kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31


Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31

XX


Hava kararmıştı. Ceplerimi arayıp Zeynep’in verdiği telefon numarasını buldum. Bir büfeye gidip numarayı çevirdim. (Umarım annesi açmazdı) Ne söyleyeceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu. Önceki gece onunla konuştuğumu hayal meyal hatırlıyordum ama ettiğim küfürler dışında söylediğim hiçbir şeyi hatırlamıyordum.

Zeynep açtı telefonu.

“Efendim!”

“Zeynep, ben Serdar!”

Uzun süren bir sessizlik… Sonra çekingen bir sesle konuştu.

“Merhaba Serdar. Dün çok kötü geliyordu sesin. Nasılsın, toparlandın mı biraz?”

“Kusura bakma”, dedim.

“Dün çok sarhoştum. Kötü şeyler söylediysem bağışla. Hiçbir şey hatırlamıyorum.”

Güldü. Rahatlamıştı

“Hiç konuşmadın ki”, dedi.

“Sürekli ağlıyordun. Endişelendirdin beni.”

Ne söyleyeceğimi bilemiyordum ama artık konuya bir yerlerden girmem gerekiyordu.

“Konuşmamız gerekiyor Zeynep, yarın buluşabilir miyiz?”

Uzun süren bir sessizlikten sonra konuştu.

“Neredesin sen şimdi?”

Söyledim.

“Eğer başka bir işin yoksa atla bana gel. Annem dayımlarda kalıyor iki gündür. Bu gece de gelmeyecek. Oturur konuşuruz rahat rahat.”

Hayatım boyunca bir sürü hata yaptım. Bilerek ya da bilmeyerek yaptığım hatalar, inadına tekrarladığım yanlışlarla dolu yaşamım. Doğru olduğuna tüm kalbimle inandığım şeylerin sonradan bir hata olduğunu fark ettiğim de oldu; kendimden intikam almak, canımı acıtmak için göz göre yaptığım hataların sonradan en doğru hareket olduğunu anladığım da. Seçenekler arasından en kötülerini seçtim hayatım boyunca. (Bu konuda özel bir yeteneğim var galiba.) Seçim yapmaktan bunun için nefret etmişimdir hep.

Ama sadece benimle ilgiliydi bu hatalar. Benim zavallı, acınası, bir bodruma tıkılıp insanların onu fark etmesini bekleyerek kendini tüketen hayatımla ilgiliydi. Üzerimden gelip geçiyorlardı. Belki biraz canım acıyor, bir taraflarım kanıyordu ama o kadar. Ötesi yoktu. Şimdi ise hayatımın hatası tam karşımda duruyordu. Diğerleri gibi değildi o. Birikmiş küçük hatalarımın oluşturduğu dev bir çığ kütlesi tam tepemde duruyor, küçücük bir ses, ağzımdan çıkacak tek bir sözcüğü bekliyordu harekete geçmek için. Geri dönüşü olmayan bir yola girmek ya da o yoldan sonsuza kadar kurtulmak için tek bir sözcük yeterliydi.

“Olur”, dedim.

Tam adresini alıp telefonu kapattım. Caddeye çıkıp yürümeye başladım. Rüzgar çıkmıştı, etrafta neredeyse hiç insan yoktu. İçime bir sıkıntı çöktü birden, bir bezginlik. Bütün bunların dışında hissetmek istiyordum kendimi. Yatağıma uzanıp kadim dostum tavanı seyretmek istiyordum. Kendi dertlerimi özlemiştim. Ayaklarımı sorumsuzca uzatıp işsizliğe, parasızlığa, yalnızlığa küfretmek istiyordum sadece. Zeynep’le ilgili en küçük bir heyecan duymuyordum o anda. Yıllardır onu düşünmeme rağmen, merak ettiğim onca soruya rağmen onu görmek istemiyordum. Hem evinde ne işim vardı Allah aşkına. Hiç olacak iş miydi bu? Neden salak gibi teklifini kabul etmiştim?

Durdum!

Hırsla geri dönüp telefon ettiğim büfeye doğru yürümeye başladım. Kesin kararımı vermiştim. Hiçbir güç beni bu kararımdan döndüremezdi. Büfeci -yüzümdeki ifadeden olacak- bariz bir şaşkınlıkla baktı bana. Buna rağmen hiç tereddüt etmeden verdiğim kararı soğukkanlılıkla büfeciye de söyledim.

“İki bira verir misiniz lütfen”

Zeynep’e gitmeyecektim. Bundan artık kesinikle emindim. Parayı ödedikten sonra -verdiğim karardan dolayı son derece rahatlamış hissederek- hemen yan taraftaki parka gidip oturdum. Oturduğum anda da pişman oldum. On dört on beş yaşlarındaki iki tinerci çocuk, tam karşımdaki bankta oturmuş sırıtarak bana bakıyorlardı. Saçlarımdan ayakuçlarıma kadar ürperdim.

Korku!

Oturur oturmaz kalkıp dikkatlerini çekmek istemediğim için ilgisiz görünmeye çalışarak birayı açtım ve içmeye başladım. Çocukların bulunduğu tarafa hiç bakmıyordum ama onların sürekli beni süzdüklerini biliyordum. İlk birayı aceleyle içip ikinciyi bankın altına doğru sürdüm ve kalkıp yürümeye başladım. Arkamdan seslendi bir tanesi.

“Abi! Abi baksana! Biranı unuttun.”

“Senin olsun”, dedim.

Dönüp yürümeye başlamıştım ki tekrar seslendi.

“Bu sigarasız gitmez be abi.”

Pis pis sırıtıyordu. Ondan korktuğumu biliyordu ve bu çok hoşuna gidiyordu. Yanına gidip cebimden çıkardığım paketi verdim.

“Al”, dedim. “Ben büfeden alırım birazdan.”

Sigarayı aldı, küçümseyerek yüzüme baktı.

“Arkadaş için bira parası vermeyecek misin?

Sinirlendim. “Ortak için”, dedim.

“O kadar param yok.”

Allah kahretsin nereden çıkmıştı bunlar şimdi? Nasıl kurtulacaktım bu serserilerden? Bir şeyler yapmalıydım. Verdiğim sürece istemeye devam edeceklerdi çünkü.

“Biranız var, sigaranız var. Keyfinize bakın işte. Hadi iyi akşamlar!”

Dönüp hızla yürümeye başladım. Arkama bakmaya cesaret edemiyordum. Uzun süre seslenmelerini bekledim ama vazgeçmişlerdi anlaşılan. Korkudan dizlerim titriyordu.

Orada, o karanlık ve rüzgarlı caddede kendi ayak seslerimden ürkerek ve kalp atışlarımı kulaklarımda hissederek yürürken tuhaf bir şey oldu. Kendimden nefret ettim bir anda. Kendimi önemsiz, üzerine basılıp geçilecek bir sürüngen gibi hissettim. O kadar güçlü bir duyguydu ki bu başka her şey anlamını yitirdi.

Hayatım boyunca kaçmış, saklanmıştım. Hiçbir şeyle yüzleşmeye cesaretim olmamıştı. Sokak çocuklarından, köpeklerden, kapı eşiklerindeki cinlerden, aklımı karıştıran şeytandan… Yağmurda saklandığımız o saçak altında onu öpmem için bana neredeyse yalvaran gözlerle bakan melek yüzlü Nahide’den… Korkularım bir örümcek ağı gibi sarmıştı beni. Çocukken yukarı mahalledeki bakkala gitmekten korkmuştum yıllarca; sataşan, laf atan, sopa gösteren, taş fırlatan çocuklardan. Herkesin eğlence konusu olan, ağzından salyalar akan o zararsız deliden, onun gözlerindeki tuhaf ışıktan… Mezarlıktan, ölülerden, okula giderken her gün yanından geçtiğim -üzerinde yüzlerce hayaletin izlerini taşıyan- musalla taşından, her gece rüyalarıma giren beyaz saçlı ikiz kardeşlerden… Karabasandan… Kız arkadaşıma asılan serseriden, lisede üç yıl boyunca bana asılan güzel gözlü o kızdan… Trafikten, gürültüyle yanımdan geçen araçlardan…

Karşıma çıkan her şeyden, herkesten korkmuştum. Bütün hayatım korkulardan örülmüş ucube bir barınaktan ibaretti. Aralıklarında rüzgarın vahşi bir hayvan gibi böğürdüğü zavallı bir barınak.

Durdum!

Hırsla geri dönüp çocukların oturdukları banka doğru yürümeye başladım. Daha çocuklar ne olduğunu anlamadan banktaki sigarayı alıp cebime soktum. Sonra çocuğun elindeki bira kutusunu kapıp çimlerin üzerine fırlattım. Hiçbir şey söylemeden yüzüme bakıyorlardı. Dönüp yürümeye başladım tekrar. Rahatlamıştım. Bu sefer arkamdan kırık, mahcup bir sesle bağırdı benimle konuşan çocuk:

“Eyvallah abi, ona da eyvallah!”

“Ben sokakların kralıyım”, dedim içimden.

Bütün korkuların canı cehenneme!

Zeynep’e gidiyordum. Yeni bir zafer kazanmanın ateşiyle tutuşmuştu kanım. Dünyayı sandaletlerimin altında titretmenin coşkusuyla doluydum. Havaya girmiştim.

Savaş alanında askerlerime kahramanca emirler yağdırıyordum.

“Öldürün, hepsini öldürün!”

Korkmuyordum artık. Bütün dünyayla yüzleşmek istiyordum, hemen şimdi! Kork benden Zeynep! Ben geliyorum, işsizlerin padişahı! Kuşandım işte savaş zırhlarımı. Ardımda üç kıtayı titreten ordularım, beyaz atımın üzerinde sana geliyorum. Bütün ihtişamımla, coşkumla, korkularla kaybedilmiş yıllarımın öfkesiyle geliyorum.

Bu kadar motivasyon yeterliydi. Yüzümde kendimden memnun bir gülümsemeyle durağa gidip bir krala yakışan heybetle belediye otobüsüne bindim.


Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
Yazı Sahibi
Sedat Alkaç
Sedat Alkaç tarafından 25.9.2007 tarihinde eklendi 1251 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31 isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 9/25/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
Güzel yine Sedat. Senin bu hikayeni seviyorum...Tebrikler.


9/27/2007 tarihinde yorumlandı.

var artık zeynebe ya öldürdün beni hadiiii. çok şahane anlatım yüreğine sağlık. sevgiler seninle olsun.


9/26/2007 tarihinde yorumlandı.

hoş bir yazıydı


9/26/2007 tarihinde yorumlandı.

korktuğum başıma geldi işte bitti,beklemek hoşuma gitmiyor...en heycanlı yerinde olmaz ki ama yapılmaz ki böyle...ne olur fazla bekletme -mükemmel....


9/26/2007 tarihinde yorumlandı.

Orhan Pamuğu niye böyle okuyamıyoruz?Mesela ben beş sayfadan sonra sıkıntıdan daralıyorum.Neyse benim ödülüm size


9/25/2007 tarihinde yorumlandı.

başını daha büyük bir belaya sokan zeynep mi yoksa?


9/25/2007 tarihinde yorumlandı.

Muhteşem be abi. Yalnız büyük bir heyecan bıraktın bize. Fazla bekletme bari.


9/25/2007 tarihinde yorumlandı.

yazıyı okurken hepimizin ne kadar çok korkuları vardır kim bilir diye düşünmeden edmedim. kimimiz serdar gibi yüzleşmeye cesaret edebiliyor kimimiz korkularına yeni korkular ekliyor. Korkmuyordum artık. Bütün dünyayla yüzleşmek istiyordum, hemen şimdi. Aslan serdar. bundan sonra bir tinerci görsem bakışlarım daha farklı olacak bu kesin. kim bilir belki belki....... bir serdar da ben olurum..........


9/25/2007 tarihinde yorumlandı.

İşte;kral dediğin böyle biner belediye otobüsüne.Otobüsteki kalabalıkta ve trafiğin yoğun olması sebebiyle bir türlü bitmek bilmeyen yolda,cesareti tükenmez umarım.Anlatımınızı biliyorsunuz zaten.Kutlarım


9/25/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
4
Kişiler (ı/vı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 10 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
3
Test Sürüşü
Korhan BoraYaşamdan Hikayeler • 20 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sonra
Tolga AkpınarYaşamdan Hikayeler • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Terlik Bir İnsanlık Suçudur
Sedat AlkaçKomik Hikayeler • 437 kez okundu. • 18 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Tamtam
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 366 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
2
Voyage Au Bout De La Nuit
Sedat AlkaçKişisel Denemeler • 284 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
Sedat AlkaçMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Fısıltı
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 398 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 1252 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
Sedat AlkaçMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 685 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
İntihar
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 597 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
20
Sonbahardan Çizgiler
Sedat AlkaçAnı Hikayeler • 591 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31 hikayesi, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31 hikaye, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31 nedir?, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31 hakkında bilgi, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31 hikayeleri, Sedat Alkaç hikayeleri, Serdar nedir, Serdar hikayesi, Serdar hikayeleri, Yıldırım`ın nedir, Yıldırım`ın hikayesi, Yıldırım`ın hikayeleri, Hikayesi nedir, Hikayesi hikayesi, Hikayesi hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgages | Advertising | Mobile Phones | Loans | Credit Card Consolidation | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul