kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri

Sevdanın Kapısı


Sevdanın Kapısı

Günün ilk ışıkları evin her yerini aydınlatmıştı. Hatice hanım mutfakta kahvaltıyı hazırlarken, bir yandan da çocuklarına sesleniyordu…

-Hadi geç kalıyorsunuz, kalkın artık

“Tabi gece yatmasını bilmiyorlar ki, sabah kalkabilsinler” diye kendi kendine söylendi. Hatice hanımın Leyla ve Erol adında iki çocuğu vardı. Leyla bir mağazada tezgahtardı. Zekiydi fakat kardeşinin iyi bir tahsil yapabilmesi için, okumak yerine çalışmayı tercih etmişti. Erol tıbbiyede altıncı sınıfa gidiyordu. Yakında doktor olacaktı. Hatice hanıma gelince, genç yaşında dul kalmıştı. Eşi hiçbir sebep yokken intihar etmiş, bütün soruşturmalara rağmen nedeni bulunamamıştı. Küçük bir dükkanları vardı. Eşi öldükten sonra dükkanı tasfiye edip kiraya vermişti. Bir yandan da evde dikiş dikiyordu. Leyla’nın da çalışmasıyla durumu düzeltmişler, karınca kararınca geçinip gidiyorlardı. Eşi öldükten sonra tüm ısrarlara rağmen, evlenmeyi düşünmemiş, kendini çocuklarına adamıştı.

Erol hazırlanmış kahvaltı masasına gelmişti.

-Anne geç kaldım ben çıkıyorum. Dedikten sonra, çayından bir yudum alarak alelacele annesini öpüp yola koyuldu.

Leyla muzip hareketleriyle annesine arkadan sarılıp öpücüklere boğmuştu. Hatice hanım kızının her sabah yaptığı şakalara rağmen, yinede irkilirdi. Annesiyle bir yandan sohbet ederek bir yandan da kahvaltısını yapıp işin yolunu tuttu.

Hatice hanım apartmana yeni taşınan komşularını ziyarete gidecekti. Oyalanmadan ev işlerini bitirip, akşamdan yaptığı poğaçaları bir tabağa koyduktan sonra çıkıp, komşularının kapısını çaldı. Kapıyı açan, uzun boylu, hafif balık etinde, esmer, sade giyimli, genç bir bayandı. Hatice hanım’ın gelişinden biraz rahatsız olmuş gibi göjrünüyordu. Hatice hanım birkaç saniyelik tedirginlikten sonra, kendini toparladı.

-Şey ben hoş geldiniz ziyaretine gelmiştim komşu. Diye çekinerek sözlerini bitirdi. Hatice hanım “Keşke gelmeseydim” diye gecirdi içinden. Ama artık çok geçti. İçeri girdiğinde

-Hoş geldiniz, benim adım Bahar. Kusura bakmayın alışık olmadığımdan, dondum kaldım. Dese de Hatice hanımı yumuşatmaya yetmemişti. Yarım bir tebessümle koltuğa oturdu. Kısa bir süre geçmeden, yandaki odadan tuhaf sesler gelmeye başlayınca, Hatice hanım irkildi. Bahar işe telaşlanarak

-Kedim alışamadı da ondan, biraz huzursuz. Dedikten sonra, derin bir nefes alarak odaya yöneldi. Hatice hanım, yadırgamıştı. Zaten nasıl geldikleri bile belli olmayan bir aile olduğunu düşündü. Bir kargo firması getirmişti eşyaları. Komşusunun gelişini görmemişti. Kaç kişiydiler? Nereden gelmişlerdi? Nasıl bir aileydi? Bilmiyordu. Bahar geldiğinde.

-Ben kalkayım anca, işiniz falan vardır. Müsait bir zamanda yine gelirim. Dediğinde bahar bir şey demeden kapıya yöneldi.

Hatice hanım iyi günler diyerek, evine gitti.

“Yok yok nereden geldi aklıma keşke gitmeseydim. Rezil oldum” diye kendi kendine söylendi. Yeni başladığı kazağa örmeye başlamıştı ki kapı çaldı. Kapıyı açtığında alt komşusu Oya’nın geldiğine sevindi. Oya meraklı gözlerle…

-Gittin mi? Diye sordu.

