Sevda Masalı ( İpek Mendil )Sevda Masalı ( İpek Mendil )İpek Mendil. &.(kale)İçim içime sığmıyordu. Sabah ilk işim ayakkabılarımı boyamak oldu. Annemin ütülediği gömleği aceleyle giydim.Daha buluşma saatimize çok vardı ama olsun onu bekletmek istemiyordum. Sahi kiminle buluşacağımı yazmadım. İlk defa bu kadar sevdim, yıllar sonra karşıma çıkan bu küçük ve şirin kız farklı dünyalara sürükledi beni.Neden bilmiyorum ama ilk defa yüreğim bu denli hızla çarpmakta. Adı Hülya, kara gözlü, kara kaşlı bir yudum su.İki ay oldu tanışalı.Teyzem bütün teyzeler gibi aracı oldu. Bak dedi oğlum öyle sokaktan kız bulunmaz.Ailesini tanıyoruz. Dinine bağlı,namuslu, müteasıp insanlar.Kıza gelince o da dünya iyisi.Gel kaçırma bu kızı. Bir yanda askerden yeni gelmiş deli dolu yüreğim, bir yanda daha 18 inde ceylanlar kadar güzel bir kız.Öyle her yüreğin dayanacağı iş değil. Yakacık Ayazmada buluştuk. Bir çınar ağacının altında saatlerce oturduk.Yüzünde bahar aylarının ilk tomurcuklanan filizleri, yanaklarındaki gamzeler yeni, yeni olgunlaşıp kızaran erik taneleri kadar albenili. Elini tuttuğumda farklı bir dünyaya dokundum sanki.O güne kadar yüzlerce bayanla tokalaştım,düğünlerde halay çektik, mahalleden kızlarla el ele oyunlar oynadık.Yok bu dokunmak başka bir şey. Ta yüreğinize bir kazan sıcak su dökülmesi gibi bir şey. Günler günleri kovaladı, benim yüreğimdeki sıcaklık,ona karşı ilgim artık içinden çıkılmaz bir hal aldı..Teyzemin yardımıyla istemeye karar verdik. Haber saldık.Buyursun gelsin demişler. O gün hayatımın en güzel günlerinden biri oldu.Çiçekçiye uğradım. Kocaman beyaz güllerden bir demet yaptırdım.Pastanede gümüş tepsiye çikolata dizdirip bir güzel ambalaja sardırdım. Cem Yılmaz’ın reklamında ki gibi. Öyle kıvır,kıvır janjanlı kağıtlarla süslediler. Annem ve teyzem en güzel kıyafetlerini giymek için telaş içinde uğraşıp durdu. Elimde çikolata ve çiçekler eve doğru gelirken yıllardır dostum,kardeşim kadar sevdiğim bir arkadaşla karşılaştım. Elimde paketleri görünce hayırdır dedi. Kısaca anlattım.Yüzünde garip bir ifade belirdi.Mutluluğumu paylaşmak için boynuma sarılmasını beklediğim dostum,donup kaldı. Hayırdır Zeki ne oldu dedim. Yok dedi şaşırdım sadece. Ama sana bir tavsiyem olacak.Bilirsin ben senin dostun ve kardeşin sayılırım.Bu akşam kızı istemeye gitmeden bizim köylü İhsan abinin oğlu Bülent’le bir konuş. Şaşırdım.Ne konuşacağım o çocukla.Babasını tanırım ama çocukla benim ne işim olsun.Israr ettim sebebini söyle diye. Bir türlü söylemedi. Sadece Bülent’e kızı tanıyıp,tanımadığını sor dedi. Yüzündeki şaşkınlık ve zorlanmadan önemli bir şey olduğunu sezdim. Ama altı aydır en küçük bir yanlışlık olmadı.Hem sevdiğim kızı tanıması normal.Aynı köylüyüz.Ayrıca akraba sayılırız. Vedalaştık.Çikolata ve çiçeği eve bıraktım.Akşama daha çok var.Ben biraz dolaşmak istiyorum diyerek evden ayrıldım. O yıllarda öyle cep telefonu falan yok.Sokakta ankesörlü telefonlar var.Bir telefondan sevdiğim kızı aradım.Canım çok sıkıldığından sesimden bir şeyler sezmiş. Hayırdır dedi.Sesin garip geliyor.Hastamısın ne oldu.? Yok dedim. Bugün biraz yoruldum.