Serserinin AşkıSerserinin AşkıSerseri bir genç yaşamış yıllar önce kasabanın birinde.Serseriymiş ama yüreğide o kadar temizmiş.Kimsesi omadığı için ona serseri çocuk demişler.Bu genç hiç tatmadığı duygular hissetmeye başlamış o kasabanın en güzel kızına. Başta anlamamış hissttiklerinin ne olduğunu ama sonra annesinin anlattığı hikaye gelmiş aklına "TAHİR ile ZÜHRE".Sonra anlamış kara bir sevdaya yakalandığını. O gözlerini her kapattığın da onu sarı saçlısını, mavi gözlüsünü, selvi boylusunu.O umutsuz bir sevda olduğunu biliyormuş.Sevda işte gönlünden atamamış onu. İçindekilerini kimseye anlatamadığı için evinin duvarlarına sarısaçlısına olan aşkını tarif etmiş. Her tarafa onun ismini yazmış "EVRA".Duvarlara aşkını anlatmış onlarla konuşmuş. Hergün sabah erkenden kalkıp onun fırına gidişini gözlertmiş.Evra da hiç aksatmazmış fırına gitmeyi.Ekmeğini alıp evine dönermiş.Bizim serseri oğlanda bıkmazmış sabahleyin erkenden kalkp onu gözlemekten.Birgün kavuşurum umuduyla yaşamamış hep serseri oğlan. Birgün sabah uyuya kalmış görememiş Evrasını.Dışarı çıktığında bir düğün alayı evinin önünden geçiyormuş.Hemen bir hayal kurmuş Evra ve kendisini.Gözleri dolmuş. O arada gelinin yüzünden al yazma uçmuş.Bir de ne gördün o güzel gelin onun sarı saçlısı Evra sıymış.Dünya başına yıkılmış.Bizim serseri oğlan serseri olmadığı halde kendini iyice serseriliğe vurmuş.Hergün kasabada ki ırmağın kenarına gidip saatlerce ağlarmış.Uzun zaman sonra eve bile gitmemiş.Orda Evra sını hayal edermiş güzelliğini.Bağrırmış neden ben diye.İçin de hep bir umut varmıştı.Taaa ki Evranın gebe olduğunu öğrenene kadar. Ogünden sonra onu için herşey bitmiş.Bütün umutları, hayalleri.Kurduğu hayallerde ikisinin çocukları olacaktı,ikisinin bir yuvası olacaktı ama ne yazıkkı kader onun yüzüne bir kez daha gülmedi.Yıllar önce anne ve babasını kaybetti sonra deliler gibi sevdiği kız başkasının yari oldu. Kış geldi havalar artık insanı buz tutturacak kadar soğmuştu.İki kişi onu kolundan tutup evinin önüne bırakıp gitti.O ayağa kalktı eve girdi ve iyice süzdü etrafı o aşkını bu evde yaşamıştı.Odaları gezdi her odada onun ismi,ona hissettikleri yazılıydı.Sonkez duvarlarla konuştu. Şöyleydi son sözleri: "Siz duvarlar benim sevdamın şaitleri gitti o başkasına yar oldu.Onun yuvası burası değilde başka bir yer yuvası oldu.Biliyormusunuz onun bir çocuğu olacak.Bahçesinde koşup oynayacak.Ona benzerse ne güzel olur. Onun gibi sarı saçlı deniz kokan gözleri olur inşallah. Sevdim hem de deliler gibi ama benim sevmem yasaktı. Sevemezdim.Onu hiç karşılık beklemeden sevdim. Her sabah şu bahçede yolunu gözledim. Bir kez olsun dönüp bakmadı ama ben onu yine sevdim" olmuş. Sonra onun için ektiği çiçeği alıp yanına da bir not yazıp evine veda edip çıkmış o evden.Elinde ki çicek saksını ve notu Evra nın evinin kapısını önüne bırakıp gitmiş o kasabadan çok uzaklara.Kimse bilmemiş nereye neden gittiğini. Evra onun bıraktığı notu ve çiceği görmüş notu açıp okumuş. Notta şunlar yazıyormuş; "Evram ben seni deliler gibi sevdim.Sana hiç yaklaşamadım.Ogüzel gözlerine saatlerce dalıp uzaklara gidemedim.Ben bir tek seni içim de gizlice sevdim.Ha bide bu çiceği büyüttüm senin için. Onun ismi aslında begonya ama ben EVRA koydum. Elveda hayatın boyunca mutlu ol." O kasabada insanlar ölmüş ağaçlar kurumuş ama bir tek serseri oğlanın evi yıkılmamış. Oraya girenler duvardaki yazıları okumuş ve o eve ne kimseyi oturtmuşlar nede o evin yıkılmasına izin vermişler. Duvar daki okuduklarına göre o aşkı öğrenmişler ve serseri gençin yazdığı notuda orda bulmuşlar. Belki demişler o ölmüştür ama onun aşkı hiç ölmedi demişler.Onlarda öğrenmiş karşılıksız bir sevdanın nasıl acı verdiğini. Hiç bir sevda bu kadar acı vermez ama bir sevda vardır ki karşılıksız olan o her türlü acıyı yaşatı Karşılıksız sevmek ne acı birşey sevdiğine ulaşamak ne acı değil mi?Allah hiç kimseye karşılıksız bir sevdaya tuturmasın demişler. Kimse bu acıyı inşallah yaşamaz.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Serserinin Aşkı isimli yazı, Seda Yıldırım tarafından 23.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Nesr(i) Şiir (son) (kadir Bıyıklı)
• Necla Güney Alptekin • Aşk Hikayeleri • 82 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Nesr(i) Şiir 2 (kadir Bıyıklı)
• Necla Güney Alptekin • Aşk Hikayeleri • 105 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Kasım
30
Aralık
2
Kasım
14
Hayallerimin Başkentini Arıyorum
• Seda Yıldırım • Hüzün Şiirleri • 41 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
3
Kasım
3
Eylül
5
Mayıs
12
Temmuz
23
Mayıs
16
Haziran
3
Çanakkale Şehidine Mektup Var
• Seda Yıldırım • Mektup Hikayeleri • 422 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
21 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||