Hatice hanım yaşadıklarını kısaca anlattı. Oya daha bir meraklanmıştı. Apartman sakinlerini zaman içinde, bir merak sarmıştı. Ne yapıp edip öğrenmeliydiler Evden gelen tuhaf sesler, kuşkularını bir kat daha arttırıyordu. Baharın kapısının önünden geçerken bile, artık tedirgin olmaya başlamışlardı.

Altın Gününde bütün komşular Hatice hanımın evinde toplanmışlardı. Yine konu dönüp dolaşıp baharın evine gelmişti. Hiç birinin bir şey bilmemesi konuyu daha ilginç kılıyor, cesaretlerini toplayıp Bahar lada konuşamıyorlardı. Oyanın aklına parlak fikir gelmişti. Arkadaşlarıyla paylaştı.

-Düşündüm de, neden aramızdan birini seçip, bu işi öğrenmesi için göndermiyoruz? Daha iyi olmaz mı? Bizde bu meraktan kurtuluruz. Dediğinde hepsi birbirlerinin yüzüne bakmaya başladı.

Oya sözlerine devam etti.

-Kura çekeceğiz, kim çıkarsa bu olayı çözecek ne dersiniz?

Biraz heyecan, biraz merak kabul ettiler. Kurada çıkan içim Hatice hanımdı. İstemediğini söylese de, arkadaşlarının baskısı üzerine kabul etmek zorunda kaldı. Akşam olduğunda, Erol ve Leyla annesinin tuhaf davranışlarından şüphelenip sorsalar da, olumsuz cevap alınca bir şey demeden odalarına çekilip kendi işleriyle uğraştılar. Hatice hanım tedirgindi. Nasıl Öğrenecekti? İlk gittiğindeki rahatsızlığı hissetti yine. Bunaldığını hissedince “Aman boş ver bulurum bir yolunu” diye örgüsünü örmeye başladı. O sırada Leyla yanına geldi.

-Anne neden böyle durgunsun? Seni Üzen bir şey mi var? Diyerek annesine sarıldı. Hatice hanım, olanları kızıyla paylaşmaya karar verdi. Olan biteni başından itibaren Leyla ile paylaştı. Leyla

-Enteresan, ben de şimdi merak ettim. Bu durum seni bayağı rahatsız etti. Bana bırak ben yarın ne yapar ne eder öğrenirim, derken bile kafasında bir sürü senaryo yazmıştı. Sabaha kadar düşünüp durdu. Ne yapabilirdi? Yarın işten geldiğinde öğrenmeye çalışacaktı. Düşünceleri mesai bitimine kadar sürdü. Eve gelip hemen üzerini değiştirip soluğu baharın kapısında aldı. Bahar isteksizce Leyla’yı buyur etmişti. Leyla umursamaz bir şekilde, içeri girmiş konu üzerine konu açmaya başlamıştı. Bahar sadece başına sallamakla yetiniyor. Leyla’nın bir an önce gitmesi için dua eder durumdaydı. Tam o sırada içerden yine o tuhaf sesler gelmeye başladı. Bahar tedirgin bir şekilde izin isteyip, odaya doğru yöneldi. Leyla bu durumu fırsat bilip, Bahar kapıyı açtığında hemen yanında bitiverdi. Kapı açıldığında Bahar son anda Leyla’yı görmüş, yapacak bir şeyi olmadığından tedirgin bir şekilde Leyla’ya baktı.genç kız gördüğü manzara karşısında donup kalmıştı. Ağzını bıçak açmıyordu. Yatakta yatanın bir insan mı? Yoksa bir yaratık mı? Olduğunu kestirememişti. Bahar içindeki öfkeyi kusmaya, ağzına ne gelirse söylemeye başlamıştı.

-Gördün mü? Eserinizi, abim sizin yüzünüzden bu hale geldi. Kelimeler titreyerek çınlıyordu, odanın duvarlarında.

-Senin baban yüzünden bu durumda… Bahar sözünü bitirdiğinde Leyla soluğu dışarıda aldı. Hatice hanım merakla kızını bekliyordu. Leyla geldiğinde öğrenemedim diyebildi sadece… Odasına gidip uzandı. Nasıl olmuştu, ne hakla böyle diyordu. Üzerindeki şoku atıp sakince düşünmeye başladığında “Yarın mutlaka her şeyi öğrenmeliyim” diye düşündü. Mesai saatini zor bitirdi. Annesini telefonla arayarak geç geleceğini söyledi. Olayları tam anlamıyla öğrenmeden konuşamazdı. Annesinin bu hazin olaya yüreği nasıl dayanırdı? Onu üzmeye hakkı yoktu. Bahar’ın kapısın çalarken soracağı soruları tasarlıyordu kafasında. Bahar bir şey demeden Leyla’yı içeri aldı… meraklı gözlerle Bahar’ın olanları anlatmasını bekledi. 