Çikolata ve çiçek yaptırmak için bir sürü yer dolaştım.Ha birde sizin köylü Bülent beni aramış.Seninle ilgili konuşmak istiyor.Hayırdır dedim.Birazdan onunla buluşacağız. Aslında bu yalanı nasıl becerdim, bilmiyorum.ama bir anda gelişti. Telefonda uzun bir sessizlik oldu.Sonra onunla görüşme dedi.Zaten bizim aile hakkında bir sürü laf söylüyorlar.. ve bir sürü olay anlattı. İçime bir şüphe tohumu ekildi bir kere. Oradan ayrılarak hemşerilerimizin buluştuğu dernek lokaline gittim.Oradaki dostlar pek alışık değiller,beni takım elbise içinde görünce takılmaya başladılar, o damat gibisin.Hayırdır abi anlayalım falan. Şakalaştık.Sonra bir masada Bülent’i gördüm. Arkadaşlarıyla kağıt oynuyordu. Şimdi başkalarının yanında bu mevzu nasıl konuşulur. Bülent’le ve diğer arkadaşlarla tokalaştık. Bülent’in kulağına eğilerek seninle özel bir şey konuşmam lazım.Oyun bitince konuşalım dedim.Selam ve sohbetimiz var, lakin bu özel konuşma isteği çocuğu şaşırttı.Peki dedi. Biraz sonra masasından kalktı, masama geldi. Dernek binasının idare odasına geçtim.Başkan odada olmadığından kapıyı kapadıktan sonra, konuyu kendisine açtım. Çocuğun yüzünde büyük bir şaşkınlık oluştu. Oturduğu sandalyede öylece kaldı.Bir şey söylemesini bekledim.Olmadı inatla sessizliğini bozmadan öylece kalakaldı. Odanın kapısını açtım, garsona iki soğuk meşrubat getirmesini söyledim. Gelen meşrubatlardan birini Bülent’e uzattım. O anda ağladığını fark ettim.Yüzünde acı ve şaşkınlıkla beraber sessiz,sessiz ağlıyordu. Biraz soluklandıktan sonra cebinden bir resim çıkardı. Yakacık ayazmada bizim gittiğimiz parkta benim sevdiğim kızla el ele resim çekilmişti.Şimdi şaşkınlık sırası bendeydi aynı parkta, aynı şekilde çekilen resmin bir benzeri de bende vardı. Bir süre konuştuk.Çok delikanlı bir çocukmuş. Zaten birkaç kez bizi birlikte görmüş.Ama her seferinde kızcağız ona bir yalan uydurmuş. Cumartesi benimle buluşurken, Pazar günü onunla buluşmuş. İkimizin arasında mekik dokuyup duran bu kız ikimizle de alay edercesine bu oyunu altı ay devam ettirmiş. Birbirimize söyleyecek kelime bulamadık. Oturduğum yerde kurşun yemiş gibi acılar çekmeye başladım.Bülent’le göz göze geldik. Oturduğu yerden yavaşça kalktı. Masada duran telefonu kendine doğru çevirdi. Birkaç numarayı tuşladıktan sonra telefonun ses düğmesine bastı.Artık konuşmalar mikrofondan duyuluyordu. Alo dediğinde karşıdan bir ses büyük bir mutlulukla, Alo Bülent sen misin.Ne haber, nasılsın. İyiyim dedi Bülent.Seni sormalı.Yarın buluşalım mı.Seni özledim. Bende seni özledim dedi. Sesinde garip bir cilve ve eda vardı. Sanki o akşam benim isteyeceğim kız değil, başka bir insan konuşuyordu. Benimle konuşurken daha ölçülü, daha nazikti.Şimdi şımarık lise talebeleri gibi aştan,meşkten söz ediyordu. Arkadaşla ikimizde büyük bir şaşkınlıkla telefon makinesine odaklanmış, donmuş bir şekilde onu dinliyorduk. O ise hala ne kadar sevdiğini,aşkından yanıp tutuştuğunu Orhan Gencebay şarkıları misali anlatıp duruyordu.. Sonra Bülent telefonun ahizesini bana uzattı.