnsanlık Suçudur
Sedat AlkaçKomik Hikayeler • 437 kez okundu. • 18 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Tamtam
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 366 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
2
Voyage Au Bout De La Nuit
Sedat AlkaçKişisel Denemeler • 284 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
Sedat AlkaçMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Fısıltı
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 398 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 1252 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
Sedat AlkaçMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 686 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
İntihar
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 597 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
20
Sonbahardan Çizgiler
Sedat AlkaçAnı Hikayeler • 591 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29 hikayesi, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29 hikaye, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29 nedir?, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29 hakkında bilgi, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29 hikayeleri, Sedat Alkaç hikayeleri, Serdar nedir, Serdar hikayesi, Serdar hikayeleri, Yıldırım`ın nedir, Yıldırım`ın hikayesi, Yıldırım`ın hikayeleri, Hikayesi nedir, Hikayesi hikayesi, Hikayesi hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : WoW Gold | Credit Cards | Credit Report | Credit Card | 0 Credit Cards | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul