Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 36Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 36Kafasını kaldırıp bana baktı nihayet. Sevgiyle, şefkatle baktı.“Yıllar ne çabuk geçiyor Serdar. Daha şu kadarcıktın seni tanıdığımda. Evin içinde deli gibi koşturur, izlediğin karate filmlerinden öğrendiğin hareketleri gösterirdin bana: “Bak Zeynep, minderi nasıl da bir tekmede duvara yapıştırıyorum.” Abin kızardı sana, “Zeynep deme lan, yengen o senin!” “Yengem benim”, diye boynuma atılır dalga geçerdin abinle. Ne güzel günlerdi! O mu yapmıştı askerliği biz mi anlamamıştık. Her hafta mektup yazar, “Bitmez bu askerlik Zeynep, sen beni unut”, derdi. “Vakit varken kaç kurtar kendini. Yaşlanıp kocakarılara döneceksin asker yolu bekleyeceğim diye. O çocuğa da yazık oluyor. Ver bir yuvaya hayatı kurtulsun.” Bitti Serdar, askerlik bitti, özlem dolu bekleyişler bitti, güzel günler toza toprağa karıştı. Başa döndüm bak! Akşamları annemin kırık sesiyle anlattığı Hasan’ını dinliyorum hala. Sadece iki buçuk yıl yaşamış bir çocuğun bile benden daha fazla anısı var annemin yüreğinde. Geceleri pencereden dışarı bakıyorum. Uzak şehirlerden gelecek bir yolcum yok. Postacı kapımı çalmıyor artık. Ben karanlığa bakıyorum, karanlık bana bakıyor. Öyle yalnızım ki Serdar! Şikayet etmeye bile hakkım yok. Özlemeye, hatırlamaya, hayal kurmaya hakkım yok. Kendimi bir zindana hapsedip anahtarı kuyuya attım. Pişmanlık? Ne anlamı var ki! Pişman olmak değiştirir mi bir şeyleri? Bastığım yerden utandım yıllarca; tanımadığım insanlardan, dokunduğum eşyalardan. Yıllarca hiçbir çocuğun gözlerinin içine bakamadım. Aldığım nefesten, içtiğim sudan utandım. Çok istedim ölmeyi. Tekinsiz sokaklardan yürüdüm karanlıkta evime. Yanımdan geçen araçların seslerini dinledim. Gürültülü yağmurlarda sokaklarda dolaştım. Her gece bir daha uyanmama hayaliyle girdim yatağa. Her sabah sırtıma saplanacak bir kör kurşun özlemiyle çıktım evimden. İnsan başlangıçta anlayamıyor, ne büyük bir uçurumun kenarında olduğunu göremiyor. Yıldızlara bakmak isterken bastığım yeri unuttum Serdar. Neden yaptım? Bir nedenim olmasını o kadar isterdim ki! Tutunacak küçücük bir dal, saçma sapan da olsa basit bir açıklama... Annem yıllarca sıkıştırdı durdu beni: `Dövüyor muydu seni, kötü mü davranıyordu?` `Geceleri yanına mı yanaşmıyordu?` `Kazandığı parayı başka karılarla mı yiyordu yoksa?` `Niye yaptın, ağzı mı kokuyordu, bacağı mı aksıyordu?` Ne desem bilmem ki Serdar? Şimdi sana bunun Salih’le bir ilgisi olabileceğini hiç düşünmedim desem gülersin. Ya da küfredersin bana. Ben, benim dışımdaki dünyanın varlığını unutmuştum desem deli dersin. Diyecek bir sözüm yok Serdar, kelimeler çıkaramaz ki beni düştüğüm bu bataklıktan." Onu anlamıyordum. Öyle kaskatı, öyle karanlık bir hali vardı ki ona nüfuz etmek, içine girmek imkansızdı. Zaten korkuyordum. O güne dair bir şeyler duymak, dinlemek istemiyordum. Haklıydı. Kelimeler çıkaramazdı onu düştüğü bataklıktan. Neden bilmem "Kabil’i" hatırladım ona bakarken. İşlediği günahtan şaşkın, koca yeryüzünde yapayalnız. Büyük bir buyruğu çiğnemiş. Korkuyor. Lanetlendiğini biliyor ama geri dönüşü olmayan bir yola girmiş artık. Nereye baksa işlediği günahı haykırıyor dünya. Bundan sonra işlenecek bütün cinayetler onun sırtına yüklenecek biraz da. Her cinayet cehenneme bir odun taşıyacak onun için. Hiç umut yok. Bugün yok, yarın yok, gelecek yok... İyi niyetli bir kardeş sitemle gülümsüyor geçmişe baktığında. “Bunu niye yaptın Kabil? Kardeşindim ben senin!” Artık onu saracak, avutacak bir geçmiş de yok. Sahip olduğu tek şey işlediği o büyük günah. Onunla yanacak, yok olacak, sonra onunla dirilecek yine. Son yok, ölüm yok, teselli yok... Kalkıp sarıldım Zeynep’e. Sımsıkı sarıldım. Kollarımda sarsıla sarsıla ağladı. Gücü tükenene kadar ağladı. Bütün ihnetler, cinayetler için, sitemle gülümseyen iyi niyetli kardeşler için ağladı. Abimin yüzündeki çarpık gülüş için, her satırını yutarak okuduğu asker mektupları için, benim için ağladı. Rahmetli babası için, Hasan için, Emine için, annesi için... Kendi dışındaki herkes için ağladı kollarımda. Banyoya götürüp yüzünü yıkadım. Aynada kendi yüzünü görünce yine ağladı. Kolundan tutup kanepeye oturttum. Ellerini tuttum, canını acıtma pahasına sevgiyle sıktım, saçlarını okşadım, öptüm, yine ağladı. Konuştum ağladı, sustum ağladı. Duvardaki saatin sesine, halıdaki yoğurt lekesine ağladı. Kederli danteller, eskimiş koltuklar, lambadan hüzünle yansıyan sarı ışık için ağladı. Sehpaya dökülen su için, kırılan televizyon kumandası için ağladı. Nefessiz kalıncaya, göz pınarları kuruyuncaya kadar ağladı.
Telif Hakkı Uyarısı Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 36 isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 9/27/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
3
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Temmuz
2
Haziran
2
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 1251 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 685 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
Ekim
20 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||