Şaşırdım.Ne demeliyim, ne yapmalıyım diye bocalarken delicesine sevdiğimi sandığım,altı aydır uykularımın baş belası, rüyalarımda bile bana huzur vermeyen, kara kaşlarını,kara gözlerini sevdiğim kız karşımda bir başkasına aşkım, sevgilim diyor. Sadece ben diyebildim.Bende buradayım. Peki beni de seviyor musun.. Ne olduğunu anlamadı sanırım. Büyük bir sessizlikten sonra telefon kapandı. Sonra Bülent’le uzun, uzun sohbet ettik.Saatin farkında değildim.Lokalin kapısından küçük kardeşim girdi. O, abi dedi. Biz hazırlandık.Seni bekliyoruz.Sende kahvede keyif yap. Bülent yüzüme acı, acı baktı. Kalkarken elini sıktım. Hoşça kal dostum dedim. Oda sende hoşça kal diyebildi.! Kahveden çıkınca kardeşime bir şey anlatmadım. Eve vardığımızda yüzümdeki ifadeden bir şeylerin ters gittiğini anlayan teyzem yanıma geldi. Ona hiçbir şey sorma dedim. Sadece şu çiçekleri masadan kaldırın. Çikolataları da kapıda oynayan çocuklara dağıtın. Benim halimden çok ciddi bir sorun olduğunu anlamış olacaklar ki.Sessizce odadan çıktılar. Saatlerce kimseler duymadan, evet kimseler duymadan ağladım. Sabah olduğunda işyerine gittim.ama bir türlü aklımdan atamıyordum. Bana yapılanları, yaşadıklarımı hak edecek ne yaptım.Nasıl bu aptal oyunun bir parçası oldum. Baktım olacak gibi değil, Müdürüme birkaç gün izin istediğimi söyledim. İzin formunu doldurdum.Daire amirinden onaylatıp, personel Müdürüne verdim. Öğleden sonra daireden çıktım.Gülhane parkında biraz dolaştım, Sultanahmet’te camiye gittim. Henüz namaz vaktine vardı. Birkaç turist gezmeye gelmişti. O anda aklıma bir fikir geldi. Belki bende İstanbul!dan uzaklaşırsam, belki başka bir yere gidersem bu kafamdaki düşüncelerden biraz uzaklaşırım. Akşam eve vardığımda annemler olayı öğrenmişler. Aileler arasında bir tatsızlık olmasın , uzun zamandır babasını ve ailesini tanıdığımdan yine mertlik bizde kalsın diye bu olayın kapanmasını istedim. Anneme kıyafetlerimi hazırlamasını söyledim. Rize’de bulunan teyzemin yanına gideceğim. Biraz İstanbul’dan uzaklaşmam lazım. Bu fikir onlarında kafasına yattı.Olur dediler o akşam hazırlıklarımı yaptım ve biletimi aldım. Sabah Harem’den otobüse bindim. Birkaç saat yol aldıktan sonra hava karardı.Başıma örttüğüm şapkamı yüzüme indirdim. Bir yandan sessizce içimden bir türkü mırıldandım.Bir yandan da ağladım,ağladım,ağladım. Otobüs terminalde durduğunda İstanbul’un inadına gök yüzünden yere rahmet yağıyordu. Bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında elimde valizim çarşıdan mahalleye çıkan merdivenleri tırmandım. Teyzemlere vardığımda öylesine ıslanmıştım ki pantolonumun paçalarından sular akıyordu. Kapının zilini aradım.Zil yoktu. Sonra elimle kapıya vurmaya başladım. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Karşımda daha önce tanımadığım bir genç kız. Yüzüme şaşkın,şaşkın bakarak buyurun dedi.Kimi aramıştınız. Yüzümde garip şaşkınlık ifadesiyle. Teyzem diyebildim. Sonra genç kızın başının üzerinden teyzemin gülümseyen yüzünü gördüm. Oh be dedim içimden. Az kalsın yanlış eve geldim sanmıştım. ! Üzerimdeki ıslak elbiseleri değiştirip oturma odasına geldiğimde teyzemle o genç kız sohbet ediyorlardı. Sonra tanıştık.Teyzemin çalıştığı hastanede çalışıyormuş. Aynı serviste çalıştıklarından nöbet ertesi beraber dinlenip, sohbet