kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33


Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33

“Ben bir hayaletim Zeynep. Sizin gerçek dediğiniz ölçülerin dışında yaşıyorum.”

İlgiyle baktı yüzüme.

“Yedek Subay okulunda Kayserili bir çocukla tanışmıştım. Murat’tı adı. Biyoloji öğretmeniydi. Uzun boylu, sarışın zayıf bir çocuktu. Aynı bölükteydik. Yüz elli kişiden fazlaydı sayımız ama hepimiz onu tanıyorduk. Hiçbirimizin istemeyeceği bir şöhreti yakalamıştı ilk günden.

Isparta’da komando olmaktan yırtmak için her birimiz inanılmaz yaratıcılık örnekleri sergileyerek kendimizde türlü hastalıklar keşfetmiş, Tuzla’ya gidecek tren için yerlerimizi garantilemiş olmanın rahatlığıyla bekliyorduk. Bizi otobüslerle istasyona götüreceklerdi.

Ama sayım sırasında bir kişinin eksik olduğunu fark ettiler. Dakikalar, saatler geçiyor eksik kişi bir türlü bulunamıyordu. Herkesin sinirleri gevşemişti. Küfürler, homurtular, yakınmalar...

Saatler sonra -Isparta’da anlaşılmaz bir şekilde bozulan miyoplu gözlerimle- uzaktaki bir tepeden sallana sallana aşağı inen sarışın, uzun boylu, çilli adamı görünce onun eksik kişi olduğunu hemen anladım.

Aşağı inip yüzünde en küçük bir sıkıntı ifadesi taşımadan ona öfkeyle bakan kalabalığın karşısında durdu ve “Gidiyor muyuz?”, diye sordu. O andan itibaren meşhur biriydi.

Tuzla’daki yeni hayatımıza alışmak zordu. Bir şeyler oluyordu, anlam veremediğimiz şeyler. Tuhaf üniformalar içinde kendimizi salak gibi hissediyor, ayağımızı sıkan ya da bol gelen botlarımızı sürüye sürüye dolaşıyorduk ortalıkta. Koyun sürüsü gibi oradan oraya sürüklüyorlardı bizi. Saatlerce yürüyorduk. Tek yaptığımız buydu. Orada daha önce öğrendiğimizi sandığımız her şeyi unutmamızı istiyorlardı. Hepsi yanlıştı çünkü. Sıfırdan başlamalıydık.

Tam bir ay boyunca, yemin törenine kadar her gün saatlerce yürüdük. Yürüdükçe yürümeyi unuttuk hepimiz. İstedikleri de buydu zaten; bütün referanslarımızı bir kenara bırakmamız. Sonunda pes ettik. Yürümeyi yeniden öğrendik. Yatağımızı toplamayı, kahvaltı yapmayı, tıraş olmayı, tuvalete gitmeyi yeniden öğrendik.

Murat öğrenemedi bir türlü. Uyum sağlayamayacak kadar şaşkın, disiplinin katı kurallarını hissedemeyecek kadar dışındaydı her şeyin. Sabahları geç kalkar, yüzünde salak bir ifadeyle etrafında koşturup duran, tuvalet için sıra kapmaya çalışan, botlarını bağlayan insanlara bakardı. İçtimalara geç katılırdı hep. Sallana sallana yürüyerek sırada bekleyen bizlerin yanına gelir, komutanın şaşkın bakışları altında sıraya girerdi. Komutan ilk günlerde çıldırırdı sinirden. Defalarca bölüğün önüne çıkarıp aşağıladı onu. Ceza verdi, hakaret etti. Ama Murat rahatlığından ya da disiplinsizlikten yapmıyordu bunları. Sadece anlamıyordu. Anlamadığı için dışındaydı her şeyin. Bir hayalet gibiydi.

Herkes dalga geçiyordu onunla. Arkasından konuşuyor, taklidini yapıyorlardı. Kimseye kızmıyor, öfkelenmiyor, küsmüyordu. Onunla uğraşmanın eğlenceli bir yanı yoktu. Çünkü bir çocuktan farksızdı. Bu yüzden bir süre sonra herkes rahat bıraktı onu.

