Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 39Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 39“Ne zaman gidersin acaba?”, diye sordu Zeynep.Hiçbir fikrim yoktu. “Bir kaç haftaya kadar giderim herhalde”,dedim. Saate baktım. Bire geliyordu. Gece benim için bitmişti artık. Zaten o kısa anda alkolü de bırakmaya karar vermiştim. İnsanlarla barışmıştım bir anda. Herkese selam veriyor, komşularıma gülümsüyordum. Seviyordum insanları. Onların dertleri benim dertlerim, onların sevinçleri benim sevincimdi. Sokaklara tükürmüyor, çöpleri ortalığa atmıyordum. Prensip sahibi bir adam olmaya karar vermiştim. Artık ayakta işemeye son, söylediklerine göre prostat büyümesi yapıyormuş zaten. Doktorların bütün tavsiyelerini dinliyordum; terli terli su içmiyor, seksten önce tıkabasa doyurmuyordum karnımı. Üç beyazdan uzak duruyordum: Balık ve tavuktan pek hoşlanmıyordum zaten. Mantar da genellikle dokunuyordu bana, yedikten sonra karın ağrısından duramıyordum. Kafelerde gördüğüm kızlara iyi niyetle gülümsüyor, fahişelere yüz vermiyordum. İyi bir insan olmuştum ben, dilencilerin beyaz atlı prensi. Hepsi yollarımı gözlüyordu her sabah. Mis gibi kokan ütülü mendillerini kaldırıma seriyor, sokağa çıktığım anda “Allah ne muradın varsa versin”, duasını söylüyorlardı hep bir ağızdan. Sokak lambasına asılmış halde bulunan meslektaşları bir kocakarının gizemli ölümü dışında hepsi çok mutlu görünüyorlardı. Bazıları bütün müşterileriyle ilgisini kesmiş, sadece benimle çalışıyor, sadece benden para alıyorlardı. Ben, Serdar Yıldırım! Ailenizin kahramanı! İlkeli bir vatandaş! Her kız babasının sahip olmak isteyeceği bir damat. İşinde gücünde, mazbut bir anadolu delikanlısı. Nişanlısını pahalı armağanlara boğan gerçek bir centilmen... Kayınpederi için tansiyon aleti bile almış düşünebiliyor musunuz? İpek eşarpların, çiçekli fistanların hangi adrese gittiği ise hala bir sır. Bu konuda çok ketum davranıyor. O kadar alçakgönüllü ki yardım sandığına para atarken görünmemek için en son o çıkıyor camiden. Bu güne kadar bir kişi bile göremedi onu sandığa para atarken. Bir de suçluyor insanlar utanmadan, “Cebinde akrep var zındığın, şakşakçı dilencileri sevindireceğine ahiret için yatırım yapsın şerefsiz”, diye dedikodu ediyorlar arkasından. Şu bizim Serdar Yıldırım canım; hani sokak çocukları için kendini parçalayan, maaşının yarısını tiner masraflarına harcayan adam. Bu konuda kaliteden asla ödün vermediği söyleniyor. Söylendiğine göre aldığı her tineri önce kendisi test edermiş. Kokladığında Everest’in zirvesini göremezse eğer kimseye koklatmazmış. Evet evet o Serdar; hani herkes dansözün içine düşecek gibi bakarken gözlerini kahramanca başka tarafa çeviren iyi aile çocuğu var ya; o işte. Vallahi yalan değil, gözlerimle gördüm diyorum. Ben de oradaydım o gün. Dansöz, koca koca memelerini Serdar’ın yüzüne yüzüne sallarken o tabağındaki bonfileyi yanında duran ve ona anlamsız bir şekilde düşmanca hırlayan sokak köpeğine yedirmekle meşgüldü. “Off off, lokum gibi vallahi, nasıl da yenir şimdi bu bonfileler”, diye köpeği motive etmeye çalışıyordu üstelik. Çok seviyor hayvanları, bildiğiniz gibi değil. Sokak Köpeklerini Koruma Derneği’nin çevresinde görülüyormuş bu aralar sık sık. Az daha canından oluyormuş bu hayvan sevgisi yüzünden. Geçen gün hayvan düşmanı puştun biri molotof kokteyli atmış derneğin kapısına, az daha yanıyormuş Serdar. Kendisi anlattı; adam kokteyli uzağa fırlatayım derken elinden kaydırıp hemen önüne düşürmüş salak. Bizim Serdar da tesadüfen adamın yanında olduğu için az daha pantolonu tutuşuyormuş. Gözü nişanlısından başkasını görmüyor, çok temiz çocuk çok. Tek eşlilik ve aile kurumunun kutsallığı üzerine makaleler yayınlıyor birbiri ardına. Kapı kapı dolaşıp konferanslar veriyor. “Genel” anlamda bütün “evleri” ziyaret ettiği söyleniyor. Aldığımız duyumlara göre nişanlısının eline eli değmemiş daha. İlk gecenin kutsallığına yürekten inanıyormuş. Sanata da çok düşkün! Bu aralar sık sık sinemadan çıkarken görülüyormuş. Bazı istihbaratçılar, gittiği sinemanın üç film birden oynattığını söylüyorlar. Düşünebiliyor musun; bir oturuşta üç film. Ben sanat sevgisi diye buna derim kardeşim. Öyle bir tek film kesmiyor demek ki adamı! Duyduğumuza göre boş zamanlarında İş ve İşçi Bulma Kurumu’na gider, işsizlerle sohbet edip onlara moral verir, çikolata dağıtırmış. “Biliyorum inanmak zor ama ben de bir zamanlar sizler gibi işe yaramaz çulsuzun tekiydim, diyormuş. “Bak inanmıyor ezikler, vallahi öyleydim.” “Bekleyin bekleyin, kıçınızdaki kıllar ağarmadan bir iş bulursunuz mutlaka”, diye yüreklendiriyormuş onları. Ne iyi yürekli bir adam! Kendinden başka herkesi düşünüyor. Çalıştığı cezaevindeki mahkumlar da bayılıyorlar ona. Sayımlarda hiç problem çıkarmıyorlar onun nöbetinde. Avluda onu görüp sohbet edebilmek için birbirlerini eziyorlar. Tahliyesi gelen bir mahkum görüşme odasının camlarını indirmiş geçen gün; belki devlet malına zarar vermekten birkaç ay daha ceza alırım da Serdar’dan ayrılmam diye. Bazı istatistikler çalıştığı cezaevindeki gecelik firarların bir yılda yüzde yetmiş arttığını söylüyor ama Serdar n’apsın? Bir Serdar daha yok işte, tek başına yetişemiyor onca işe. Görseniz, evi kibrit çöpünden yapılmış yelkenlilerle dolu. İsimleri de çok yaratıcı: Serdar 1, Serdar 11, Serdar 21, Serdar daima... Hediyesi yüz liraya eşe dosta dağıtıyormuş bu yelkenlileri. Sırf iyilik olsun diye.
Telif Hakkı Uyarısı Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 39 isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 9/28/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
3
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Temmuz
2
Haziran
2
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 1252 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 685 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
Ekim
20 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||