etmek için teyzeme gelmiş. Bir saat kadar konuştuk.Sonra izin istedi. Teyzem onu yolcu etti. Geri geldiğinde başımdan geçenleri bir, bir anlattım. Teyze, yeğen dertleştik biraz.Akşamüzeri eniştem ve çocuklar geldi. O karmaşada söz, sohbet ve hal hatır sormalarla o günü geçirdik. Rize bir avuç içine sığacak bir şehir.Akşam üstü çarşıya çıktım.Biraz iskelede dolaştıktan sonra.Gençlerin takıldığı bir kafe gördüm. Kapısında Gırgır dergisinden bir karikatür resmi yapılmış. Kafenin adı da, Dığıl .Bir çay içmek için içeri girdim. İçerisi ilk girişti insanın gözüne karanlık geliyor. Bir yanda oyun oynayan,sohbet eden gençler, diğer yanda da köy kilimleri ve otantik eşyalarla oluşturulmuş bir şark köşesi. Oraya baktığımda dün teyzemde gördüğüm kız, teyzemin iş arkadaşının oturduğunu fark ettim. Yanında iki kız daha vardı. Yanlarına gitmek istemedim. Çekindim doğrusu, Daha yeni tanıştığım bu kızcağıza rahatsızlık vermek istemedim. Oysa inadına eliyle işaret etti.Yanlarına çağırdı beni.Mecbur kaldım.Yanlarına giderek oturdum. Cıvıl cıvıl konuşan bu kız.Masadaki diğer kızlarla tanıştırdı beni. İçeride çok tatlı bir fon müziği çalıyordu. Müzik enstürmental olduğundan, üflenen ney’in sesi insanın ta yüreğine işliyor ,alıp uzaklara götürüyor insanı. Biraz sonra iki genç arkadaş izin istedi.Ben beraber gidecekler sandım ama Teyzemlerde tanıştığım kız kaldı.O bana İstanbul’u sordu, bende ona Rize’yi,yaptığı işi falan sordum.İki saat kadar sohbet ettik.Aklı başında hanım, hanımcık bir insan, iyi bir genç kıza benziyordu. Sonra izin isteyip çıktı. Biraz sonra da ben kalktım.Hesabı ödemek için kasaya geldiğimde, hesabın ödenmiş olduğunu öğrendim. Bir kez daha şaşırdım. Sonra birkaç kere görüştük. Garip bir şekilde kendimi bu kıza yakın hissetmeye başladım.Bir yandan böyle ani gelişen bu duruma alışmaya çalışırken, diğer yandan İstanbul’un acı hatırası yüreğimi dağlamaya devam ediyordu. Bir akşam Belediye Çay Bahçesinde bir eğlenceye davet edildik. Rize S:S:K Hastanesinde çalışan bir arkadaşın İzmir’e tayini çıkmış. Arkadaşları kutlama yapmak istemişler.Teyzem ısrarla beni de yanına aldı. Çay bahçesinde canlı müzik çalınıyordu. Biraz eğlendikten sonra istekler çalınmaya başladı. Bir peçeteye “ Aldırma Gönül Aldırma” yazdım. Müzisyen arkadaşa uzattım.Birkaç dakika sonra Türkü söyleyen arkadaş bana dönerek, evet arkadaşım bu istediğin parçayı bir şartla söylerim. Bana eşlik edeceksiniz. Kızara, bozara yerimden kalktım. Orkestranın bulunduğu yere gittim, müzik başladığında hep birlikte , “Dışarıda deli dalgalar, Gelir duvarları yalar. Bu sesler seni oyalar. Aldırma gönül, aldırma” Bu sözler, çalınan müzik ve yüreğimde esen fırtınalar gözlerimden yaş olarak akmaya başladı. Tutamadım kendimi. Onlarca insanın şaşkın bakışları arasında ağladım. “ Ellerin kalkınca şaha, Bir sitem gönder Allaha, Görecek günler var daha, Aldırma gönül aldırma, Aldırma, yoldaş aldırma. Titreyen sesimi,gözlerimden akan yaşları unutarak bu parçaya sonuna kadar eşlik ettim.Çoğu yerde müzisyen arkadaş bilerek benim yalnız söylememi sağladı. Parçanın sonunda başımı önüme eğdim.Bir süre sessizlik oldu. Sonra büyük bir alkış koptu salonda. Ben mahcup ve utanarak yerime oturdum.Yerime oturduğumda ellerim titriyordu.Yüreğimde kopan fırtına, yer yüzüne çıkmıştı. Bana doğru uzatılan mendili fark ettim. Gözlerim hala yaşlı olduğundan elimi uzatıp aldım.Sonra farkına vardım.Kağıt mendil değildi. Özenle ütülenmiş, köşesinde çiçek resmi bulunan bir kumaş mendildi. Şaşkınlıkla göz yaşlarımı, silip silmemekte tereddüt ettim. Masada yanımda oturan teyzem mendili elimden aldı. Göz yaşlarımı sildi, sonra da katladığı mendili cebime koydu.O telaş, o şaşkınlıkla ne teşekkür edebildim, nede olanların farkındaydım. Ertesi gün cebimde olan mendilin farkına vardım.Ne yapmam lazım bilemedim.Teyzeme sordum.Oda bana şakayla “bizim burada adettir, bir kızın mendilini alıp, ona göz yaşlarını silersen o kızı sevdiğini itiraf etmiş olursun” Teyzemle konuşup, şakalaşarak dışarı çıktık. Çay bahçesinde bir masaya oturduk.Biraz sohbet ettikten sonra.Bana kızı sordu.Yine şaşırdım. Kaç gündür karşılaştığım, hanım hanımcık bir insan, ben zaten feleğin tokadını yemişim, birde bu kızla uğraşamam dedim. Tam biz bunları konuşurken karşıdan onun geldiğini gördüm. Yüzünde mahcup bir ifade ile yanımıza geldi. Canı sıkılmış, oda dolaşmaya çıkmış. Biraz sohbet ettikten sonra Teyzem telaşla kalktı masadan. Aman Allahım ben yemeğin altını yakmıştım. Ocak açık kaldı. Şimdi ev yanacak diye oradan hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladı. Ben şaşkınlıkla arkasından bakarken, yanımıza gelen kızın güldüğünü gördüm.Katıla, katıla gülüyordu.Bir yandan teyzemin ani kalkması, diğer yandan arkadaşın bu gülmesi beni daha da şaşırttı. Masada yalnız kalınca göz göze geldik. İşte ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Ne olduysa orada oldu.O gözlerdeki bakışlar yaktı beni. Meğer ta başından beri biliyormuş olayları. Teyzem ben gelmeden anlatmış. Günlerdir teyzemle birlikte oyunlar oynamış.Beni yakından tanımaya çalışırken bu başımıza gelenlere İstanbul’daki teyzemden kurtuldum lakin Rize’deki teyzem yaktı beni.(!) Dünyalar tatlısı eşim, çocuklarımın annesini Rize’de tanıdım. O günden sonra kim ne derse desin Kadere inanırım.Hayat tesadüflerle doludur…Aradığınız mutluluğu göz yaşlarınızda yada size uzatılan bir ipek mendilde bulursunuz. Engin KASAP. ************************************************ öykü, şiir, makale ve deneme yazıları www.enginkasap.com
Telif Hakkı Uyarısı Sevda Masalı ( İpek Mendil ) isimli yazı, Engin Kasap tarafından 4/13/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Ferda Önenerk yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
2
Nesr(i) Şiir (son) (kadir Bıyıklı)
• Necla Güney Alptekin • Aşk Hikayeleri • 84 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Nesr(i) Şiir 2 (kadir Bıyıklı)
• Necla Güney Alptekin • Aşk Hikayeleri • 106 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Kasım
30
Eylül
23
Nisan
19
Şubat
28
Şubat
16
Ocak
14
Mayıs
14
El Yazısı Yüzünden..(seni Seviyorum)
• Engin Kasap • Aşk Hikayeleri • 3095 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
27
Ocak
26
Nisan
13
Şubat
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||