Kimse ilgilenmiyordu onunla. Derslere girmeyi unutuyor, eğitim alanından kimseye haber vermeden bölüğe dönüyordu. Bir tür dokunulmazlık kazanmıştı. Spor yaparken bir kenara geçip oturur bizi seyrederdi.

“Çay da ister misin?”, diye sorardı başımızdaki Asteğmen.

Bütün iyi niyetiyle teşekkür eder teklifini reddederdi.

Onu anlıyordum aslında. Ne hissettiğini biliyordum, çünkü ben de onun gibiydim. Ben sadece kendimi zorlayarak da olsa sürünün bir parçası gibi davranmayı öğrenmiştim. Bu yetiyordu. Geceleri mideme kramplar giriyor, sabahlara kadar stres yüzünden uyuyamıyordum.

Her sabah, “Evet işte bugün foyam ortaya çıkacak”, düşüncesiyle yeni güne başlıyor, bir mucizenin gerçekleşmesini, büyük bir deprem olmasını filan hayal ediyordum. Ama yaşamaya da devam ediyordum. Dayanma gücümün sınırındaydım. Her sabah asker makyajımı yapıp sahneye çıkıyor, yatağa girene kadar oynuyordum. Bu yüzden Murat gibi göze batmıyordum.

Bazı arkadaşlar Murat’ı yedek subay yapmayacaklarını, ya uzun dönem er olacağını ya da çürüğe ayrılacağını düşünüyorlardı.

Ben de artık kendi adıma bu baskıya daha fazla dayanamayacağımı, bölüğün karşısında diz çöküp her şeyi itiraf etmem gerektiğini düşünüyordum. Benden asker filan olmazdı. Bir yanlışlık olmuştu ve buraya getirilmiştim. Ama çok geç değildi. Hatalar tamir edilmek için vardı. Yol yakınken orduyla yollarımızı ayırmalıydık. Bu herkes için daha iyiydi. Alın silahınızı verin kimliğimi diyecektim.

Ama dayandım ve sustum. Onlar da anlamadılar ne mal olduğumu. Sonunda Murat da ben de aynı torbadan kura çektik. O Van’a gitti. Bir daha haber alamadım ondan. Son birkaç yıldır doğudan ilginç bir haber gelmediğine göre askerliğini bitirip memleketine dönmüştür herhalde.

Bana bak Zeynep, gözlerime bak!

Murat’tan ne farkım var benim bir sahtekar olmak dışında? İnsanları kandırmak, hedef şaşırtmak dışında… Bir hayaletim ben Zeynep, bu yüzün altında ne olduğunu tahmin bile edemezsin.

Evet, bir şeyler oldu bitti o zaman ama benim algımın dışındaydı her şey. Sen de öyleydin. Anlamlandıramadığın bir şeyden nasıl nefret edersin?

Aradan bunca yıl geçmesine rağmen yaptığın şeyi niye yaptığını hala anlayamıyorum. Bu bağışlanabilecek türden bir şey değil diyor bir tarafım. Ölümcül bir hata… Ama öte yandan sana karşı hak ettiğin nefreti besleyemiyorum bir türlü. Belki de ahlaki değerlerim yeterince gelişmemiştir.

Çok düşündüm bunları. Bunu neden yaptığını hep merak ettim. Yıllarca sordum durdum kendime: Acaba pişman mı? Sonu belli bir yaşantıyı, en azından huzur vadeden bir hayatı aptalca bir maceraya sürüklemek için hangi salakça dayanaklar buldu kendine?

Ama hayır. İçtenlikle kızamadım sana hiçbir zaman. Sadece abimle birlikteyken belki. Ona bakınca yaptığın şeyin derinliğini hemen kavrıyorum çünkü. Hastalıklı beynimin hiçbir zaman göremeyeceği bir durulukla hem de. Hayatını mahvettin onun. Yüzünün ifadesi değişti adamın. Bir daha asla eskisi gibi olamayacak.