Bahar sakinleşmiş bir şekilde durumu izah etti… Abisi Yıldırım’ın geçirdiği trafik kazası sonucunda, vücudu tanınmayacak hale gelmiş fakat olaya sebeb olan kişi bulunamamıştı. Yıldırım geçirdiği şokla geçici olarak konuşamıyordu… Bir gün eve gelen mektupla suçlunun kim olduğunu öğrenmişlerdi. Ali bey yaşadığı vicdan azabına daha fazla dayanamayıp mektup da her şeyi yazmış, kendisini affedilmesini rica etmişti. Leyla hayatında yeni bir sayfa açacak kağıdın eline aldığında yazının babasına ait olduğunu gördüğü zaman gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Bahar o kötü günleri tekrar yaşıyordu.

-Mektuptaki adresten yola çıkarak buraya taşınmaya karar verdim. Ali beyin ağabeymi  görüp vicdan azabı çekmesini istiyordum. Onun çektiklerini babanında yaşamasını istiyordum. Buraya taşındıktan sonra öğrendim yaşadıklarına dayanamayıp intihar ettiğini. Sizlere bir şey söylemedin sizin bir kabahatiniz yoktu. İnsanlardan uzaklaşmam ağabeymi görüp acımalarını istemediğimdendi.

İkiside bir şey söylemeden öylece kaldılar. Leyla kelimeleri seçmekte zorlanıyor bu durum karşısında ne söylenir bilmiyordu.

-Gerçekten çok üzüldüm. Böyle olsun babamda istemezdi. Bizde bilmiyorduk. Son günlerdeki bunalımını neden intihar ettiğini bir türlü öğrenemedik. Günahsız iki insanın canı yandı. Bir çözümü olacak inanıyorum. Bundan sonra beraberiz

Bahara candan sarılarak duygularını hissettirdi. Eve geldiğinde hala kendini toparlayamıyordu. Annesi ve kardeşi nasıl bir tepki göstereceklerdi bu duruma düşünemiyordu. Eve geldikten sonra, Leyla anlatırken annesinin gözleri dolmuştu. Gerçekler acıydı fakat yapacak bir şeyleri yoktu. Yaşadıkları talihsiz olay iki ailenin birleşmesine neden olmuştu. Bir birlerine destek olmaya karar verdiler…

Apartman sakinlerine uygun bir yalan bulunmuştu. Baharın yaşlı bir kedisi olduğu, ses tellerindeki  sorun yüzünden tuhaf sesler çıkardığı, çok sevdiği içinde atmaya kıyamadığı bahanesiyle olayı geçiştirmişlerdi.

Leyla akşamları Bahar’a uğruyor. Yıldırım’ın bakımına yardım ediyordu. Yıldırım konuşmasa da bakışlarıyla çok şey anlatan bir insandı. Ateş vücuduna ilmek ilmek işlemiş ama gözlerine dokunamamıştı. Hissettiklerini gözleriyle anlatıyordu. Leyla ara sıra kitap okuyor. Ara sırada gün içinde yaşadıklarını anlatıyordu. Gündüzleri Bahar ile Leyla işe gidiyorlar, Hatice hanımsa Yıldırım ile ilgileniyordu. Erol mezun olmuş özel bir hastanede göreve başlamıştı. Bahar ile Leyla çok sıkı dost olmuşlar, Yıldırımsa zaman ilerledikçe düzelmeye başlamış yavaş yavaş  konuşmaya başlamıştı. Leyla ve Yıldırım  bu durumdan bayağı hoşnuttular. Artık sohbet ediyor , bir çok şeyi paylaşmaya başlamışlardı. Aralarında duygusal bir  bağ oluşmuştu. Bazen bir çok kelimenin önüne geçiyordu bakışları… Yıldırım aşık olmuştu fakat durumundan dolayı Leyla’ya açılamıyordu. Leyla yine bir iş çıkışında soluğu Yıldırım’ın yanında almıştı. Her zamanki gibi konuşmaya başladılar. Genç kadın Yıldırım’ın elini tuttuğunda, beklemediği bir tepkiyle karşılaşmıştı… oysa Yıldırım iğreneceğini düşünerek dokunmasına izin vermemişti. Leyla dayanamayıp

-Çekme ben … ben… seni seviyorum. Benden uzaklaşmanı istemiyorum. Derken Yıldırım’ın elini daha sıkı tutarak, yanağına küçük bir buse kondurdu.

Genç adam şaşkın biraz da mutlu bir ifadeyle

-Bende fakat şu halim sana olan duygularımı açmamı engelliyor.  Bir Sevdiğimin daha bu azaba ortak olmasını isteyemem.. hakım yok derken gözlerini kaçırdı. Kelimeler böyle desede yüreği tam tersini söylüyordu… Bahar geldiğinde konuşulanlar karşısında duygulanmış, kendini toparlamaya çalışıyordu.

-Sevginize sahip çıkın her şeyin bir hal çaresi bulunur üzmeyin birbirinizi… derken gözlerindeki nemi daha fazla saklayamayacağından içeri kaçtı.

Leyla eve dönerek yüreğindeki sevgi selinden annesine bahsetti. Kızının duygularını anlıyor ona destek oluyordu.

Ertesi gün Erol işe gittiğinde Yıldırım’ın durumunu hocasına izah etti. Konuşma olumlu geçmiş Yıldırım’a randevu almıştı. Leyla’yı arayıp Yıldırım’ı alıp gelmesini istedi. Leyla biraz şaşkın, biraz sevinçli genç adamı alarak hastaneye geldiler. Muayene olumlu geçmiş, uzun bir tedaviden sonra Yıldırım Eskisi gibi olmasa da iyi olacak insan içine çıkabilecekti. Yıldırım hemen hastaneye yatırıldı. Ameliyat üzerine ameliyat yapıldı. Leyla, her zaman sevdiği adamın yanında oldu. Zor günlerinde desteğini esirgemedi. Bir yıl süren ameliyatlardan sonra, Yıldırım düzelmişti. Bu sevincini Leyla ile paylaştığında Leyla, Yıldırım’ın gözlerine bakarak…

-Gözlerinden yüreğime akan duygularda buldum seni. Ben kalbinin kapıları arkasındaki seni sevdim.

 Bu sözler sevdalarının kapısını açan anahtar olmuştu…



Sevdanın Kapısı
Yazı Sahibi
Nilgün Asil
Nilgün Asil tarafından 16.6.2006 tarihinde eklendi 1120 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
ellerinize saglik çokk güselll ya inannin bana süper bisis olmus basarilar....


05.08.2006 tarihinde yorumlandı.

TÜYLERIM DIKEN DIKEN OLDU BOGAZIMDA BISEY DÜGÜMLENDI AÇIKCASI ÇOK ETKILENDIM.


15.10.2006 tarihinde yorumlandı.


Aralık
2
Nesr(i) Şiir (son) (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 84 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi
Berna BaşabaşAşk Hikayeleri • 82 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
1
Olmayan Sevgiliye
Doğukan İçilAşk Hikayeleri • 106 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
1
Nesr(i) Şiir 2 (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 106 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kadın ve Adam ( Kadın Öldü)
Hilmi NevruzpulAşk Hikayeleri • 81 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
5
Hüzzamla Biter
Nilgün AsilSevgi ve Aşk Şiirleri • 134 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
16
Sevdanın Kapısı
Nilgün AsilAşk Hikayeleri • 1121 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
15
Can`a Emanet
Nilgün AsilYaşamdan Hikayeler • 527 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
15
Düşe ve Kabusa İmza
Nilgün AsilAşk Hikayeleri • 676 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
16
Sevdanın Kapısı
Nilgün AsilAşk Hikayeleri • 1121 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
15
Düşe ve Kabusa İmza
Nilgün AsilAşk Hikayeleri • 676 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
15
Can`a Emanet
Nilgün AsilYaşamdan Hikayeler • 527 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
5
Hüzzamla Biter
Nilgün AsilSevgi ve Aşk Şiirleri • 134 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Sevdanın Kapısı, Sevdanın Kapısı hikayesi, Sevdanın Kapısı hikaye, Sevdanın Kapısı nedir?, Sevdanın Kapısı hakkında bilgi, Sevdanın Kapısı hikayeleri, Nilgün Asil hikayeleri, Sevdanın nedir, Sevdanın hikayesi, Sevdanın hikayeleri, Kapısı nedir, Kapısı hikayesi, Kapısı hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Free Advertising | Loans | Northern Rock | Car Accident Attorney Los Angeles | Buy Shares | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul