“Sitede de sevgi üzerine sıkça yazılıyor…(Ben de ‘sevgi bence (2)’ diyorum) Kelimeleri, cümleleri dönüp dolaştırıp sevgiye getirmek…Acaba diyorum, ? Sevgiyi yeterince tanımayışımızdan mı?Yoksa ‘sevgiye’ doyamayışımızdan mı, ‘Sevgi’ konumuz oluyor?İnsanlığın var oluşundan bu yana hiç eskimeyen, gündemdeki yerini har an koruyan tek konu, ‘sevgi’dik...”
Sitede de sevgi üzerine sıkça yazılıyor… (Ben de ‘sevgi bence (2)’ diyorum) Kelimeleri, cümleleri dönüp dolaştırıp sevgiye getirmek… Acaba diyorum, ? Sevgiyi yeterince tanımayışımızdan mı? Yoksa ‘sevgiye’ doyamayışımızdan mı, ‘Sevgi’ konumuz oluyor? İnsanlığın var oluşundan bu yana hiç eskimeyen, gündemdeki yerini har an koruyan tek konu, ‘sevgi’ dikkatinize sunmak istediğim husus şu: Sevgi neden sadece kadın ve erkek arasındaki cazibeyle anlatılmaya, anlaşılmaya, yaşanmağa çalışılıyor. Sevginin anlamı, varlığı neden ufaltılıyor? Elbette sevgiyi keşfetmede beni de ilk etkileyen karşı cins oldu. Fakat düştüğüm yerden kalkmam gerektiğini ve sevginin kaynağına ulaşmam gerektiğini anladım. Ve bu anlayış yüreğime efendi oldu. O emrediyor ve ben arıyorum. Doğan günde… Batan günde. Yeşeren tohum da, solan çiçekte, Doğumda ve ölümde… Hayatın tümünde arıyorum onu. Ve, her şeyde mevcudiyetini hissediyorum, ama yeterince anlayamıyorum, anlatamıyorum. Sevginin belki de, karşılıklı konuşulabildiği iki hayat sahibi olduğu içindir ki, kadın ve erkek aşkı, sevgiyi birbirlerine fısıldar dururlar. Fısıltı bu… Pek de anlaşılmadan, anlaşılmaya çalışılmadan yaşanıp durur. Fısıltısı uğruna bile ne dizeler döktürülür. Ne canlardan geçilir. Saltanatlar terk edilir, dağlardan sevgiye, sevgiliye yol açılır. Bunlar sadece fısıltısı uğruna yapılanlardır. Ya ‘ sevgi’ dile gelse? Ya sevginin dili çözülse? Uğruna nelerden vazgeçmez ki insan? İki cins arasında, bir kopuş, ayrılış da vaki oldu mu? Sanki ‘sevgi’ kaybolmuştur gibi acınırız, üzülürüz. Ve giden hangi cins olursa olsun, sevgiyi de onun peşine takıp yollarız. Oysa sevgili denilen yüreğimizdeki sevgi ışıklarını yine bize tanıtan yansıtıcıdır sadece. Elbette karşımızda ki bundan ibaret değildir. Evet, haklısınız da, ‘sevgi’ de sadece ondan -her kimse giden - ondan ibaret değildir Kadın erkekten, erkek kadından sevgi kıvılcımlarını çalar. O kadar. Tutuşan da sende. Sevginin nüvesi de sende Aşkta sende.
Cemal Çelik / 14.05.2008Çok güzel bir konuya değinmişsiniz...En güzel ilacımız en çok ihtiyacımız olan şey gerçek sengi...Efendim. Saygılarımla.
Levent Paşaoğlu / 13.05.2008Lafın özü;
Güzelliğin on par`etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa
Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yazılmaz aleme
Aşıklarda meşk olmasa
Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk`olmasa
Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşıkla maşuk olmasa
Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı Veysel adı
O sana aşık olmasa
Yüreğinize sağlık.Bu arada Aşık Veyselide rahmetle anıyoruz.
Turgut Altunyurt / 12.05.2008güzel bir konuya deginmissiniz,sevginin cinsi varmidir? herseyin sevgisi bir ayridir,kokusu bir baskadir,hayatimizda sevgi degil bence sevgiler vardir,bizi hayata kuvvetlice baglayan sevgiler,,kaleminiz daim olsun,yüreginize saglik,saygilar
Tuğba Çetiner / 11.05.2008Gıpta edilecek bir eser yazmışsınız. Benim de naçizane fikrim: Yaratan her şeyi sevgi ile ve severek yarattığı için, biz insanlar da O büyük sevginin cüzzi kısmıyla payımıza düşeni,anlata anlata bitiremeyişimiz şeklindedir. Yunus Emre`nin buyurduğu gibi;Yaratılanı severiz, Yaratan`dan ötürü,sözünü kılavuz ediniriz. Aslında kişiye de olsa sevgimiz, sonunda yine hep Allah`a varır.