Niye yaptığını öğrenmek istemiyorum ama artık, sütkardeş dışındaki hiçbir hikaye ilgimi çekmez benim.”

“Sütkardeş mi?”

“Boş ver, bunları konuşmak için gelmedim buraya.

Ayağa kalk, uyumak için önümüzde sonsuzluk var.”

Kadeh tokuşturduk. Abimin mesajını nasıl ileteceğimi bilemiyordum bir türlü. Hiç ayrılmamış gibiydik. O lanet gün hiç yaşanmamış gibi. O kadar özlemiştim ki onu, bu anın büyüsünü bozmak istemiyordum. Uzun zamandan sonra kendimi ilk kez bu kadar huzurlu hissediyordum.

Ama o ağlıyordu.

Sarhoş olmuştu ve histerik bir ışıkla parlayan gözlerine bakılırsa bu gece konuşmaya kararlıydı.


Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33
Yazı Sahibi
Sedat Alkaç
Sedat Alkaç tarafından 27.9.2007 tarihinde eklendi 165 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33 isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 9/27/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
Tam da seviniyordum yetiştim diye.Yine geride kaldım.Sütkardeş yaa.Bilmezsin sen Zeynep.Serdar'ın gizli bildiklerinden o.Bir de,senden gerisinin


9/30/2007 tarihinde yorumlandı.

çok güzeldi yine


9/29/2007 tarihinde yorumlandı.

güzel bağlanmış konular birbirine.Tebrikler.


9/28/2007 tarihinde yorumlandı.

hikayenin başından beri,bende zeyneb'in mutlaka haklı bir sebebi olduğunu düşünüyordum ama galiba, zeynep ne derse desin haklı bir tarafı olmayacak... yada sen yazmayacaksın,serdar'ınonu öldüreceği ihtimali yüksek ama anlattığın gibi bir insan ,böyle bir şeyi yapamaz ve yaşayamaz.. çok zevkli inan,bekletmediğin için teşekkürler... mükemmel gidiyor.. aydan sönmez


9/27/2007 tarihinde yorumlandı.

ASKER MAKYAJI YAPIP SAHNEYE ÇIKMAK VE OYNAMAK,SONRA DA BUNUN AZABIYLA KIVRANMAK,BELKİ DE UYUYAMAMAK..


9/27/2007 tarihinde yorumlandı.

Dün kalan son cümle hikayenin bir bölümü şeklinde açıklamasıyla çıktı önümüze. Gerçek ölçülerin dışında yaşamak... Okuduğum en güzel bölümlerden biriydi. Kutlarım.


9/27/2007 tarihinde yorumlandı.

Kardeş, eee devamı bekliyorum, güzeldi...


9/27/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
4
Kişiler (ı/vı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 12 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
3
Test Sürüşü
Korhan BoraYaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Sonra
Tolga AkpınarYaşamdan Hikayeler • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Terlik Bir İnsanlık Suçudur
Sedat AlkaçKomik Hikayeler • 437 kez okundu. • 18 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Tamtam
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 366 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
2
Voyage Au Bout De La Nuit
Sedat AlkaçKişisel Denemeler • 284 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
Sedat AlkaçMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Fısıltı
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 398 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 1252 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
Sedat AlkaçMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 686 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
İntihar
Sedat AlkaçYaşamdan Hikayeler • 597 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
20
Sonbahardan Çizgiler
Sedat AlkaçAnı Hikayeler • 591 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33 hikayesi, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33 hikaye, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33 nedir?, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33 hakkında bilgi, Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 33 hikayeleri, Sedat Alkaç hikayeleri, Serdar nedir, Serdar hikayesi, Serdar hikayeleri, Yıldırım`ın nedir, Yıldırım`ın hikayesi, Yıldırım`ın hikayeleri, Hikayesi nedir, Hikayesi hikayesi, Hikayesi hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Car Credit | Horoscopes | Internet Advertising | MPAA | Adverse Credit Remortgage | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul