Sevdamın Adı KaraSevdamın Adı KaraSENİHA 1Bu sefer o kadar kolay olmayacaktı. Yine kavga ediyorlardı, yine olan onlara oluyordu. Abisi ve kardeşlerine nazaran daha hassas ve içli bir çocuktu. Henüz on iki yaşında olmasına rağmen anne ve babasının kavgalarıyla büyümüş artık bıkkınlık noktasına gelmişti. ‘Bu sefer izin vermeyeceğim birbirinizi yıpratmanıza izin vermeyeceğim’ dedi hırslanarak. Babasının tam karşısındaydı şimdi. Babası sinirden kanlanmış gözleriyle baktı kızına. _ Ne var Seniha? Diye payladı küçük kızını. Ama Seniha korkmamış aksine daha da cesaretlenmişti. _ Hani, hani sen bizi bu sene umreye götürecektin? Anne ve babası vurgun yemiş gibi donakalmışlardı. Durduk yere nerden çıkmıştı şimdi bu. Seniha aynı kararlılıkla devam etti. _ Baba! Sen söz vermemiş miydin geçen gün? Sizi umreye götüreceğim orada her şey düzelecek bir daha hiç kavga etmeyeceğiz dememiş miydin? Babası az önceki kızgınlığını aksine daha mahcuptu şimdi. Kaçamak gözlerle eşine ve kızına baktı. Annesi de aynı mahcubiyeti yaşıyordu en derinden. Çocuklarına ne kadar kötü örnek olduklarının farkındaydı aslında ikisi de. Ama olur olmaz sebeplerden çıkan kavgaların ardı arkası da kesilmemişti hiçbir zaman. Babası o günden sonra daha az konuşur olmuştu. Annesi de daha sakindi. Son üç gün kavgasız geçmişti. Bu ne güzel bir duyguydu. Seniha o üç günü hiç unutmayacaktı. Ve o günü akşamı daha da mutlu olmuştu. Babası pasaportları sallayarak girdi içeri. _ Hazırlanın! Dedi bir hafta sonra kutsal topraklardayız. Evde bayram havası yaşanıyordu adeta. Evet Seniha için bu hayatının en güzel dönemiydi. Mutluluğu gerçek anlamıyla yaşadığına inanmıştı. Bir hafta sonra o mübarek topraklara ayak basmışlardı ailecek. Doya doya yüz sürdüler kabeye. Her fırsatta tavaf ediyorlardı. Anne ve baba da burada ikinci baharı yaşıyordu adeta. Seniha yaşına nazaran daha olgun ve gelişmiş gösteren bir kızdı. İri kahverengi gözleri, açık buğday tenli ve güldüğü zaman cazibesiyle dikkatleri üzerinde topluyordu. Cana yakın ve sempatikliği, bulduğu her fırsatta nefes almadan konuşmasıyla kısa zamanda kaldığı otelde herkesin sevgisini kazanmıştı. Ama öyle birisi vardı ki Seniha’yı ilk gördüğü günden bu yana peşindeydi. Hasan, yirmi üç yaşında üniversiteyi bitirmiş, öğretmenlik yapıyordu Mekke’de. Uzun boylu buğday tenli kara gözlerinin verdiği masumiyetle çekici yüz hatlarına sahipti delikanlı. Evlilik yaşındaydı tam ve bu dönemde Seniha’yı görmüş, onunla evlenmeyi kafasına koymuştu. Seniha bütün bunlardan habersiz hayatının en mutlu günlerini yaşıyordu doyasıya. Hasan bütün cesaretini toplayarak Türkçe bilen bir arkadaşı vesilesiyle Seniha’nın babasına açılmış evlenmek istediğini söylemişti. Baba: _ Olmaz öyle şey’ diyerek kalktı ayağa. Benim kızım daha on iki yaşında. Benle dalgamı geçiyorsunuz? Diye çıkıştı. Karşı tarafın cevap bile vermesini beklemeden; _ Bu konu burada kapanmıştır. Benim kızım daha oyun çocuğu diyerek terk etti orayı. Hasan bu tepkiye çok şaşırsa da vazgeçmeyecekti. Seniha’nın babasının yakın arkadaşlarından Türkiye deki adres ve telefonlarını almıştı. Babası Seniha’ya bu durumdan bahsetmiş ve uzaktan Hasan’ı göstererek ona karşı dikkatli olması konusunda uyarmıştı. Seniha ilk defa bir erkek tarafından sevilip isteniyordu. Çocukta olsa bu onun gururunu okşamış o da Hasan’ı uzaktan takip etmeye başlamıştı. Hasan her fırsatta Seniha’nın peşindeydi. Ne kadar belli etmek istemese de Seniha’nın kendisine olan ilgisini fark etmişti. On günlük Mekke günlerinden sonra Medine ye geçmişlerdi ailecek. Ama Seniha’nın aklı Mekke’de kalmıştı. Anne ve babasına belli etmemek için elinden gelen gayreti sarf etse de ne zaman Hasan’dan yana bir konu açılsa pür dikkat kesiliyordu. Bu anne ve babanın dikkatinden kaçmamıştı. Derin bir iç çekti babası hanımına dönerek; _ Hanım kendi aramızı düzeltelim diye buraya geldik ama burada da kız elden gidecek galiba dedi. _ Evet dedi eşi başını sallayarak. Çocukluk hevesidir Türkiye’ye dönünce unutur merak etme diye hem kendini hem kocasını teselli etmeye çalışmıştı. Seniha dönüş günleri yaklaştıkça daha çok üzüldüğünü fark etmişti. Hem mübarek mekânlardan hem de Hasan’dan ayrı kalmak içini acıtıyordu. Medine de olduğu dönemde Hasan’ı görmemişti hiç. Gelir diye umut etmesine rağmen Hasan gelmemişti Medine’ye. _ O unutursa ben de unuturum ne olacak diye iç çekti. Artık son gün hazırlıklar tamamlanmış yola çıkmak için bekliyorlardı. Kaldıkları otelin lobisinde içi burkularak etrafı seyrederken gözüne çarpan bir süliet kalbinin deli deli çarpmasına neden olmuştu. Evet yanlış görmemişti. Hasan gelmiş uzaktan onu izliyordu. Seniha’nın heyecanlandığını görünce eliyle sus işareti yaparak gülümsedi. Ne Seniha Arapça biliyordu ne de hasan Türkçe. Hasan uzaktan fark edilmemeye çalışarak Seniha’ya beden dilini kullanarak ‘ Bekle Türkiye’ye geleceğim’ diyordu. İçi kıpır kıpırdı Seniha’nın. Yanakları pespembe olmuş heyecanını bastırmaya çalışıyordu. Annesiyle babasına baktı onlar hala valizlerin başında eşyalarla meşguldüler. İçinde ki burukluk yerini derin bir sevince bırakmıştı. O umutla dönmüştü Türkiye’ye… DEVAM EDECEK
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
3
Aralık
3
Sudenaz’dan Mektuplar (vı) (son)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
3
Dünya Engelliler Gününü Saygıyla Anıyorum
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Temmuz
10
Temmuz
6
Nisan
20
Bir Diğer Yönüyle Suudi Arabistan
• Hicran Şenel • Toplumsal Makaleler • 407 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Nisan
15
Hayattan İntikam Almak Mıdır Yaşamak
• Hicran Şenel • Hayata Dair Makaleler • 376 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ocak
17
Aralık
29
Aralık
29
Nisan
20
Bir Diğer Yönüyle Suudi Arabistan
• Hicran Şenel • Toplumsal Makaleler • 407 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Şubat
21
Sende Yarım Bırakıp Gidersen Beni
• Hicran Şenel • Hayata Dair Makaleler • 388 kez okundu. • 2 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||