Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 37Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 37XXIIIBiraz kendine gelince “Senden iyi bakıcı olur”, dedi gözyaşlarını silerek. “Bir altımı değiştirmediğin kaldı.” Güldüm. “Ben mahkum bakıcısı olacağım”, dedim. “Hayattaki biricik amacım bu. Üstelik çok yaklaştığımı hissediyorum.” Merakla yüzüme baktı. Nihayet ilgisini çekecek bir şeyler yakalamıştım. “Nasıl yani?” KPSS’yi kazandım, tercih sonuçlarını bekliyorum. İlk birkaç tercihim gardiyanlık. Bilimsel adı “İnfaz Koruma Memurluğu.” Kimsenin tercih etmeyeceğini düşünüyorum, o yüzden seçtim. Samsun, Trabzon, Diyarbakır… Ne bulduysam yazdım. “Ne zaman açıklanıyor sonuçlar?” “Bilmiyorum. Bugün yarın internette yayınlarlar sanırım.” Heyecanla ayağa kalktı. “Hadi gel bakalım”, dedi. “Kağıdın yanında mı?” “Otur”, dedim, “Bunun için önümüzde sonsuzluk var! “Bu kadar çabuk sonuçlanmasını istemiyorum, tek umudum bu çünkü. Hemen harcamak istemiyorum onu. Gördüğün gibi başka bir şey yok elimde. Tutunabileceğim bir dalım yok, moda tabiriyle. Sırf bunun için geçen hafta cumaya gittim biliyor musun?” Güldü. Hep gülsün istiyordum. O yüzden abartarak anlatıyordum her şeyi. “Sabahtan kalkıp, sıkı bir banyo yaptım. Sonra en temiz elbiselerimi giyip cami yolunda yürümeye başladım. Ayet-el Kürsi’yi hala unutmadığımı fark etmek güzeldi. Yolda yürürken onu okudum. Yaşlılara selam verdim, çocuklara gülümsedim. Camide eski ilgi kalmamış tabii, kimse dönüp yüzüme bile bakmadı. Düşünsene bir kişi bile başımı okşamadı. Kendimden utanıyorum ama umutsuzluk insana her şeyi yaptırabiliyor. Ben en azından itiraf ediyorum. Bu da bir şey değil mi? Saçımı okşadı. “Sen iyi bir çocuksun.” “Pazarlık işe yarar mı bilmiyorum tabii. Bu güne kadar pek faydasını görmedim. Üstelik sicilim de pek temiz değil. Biliyor musun, ihanet insanların sandıkları kadar kolay değil. Ama sonuçları öğrenmek için acelem yok.” “İhanetten mi bahsediyorsun?” “Hayır, tercih sonuçlarından bahsediyorum. “Herhangi bir yere yerleştirilemediniz”’i bir kez daha duymak istemiyorum.” Rakıdan bir yudum aldı. Dalgınlaştı tekrar. “ İşsizlik zor. Seni anlıyorum. İnsan kendini hiçbir işe yaramaz hissediyor.” “Bu bende kökleşti artık”, dedim. “Bunu hissetmiyor, biliyorum. Hiçbir işe yaramaz biriyim ben. Bu dünyadaki varlığım kesinlikle mecliste tartışmaya açılmalı.” Güldü, “Hep o kitaplar yüzünden”, dedi. “Kendine gereğinden fazla yükleniyorsun. Hala okuyorsun anlaşılan?” “ Haklısın”, dedim. “Hep bu kitaplar yüzünden. Oğuz Atay kafamı karıştırdı. Yeterince hazır olmadan tanıştım onunla. Henüz kaybedecek şeylerim varken tanıştım. Oysa insan kaybedecek bir şeyi olmadığında okumalı onu.” Yüzüne baktım. Hala çok mutsuz görünüyordu. En az abim kadar mutsuz... Tamamen başka bir şey düşünürken ilgisizce soruyor gibi sordu: “Beni bu akşam neden aradın Serdar? Oğuz Atay mı sebep oldu buna da?” Güldüm. “Hayır, bu tamamen Dostoyevski yüzünden… İlgiyle yüzüme baktı. “Şu anda burada olmamın en önemli nedenlerinden biri o galiba. Onu okumasaydım buraya asla gelmezdim, gelsem bile bu seni hemen öldürmek için olurdu.” İstemsizce kımıldandı yerinde. İlgiyle dinliyordu beni. Konuşmaya devam ettim. “Sen de biliyorsun ki Zeynep burada olmamam gerekiyor. Geçmişte yaşananlar üzerine sünger çekilip yeni sayfalar açmayı imkansız kılıyor. Abim bir keresinde sanki bir tarafımı kesip almışlar gibi hissediyorum demişti. Daha iyi anlatılamazdı sanırım. Hep bir yanımız eksik kalacak ve o yanımız eksikliğini her an hatırlatacak. Bundan kurtulmanın bir yolu yok. Zaten artık hiçbirimiz bunu hayal etmiyoruz. Ama ben buradayım işte. Karşılıklı oturmuş rakı içiyoruz. Dostoyevski kahramanları da böyledir. Her zaman olmamaları gereken yerde olur, söylememeleri gereken şeyleri söylerler. Bu onların kaderidir. Başka türlü davranamazlar. Gerçi onun tarzında bir cinayet de imkansız değil şu anda. Ben bir Dostoyevski kahramanı olsaydım, burada şimdi yaptığımız gibi saatlerce konuşurduk, sonra ikimizin de hiç beklemediği bir anda bıçağı çıkarıp kalbine saplardım. İnan bana bunu daha önce aklımdan bir kez bile geçirmeden yapardım. Seni öldürdükten sonra paniğe kapılıp gitmez, bütün gece cesedinin başında otururdum. Pişmanlık gözyaşlarıyla ayaklarını ıslatırdım sabaha kadar. Kendimi defalarca öldürmeye çalışırdım. Güneş doğunca da beni tamamen bağışladığına dair sarsılmaz bir inançla dolu olarak çıkardım evinden.”
Telif Hakkı Uyarısı Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 37 isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 9/28/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
3
Kasım
15
Temmuz
2
Haziran
2
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 691 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 1251 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 691 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 685 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
Ekim
20 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||